10. Hukuk Dairesi 2023/10724 E. , 2025/2319 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/312 E., 2023/1470 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/372 E., 2021/293 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığının iptali nedeniyle yersiz olarak ödendiği iddia edilen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum sigortalısı davalının 506 sayılı Kanun'a tabi yaşlılık aylığının 01.05.2000 tarihinden itibaren bağlandığı, 01.06.2000 tarihinden itibaren Avusturya'da fiilen çalıştığı tespit edildiğinden aylığının 01.06.2000 tarihi itibariyle kesildiği, davalının Avusturya'da geçen hizmetleri ile çakışan fiili ve isteğe bağlı hizmetleri ve almakta olduğu aylığı iptal edildiği iddiasıyla davalıya fuzuli ve yersiz olarak ödenen aylık toplamı 81.155,88 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara 3. İş Mahkemesinin 2014/598 Esas sayılı dosyasında Kurum aleyhine isteğe bağlı sigortalılık süreleri ve yaşlılık aylıklarının iptaline ilişkin işlemin iptali hususunda dava açıldığı, dosyanın derdest olduğu, isteğe bağlı sigortalılık şartlarını belirleyen 506 sayılı Kanun'un 85. maddesi gereğince, "...herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışanlar isteğe bağlı sigortalı olamazlar..." hükmü bulunsa da maddede geçen "...herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna..." deyiminin Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kuruluşlarını amaçladığının açık olduğu, isteğe bağlı şekilde oluşturulmuş sigortalılık türünde, Sosyal Güvenlik Kuruluşu kapsamını Avusturya Sosyal Güvenlik Mercilerini de kapsar şekilde yorumlamanın eşitliğe ve sosyal güvenlik ilkelerine aykırı olduğu, Kanuna aykırı şekilde genelge ile konunun düzenlenmesinin de mümkün olmadığı, bu durumda gerek sosyal güvenlik sözleşmesi yapılan ülkelerde ve gerekse yapılmayan ülkelerde çalışan Türk uyruklu kimselerin Türkiye'de isteğe bağlı sigortalı olmalarını engelleyen bir kanuni düzenleme bulunmadığı, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu, bununla birlikte davalının 2147 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı hizmet borçlanması bulunmadığı, bağlanan yaşlılık aylığının davalının Türkiye'deki hizmetleri toplamı üzerinden bağlandığı, buna göre 506 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile getirilen düzenleme yurt dışında geçen fiili çalışmayı kapsamadığından, davalının yurt dışında çalışmaya devam etmesi veya yardım almasın da kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasına engel teşkil etmediği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kayseri 1. İş Mahkemesi tarafından 07.07.2021 tarihli ve 2018/372 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararla; davalıya 01.05.2000 tarihi itibariyle Türkiye'deki hizmetleri üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı, davalının yurt dışı çalışma süreleri ile ilgili borçlanmasının aylık bağlanmada söz konusu olmadığı, davalının 01.01.1998 - 12.04.2000 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğu, Kurumca davacının isteğe bağlı sigortalılık döneminde yurt dışında çalıştığı gerekçesiyle sigortalığının ve aylığının iptal edildiği, ödenen aylıkların talep edildiği, Kanunda aranan "zorunlu sigortalı olmamak" kuralından Türkiye'deki çalışmaların anlaşılması gerektiği, yurtdışı çalışmalarının isteğe bağlı sigortalılığın iptalini gerektirmeyeceği, isteğe bağlı sigortalılık şartlarından olan "zorunlu sigortalı olmamak" kuralının Türkiye'deki çalışmalara ilişkin olması nedeniyle bir kişinin yurt dışında sigortalı olarak çalışmaktayken 506 sayılı Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı olmasına engel bir durum bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlık Federal Almanya'da zorunlu sigortalı olarak çalışan Türk uyruklu bir kimsenin Türkiye'de isteğe bağlı sigortalı olup olamayacağı konusu olduğu, uyuşmazlığın yasal dayanağının isteğe bağlı sigortalı olabilme koşullarını gösteren Sosyal Sigortalar Kurumunun 85. maddesinin (A-b) anılan maddenin (b) bendinde geçen "...herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna..." deyiminin Türkiye'deki Sosyal Güvenlik Kuruluşlarını amaçladığı, Sosyal Güvenlik sözleşmesi yapılan ülkelerde, gerekse yapılmayan ülkelerde çalışan Türk uyruklu kimseler Türkiye'de isteğe bağlı sigortalı olabileceği, somut olayda davalının isteğe bağlı sigortalılık süresi iptal edilmediği takdirde yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının oluştuğu konusunda taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacının 1996 yılındaki 78 günlük yurtdışı çalışması ile Türkiye'deki hizmetlerinin çakıştığı, bu durumda davacının 78 günlük hizmetinin iptalinin gerekeceği, dava konusu olay nedeniyle davalı tarafça Kurum aleyhine Ankara 3. İş Mahkemesinin 2014/598 Esas, 2015/1442 Karar sayılı ilamı ile davacıya 01.03.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, iptal edilecek borç bulunmadığından bu yöndeki talebin reddine karar verildiği, anılan kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, kesinleşmiş karar gözetildiğinde davalının yersiz aylık ödemesinden sorumlu olacağı değerlendirildiği ancak ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 01.05.2000 - 23.12.2013 döneminde yapılan 10.262,08 TL yersiz ödemeden 8.490,21 TL'nin, on yıllık hak düşürücü süre kapsamında kalması sebebiyle 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi gereği tahsilinin mümkün olmadığı değerlendirilerek bu miktar yönünden hak düşürücü süre nedeniyle ret kararı verildiği, 3.856,35 TL'nin Nisan-Aralık 2017 döneminde, 51.621,11 TL'nin 2017 Mart ayında yani dava açılış tarihinden sonra davalının maaşından kesildiği anlaşılmakla toplamda 55.577,46 TL'nin konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Kurumca dava edilen miktardan geriye kalan 17.188,21 TL'nin ise ödeme yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle Kurumca dava edilen 55,477,46 TL ödemenin iadesi talebinin konusuz kaldığı anlaşılmakla karar verilmesine yer olmadığına, Kurumca dava edilen 8.490,21 TL ödemenin iadesi talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, Kurumca dava edilen 17.188,21 TL ödemenin iadesi talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF Kayseri 1. İş Mahkemesinin 07.07.2021 tarihli ve 2018/372 Esas, 2021/293 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/1999 Esas, 2022/610 Karar sayılı kararı ile kesinleşen Mahkeme kararı uyarınca davalının 01.05.2000 ile 23.12.2013 tarihleri arasında ödenen aylıklar için 81.149,35 TL yersiz ödeme miktarınca borçlu olduğunun kesinleştiği, Kurum tarafından yersiz ödenen aylıkların tahsili için açılan davada yersiz ödeme döneminin 01.05.2000 ile 23.12.2003 olarak belirlendiği, Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 21.12.2018 tarihli yazısıyla bu dönemde ödenen aylık toplamının 10.262,08 TL olarak bildirildiği, yersiz ödenen aylıklara ilişkin olarak davalıya yeniden aylık bağlanırken birikmiş aylık alacağı olan 51.621,11 TL'nin borcuna mahsup edilerek, güncel maaşlarından da 3.856,35 TL kesinti yapıldığının bildirilmesi ve dava konusunun 01.05.2000 ile 23.12.2003 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklara ilişkin olduğunun belirtilmesi karşısında (gerek dava dilekçesi, gerek borç bildirim belgeleri ve tüm dosya kapsamı ile) davalının 01.05.2000 ile 23.12.2003 dönemi bakımından dava tarihinden sonra birikmiş aylık alacaklarından mahsup yolu ile ödendiği ve böylece davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davacı Kurum vekili ve davalı vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 uyarınca kabulü ile Kayseri 1. İş Mahkemesinin 07.07.2021 tarih ve 2018/372 Esas ve 2021/293 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine 10.262,08 TL alacak bakımından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/1999 Esas, 2022/610 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 26.09.2022 tarihli ve 2022/7864 Esas, 2022/11250 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Yersiz ödenen aylıkların tahsili için açılan davada her ne kadar Kurum tarafından dava dilekçesinde yersiz ödeme dönemi 01.05.2000 ile 23.12.2003 olarak yazılmışsa da, aynı dilekçede dava edilen Kurum alacağı tutarının yasal faizi ile 81.155,88 TL olarak belirtildiği, buna göre davacı kurumun dava dilekçesinde ileri sürdüğü dönemle bağlı kalmaksızın uyuşmazlığın davacı kurumun davalıdan bu miktarda alacağı bulunup bulunmadığı yönünden çözümlenmek suretiyle davalıya yersiz ödenen aylıkların hesabı ve davalı sigortalının birikmiş aylık alacaklarının mahsubu yapılarak davacı Kurumun alacaklı olduğu tutar belirlenmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince '01.05.2000 ile 23.12.2003 dönemi bakımından dava tarihinden sonra birikmiş aylık alacaklarından mahsup yolu ile ödendiği ve böylece davanın konusuz kaldığı' gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davalı tarafından Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olarak açılan davada Ankara 3. İş Mahkemesinin 2014/598 Esas ve 2015/1442 Karar sayılı kararı ile davacının SSK isteğe bağlı hizmetlerinin geçerli olduğunun, 01.03.2014 geçerli olmak üzere Bağ-Kur hizmeti, askerlik borçlanması, SSK isteğe bağlı hizmetleri, yurtdışı ile çakışmayan SSK zorunlu hizmetleri olmak üzere toplam 4942 gün üzerinden 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 60/a-b hükmüne göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, aylığın başlangıcıdan itibaren geçerli olduğu isteminin reddine, yine iptal edilecek bir borç miktarı bulunmadığından bu yönde yapılan talebin de reddine dair kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2016/6908 Esas, 2016/13939 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, kesinleşen Mahkeme kararı uyarınca davalının 01.05.2000 ile Kasım/2013 tarihleri arasında ödenen aylıkların yersiz olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 96/a maddesi gereğince yersiz ödeme tespit tarihinden geriye doğru 10 yıllık süreye ilişkin dönemin iadesinin mümkün olduğu, yersiz ödeme tespit tarihi olan 18.11.2013 tarihinden itibaren geriye doğru 10 yıllık döneme ilişkin aylıklar toplamının bilirkişi tarafından 80.790,58 TL olduğu, yargılama sırasında davacıya bağlanması gereken aylıklardan 55.477,46 TL ödeme yapılmakla bakiye 25.313,12 TL yersiz aylık ödemesi bulunduğu hesaplandığı, dava açıldıktan sonra davacıya ödenmesi gereken birikmiş aylıklar mahsup edildiğinde 2011/9 ay ve 2013/11 ay arası ödenen yersiz aylıklar toplamı olan 25.313,12 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren davalıdan yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK 356 ve 359. maddeleri uyarınca kabulü ile Kayseri 1. İş Mahkemesinin 07.07.2021 tarih ve 2018/372 Esas ve 2021/293 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine davanın kısmen kabul kısmen reddine davalıya yersiz ödenen 80.790,58 TL'den yargılama aşamasında ödenen 55.477,46 TL'nin mahsubu ile bakiye 25.313,12 TL yersiz ödenen aylığın ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Aralık 2003 - Kasım 2013 tarihleri arasında ödenen 81.155,82 TL yersiz aylıklardan 55.477,46 TL'si (işbu dava tarihinden sonra) mahsup edilmiş olup, davalının Kuruma 25.678,42 TL borcu kaldığı, dava tarihinde 365,30 TL fazla istemin olduğu yönünde tespitte bulunan bilirkişi raporu esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yasalara aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümünün reddi gerektiği, vekalet ücretinin hatalı belirlendiği, talep edilmeyen dönemle ilgili hüküm kurulduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaşlılık aylığının iptali nedeniyle yersiz olarak ödendiği iddia edilen aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsiline ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 345b9a67b26fb99e f5382c5de6c6df50