Yargıtay Kararları › Yargıtay 10. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/3371 E., 2025/2322 K.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3371 E., 2025/2322 K. (18.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3371
Karar No
2025/2322
Karar Tarihi
18.02.2025

10. Hukuk Dairesi 2024/3371 E. , 2025/2322 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/438 E., 2023/587 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile aylıkların tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ilk kez 02.06.1970 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında mecburi sigortalı olarak çalışmaya başladığı ve daha sonra yurt dışında çalışarak Türkiye'ye döndüğü, davacıya yaşlılık aylığı tahsisi yapıldığı, sonrasında davacının yurt dışı borçlanmasının geçersiz sayılması nedeniyle yaşlılık aylığının iptal edildiği ve fuzulen ödendiği varsayılan 34.558,83 TL'nin davacıdan istenmesi üzerine davacı tarafından Kurum hesabına 21.000 TL ödendiği, bunun üzerine ... Asliye Hukuk Mahkemesinde istirdat davası açıldığı ve mahkemece davacının davalı Kuruma ödemiş olduğu 29.403,31 TL'nin davacıdan tahsiline bu miktardan da davacının ödediği 21.000 TL'nin mahsubuna karar verildiği iddiasıyla 01.01.2006 tarihinden itibaren ödenmesi gereken aylık ve sosyal yardımlardan şimdilik 24.000 TL'nin davalı Kurumdan tahsiline ve davacıya her ay ödenmesi gereken miktarlar gözetilerek hesaplanacak yasal faizlerden şimdilik 3.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında ... sigorta merciinden alınan hizmet cetvelinin tetkikinde sigortalının 03.10.1972-31.12.2005 süresinde çalıştığı ve işsizlik yardımı aldığının tespit edildiği, tahsis talebinde bulunduğu tarihte yurda kesin dönüş yapmadığından bağlanan yaşlılık aylığının da yurt dışı borçlanmasının iptal edilmesi nedeniyle durdurulduğu, Kurum işleminin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.04.2019 tarihli ve 2009/300 Esas, 2019/385 Karar sayılı kararla; Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin İş Mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 2011/246 Esas, 2017/462 Karar sayılı kararın kesinleşmesi beklendiği, Mahkeme kararında Yargıtay bozam ilamı çerçevesinde davacının 01.10.1994 ve 19.08.2006 tarihleri arasında Almanya'da çalıştığı ve işsizlik sigortasından para aldığı, yurda kesin dönüş yapmadığı açıkça anlaşıldığından Kurumun davalının yaşlılık aylığının 01.10.1994-19.08.2006 dönemini iptal etmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle yapılan ödeme dikkate alındıktan sonra Kurum lehine tahsile karar verilmiş olduğu, Kuruma yazılan müzekkereye verilen cevapta davacının yaşlılık aylığının yeniden bağlanması ile alakalı tahsis talebinin bulunmadığı bildirildiği, davacının yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum tarafından yapılan işlem sonucu yeniden yaşlılık aylığı bağlanması konusunda talebinin bulunmaması, ayrıca davada davacının yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespiti açısından da talebin bulunmaması davacının yaşlılık aylığının ilk bağlandığı tarihten itibaren iptaline ilişkin işleme dayalı Kurumun alacak talebinin Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edilmesi karşısında açılan davada yaşlılık aylığına müstahak olduğuna ilişkin bir talep de sözkonusu olmadığından davacının tek başına alacak talep eden davasının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.04.2019 tarihli ve 2009/300 Esas, 2019/385 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarihli ve 2019/1977 Esas, 2019/1716 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 22.04.2019 tarihli ve 2009/300 Esas, 2019/385 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 10.03.2020 tarihli ve 2020/781 Esas, 2020/2221 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Dosya içeriğinden, davacıya yurt dışı borçlanması sonucu 01.10.1994 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, kesin dönüş şartının olmadığının tespiti üzerine 01.10.1994 - 19.08.2006 tarihleri arasında ödenen aylıkların yersiz ödeme nedeniyle borç çıkarıldığı, yersiz aylıkların istirdatına ilişkin davada, 01.10.1994 - 19.08.2006 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının davacı tarafından Kuruma ödenmesi gerektiğine ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının Dairemiz onama ilamı ile kesinleştiği, davacı vekilinin eldeki dava ile, kesin dönüş şartının yerine getirildiği 01.01.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasını, ödenmeyen aylıklardan şimdilik 24000 TL’nin, faiz alacağından ise şimdilik 3000 TL’nin davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece, yapılan yargılama neticesinde, davacının yaşlılık aylığının iptaline ilişkin kurum tarafından yapılan işlem sonucu yeniden yaşlılık aylığı bağlanması konusunda talebinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verdiği, davacının istinaf talebinin ise kararın usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle esastan reddedildiği anlaşılmaktadır. Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6’ıncı maddesinde belirlenmiştir. Bu koşullar, a) Yurda kesin dönülmüş olması, b) Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması, c)Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulmasıdır. Dosya içerisine celp edilen Alman Sigorta Mercii kayıtlarına göre, davacının 1972-31.03.2008 tarihleri arasında çalıştığı ve işsizlik yardımı aldığı, 01.04.2008 tarihi itibariyle Almanya’dan emekli aylığı almaya başladığı, bu tarih itibariyle de kesin dönüşün gerçekleştiği sonucuna gidilse de, kesin dönüş tarihinin belirlenmesi yönündeki tereddütün giderilmesi amacıyla celbedilecek son tarihli Alman TR4 hizmet cetveline göre kesin dönüş tarihi saptanmalı ve takip eden aybaşından aylık bağlanması gerekeceği gözetilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının talebi davacıya davalı Kurum tarafından yurt dışı borçlanması sonucunda bağlanan yaşlılık aylığının 19.08.2006 tarihinde kesildiği davacının yeniden aylık bağlanması için gerekli kesin dönüş şartının 01.01.2006 tarihi itibari ile yerine getirdiği bu tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve yaşlılık aylıklarının tarafına faizi ile beraber ödenmesi istemine ilişkin olduğu, Kurum kayıtlarının incelenmesinde dava açıldıktan sonra davacıya 22.01.2022 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, davalı tarafından davacının taleplerine yönelik zaman aşımı definde bulunulduğu, Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/246 Esas sayılı dosyası üzerinden verdiği ve kesinleşen karar ile 01.10.1994-19.08.2006 ya kadar olan aylıkların iptal edildiği, bu nedenle sadece 19.08.2006 dan sonraya yönelik davacının talebi inceleneceği, Yargıtay Bozma İlamında davacının 01.04.2008 tarihi itibari ile Almanya'dan emekli aylığı almaya başladığı bu tarihten sonra da kesin dönüşünün gerçekleştiği kabul edilse de kesin dönüş tarihi netleştirilerek takip edilen ay başında aylık bağlanması gerektiğinin belirtildiği, davacının yurda giriş ve çıkış kayıtları incelendiğinde 27.07.2008 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı fasılalarla giriş ve çıkış kayıtlarının bulunduğu, dosya kapsamında davacının 31.03.2008 de Almanya'daki çalışmasını sonlandırdığı, bilirkişi tarafından davacının Türkiye'ye 01.04.2008 tarihinde kesin dönüş yaptığı 01.05.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği belirttiği, bu nedenle davacının 01.05.2008 tarihinden itibaren aylık almaya hak kazandığı kabul edileceği, eldeki dava alacak davası olduğu için dava tarihine kadar işleyen maaşlar ve bu maaşlara dava tarihine kadar işleyecek faizler yönünden davalının zaman aşımı defi de dikkate alınarak karar verilebileceği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 01.05.2008 tarihi ile dava tarihi olan 15.10.2009 tarihleri arasında yaşlılık aylığı olarak toplam 13.873,51 TL maaş ücreti ile bu ücrete dava tarihine kadar işleyen 901,92 TL faiz olmak üzere toplam 14.775,43 TL alacağın dava tarihi olan 15.10.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının dava dilekçesinde talep ettiği kalan 12.224,57 TL'lik alacak talebinin reddine, davacının dava tarihinden sonraki dönemlere ilişkin aylık ve faiz talebi hakkında yaptığı ıslahla talep ettiği miktar yönünden usulüne uygun dava olmadığından dava açılmasına yer olmadığına, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birikmiş aylıkları ilişkin 24.000 talebinin 167.702,00 ve 3.000 faizin 139.099,00 ₺ olarak ıslah edildiği, harcın ödendiği, davanın ıslah edilmiş haliyle kabul edilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yaşlılık aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile aylıkların tahsiline ilişkindir. 1.Davacıya 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma süreleri de nazara alınarak 01.10.1994 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Kesin dönüş şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle yaşlılık aylığının davalı Kurum tarafından kesilmesi ve 01.10.1994-19.08.2006 tarihleri arasındaki aylıkların yersiz olduğu gerekçesiyle davacıdan tahsilinin talebiyle açılan davada 01.10.1994-19.08.2006 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklarının davacı tarafından Kuruma ödenmesi gerektiğine ilişkin verilen karar Dairemiz onama ilamı ile kesinleşmiştir. Eldeki davada davacı, 01.01.2006 tarihinden itibaren kesin dönüş şartını yerine getirdiği gerekçesiyle anılan tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen aylıklardan şimdilik 24000 TL’nin, faiz alacağından ise şimdilik 3000 TL’nin davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Bu arada davalı Kurum tarafından davacıya 01.02.2020 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan davacıya 01.05.2008 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiği kabulüyle yapılan aylık hesabına göre davacı ıslahen 306.802,00 TL aylığın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 61 ve geçici 82. maddeleridir. 506 sayılı Kanun'un 61. maddesine göre yaşlılık aylıklarının hesabında 31.12.1999 tarihine kadar katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanmakta iken, 4447 sayılı Kanun ile anılan maddede değişiklik yapılması sonucu, 01.01.2000 tarihinden itibaren katsayı esasına dayalı gösterge sistemi yürürlükten kaldırılmış, sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, kazancın ait olduğu takvim yılından itibaren aylık talep tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturması esası getirilmiştir. Ancak bu sistem, 01.01.2000 tarihinden sonra sigortalı olarak çalışmaya başlayıp, emekli olanlara uygulanacağından, 506 sayılı Kanun'a 4447 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile eklenen geçici 82 nci maddesi ile 01.01.2000 tarihinden önce çalışmaya başlayıp, bu tarih sonrası da çalışmaya devam edenler için, eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma sisteme göre aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır. 3.506 sayılı Kanun'un Geçici 82/a bendi, “a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar prim ödeme sürelerine ait aylığı aşağıdaki şekilde belirlenir. Sigortalının aylık talep tarihine kadarki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, bu Kanun'un yürürlük tarihi itibariyle ve bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önceki hükümlere göre hesaplanacak aylığının sigortalının bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı ile orantılı bölümü, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren aylık başlangıç tarihine kadar geçen takvim yılları için, her yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranı ve gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak hesaplanır. Hesaplanan yaşlılık aylığı, aylık bağlanması için yazılı başvurunun yapıldığı yılın Ocak ayı ile aylığın başladığı takvim yılının başlangıç tarihi arasında geçen her ay için Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki artış oranları kadar artırılır.” hükmünü getirmiş, 4447 sayılı Kanun ile mülga 506 sayılı Kanun'un 2422 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 61. maddesinin birinci fıkrasının A bendinin a alt bendinde 5000 günden fazla primi ödenen her 240 gün için %60 oranına ilave olarak 1’er puan arttırılarak yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı oranının tespit edileceği hüküm altına alınmış, Ek 20. maddede de “Bu Kanuna göre gelir ve aylıkların hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır. Göstergeler, derece ve kademeler halinde, gösterge ve üst gösterge tablolarında belirtilir. 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayılı Kanuna tabi Devlet memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır. Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödenekler ile bağlanacak gelir ve aylıkların hesaplanmasına esas gösterge ve üst gösterge tabloları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tesbit edilir.” hükmüne yer verilmiştir. 4.Bu çerçevede, 01.01.2000 öncesi ve sonrasında fiili çalışmaları bulunan sigortalı yönünden 2000 yılı öncesi aylığı için, davacının 01.01.2000 tarihi öncesindeki prime esas kazançlarına göre anılan tarih öncesi aylık miktarının hesabında, 506 sayılı Kanun'un Ek 34. maddesinin “Malullük, yaşlılık ve ölüm aylıklarının hesabına esas alınacak üst gösterge, sigortalının işten ayrıldığı veya öldüğü tarihten önceki malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş son on takvim yılının prim hesabına esas tutulan kazanç tutarlarına göre bulunacak ortalama yıllık kazanç esas alınarak tespit edilir.” düzenlemesi ile Ek 35. maddede belirtilen, üst gösterge tablolarının tavan göstergesine göre hesaplanacak aylıkların aylık bağlama oranının %50 olduğu, anılan maddenin 2. fıkrası ile üst gösterge tablosunun tavan göstergesi ile gösterge tablosunun tavan göstergesi arasında bağlanacak aylıklarda aylık bağlama oranını belirleme yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilmiş olup Bakanlar Kurulunun 1987/11994 sayılı Kararı ile üst göstergelerin taban aylık bağlama oranının %50 olarak belirlendiği, bilahare 1992/2607 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile üst gösterge tablosunda her bir göstergenin taban aylık bağlama oranının ayrı ayrı olmak üzere %50 ila %59,9 arasında belirlendiği gözetilerek, 2000 yılından önceki primi ödenmiş son 10 yıllık kazancı alınarak bu yılların ortalama kazancının karşılığının üst gösterge tablosunda 2000 ve daha sonraki yıllarda tahsis talebinde bulunan sigortalılar ve kamu sektörü için hazırlanan üst gösterge tespit tablosunda ortalama yıllık kazanca eşit ya da en yakın sayının karşılığı belirlenecek, 10 yıla bölünerek bulunan ortalama kazancın karşılığının üst gösterge tablosunda bulunmaması halinde bu defa sigortalının 2000 yılından önceki 5 yıllık kazancı alınarak kamu sektörü için hazırlanan 2000 yılı gösterge tespit tablosundan gösterge tespiti yapılacaktır. Sonrasında bulunan gösterge x katsayı x aylık bağlama oranı formülü ile 2000 yılı öncesi aylığı belirlenerek, 506 sayılı Kanun'un 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96. maddesinin, “Bu Kanun'a göre Malüllük ve Yaşlılık sigortalarından bağlanacak aylıklar ile ölüm sigortasından hak sahibi kimselere bağlanacak aylıkların hesabına esas tutulan aylığın alt sınırı, gösterge tablosundaki en düşük göstergenin katsayı ile çarpımının %70'den az olamaz” hükmü gereği, alt sınır aylığının 9475 x 12000 x %70 = 79.590.000 TL (yeni 79,59 TL) olduğu gözetilerek, bulunan aylık miktarı 79,59 TL'den az ise öncelikle bu miktara yükseltilecek ve 2000 öncesi hizmetine oranlanarak kısmi yaşlılık aylığı belirlenerek, Türkiye İstatistik Kurumundan, celp edilecek tüketici fiyat endeksi artış oranı ile gelişme hızı oranları (ait oldukları yıllarda geçerli olan yönteme göre hesaplanan ve ait oldukları yılların akabinde yayınlanan) nazara alınarak, bulunan aylık 1999/Aralık ayı TÜFE ve Gelişme Hızı ile 2000 yılına taşınacak ve tahsis talep tarihinin Ocak ayına kadar her yıl TÜFE ve Gelişme Hızı ile çarpılmak suretiyle güncellenecektir. Yine 1999 Aralık ayında hesaplanan tam aylığı da Ocak ayına kadar TÜFE ile güncellenecektir. 5.Davacının 01.01.2000 sonrası hizmeti ise 506 sayılı Kanun'un Geçici 82. maddesinin (b) bendine göre hesap edilir. Anılan bentte, “b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki prim ödeme sürelerine ait aylığı ise, sigortalının aylık talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bu Kanun'un 61 inci maddesi hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanun'un yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır.”hükmü getirilmiştir. 6.4447 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun'un 61. maddesi hükmüne göre yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazancı, tahsis talep tarihine kadar TÜFE ve Gelişme Hızı ile güncellenecektir. Ayrı ayrı güncellenen toplam miktarın ortalaması (OYK=Ortalama Yıllık Kazanç) toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranı çarpımının 12'de biri üzerinden (OYK X ABO / 12) üzerinden bulunan tutar, 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak yeni kısmi aylık hesap edilecektir. 7.Güncellenen kazançlar toplamı 2000 sonrası gün sayısına bölünerek günlük ve daha sonra yıllık kazzanç bulunur. Aylık bağlama oranı, 4447 sayılı Kanun'la getirilen düzenlemeye göre sigortalının tahsis talep tarihi itibariyle tespit edilen toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 360 günü için %3.5, sonraki 5400 günün her 360 günü için %2 ve daha sonraki her 360 gün için %1.5 oranlarının toplamı alınarak bulunmaktadır. Buna göre tahsis talep tarihi itibarıyla tam aylığı belirlendikten sonra 4447 sayılı Kanun ile değiştirilen 96. maddede belirtilen alt sınır kontrolü yapılacak, her iki aylık mukayese edilerek yüksek olan aylık belirlenerek hesaplamaya devam edilecektir. 4447 sayılı Kanun ile değişik 96.maddeye göre alt sınır ise, tahsis talep tarihi Ocak ayında geçerli günlük asgari kazancın 30 katının %35'inden az olamaz. Alt sınır kontrolü yapıldıktan sonra, kısmi aylık miktarı hesap edilerek her iki kısmi aylık toplanacak ve bulunan bu aylık iki miktar ile mukayese edilecektir. 1-İki kısmi aylığın toplamı, öncelikle sigortalının 1999 yılı tam aylığının tahsis talep yılı Ocak ayına kadar TÜFE rakamı ile güncellenerek bulunan aylığından daha az olamayacaktır. 2-Diğer bir mukayese ise bulunan aylık, 506 sayılı Kanun'un geçici 89. maddesine göre 4447 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 96. maddeye göre hesaplanıp, bu tarihten sonra gelir ve aylıklarda yapılan artışların eklenmesi sonucunda tahsis talep tarihine kadar getirilen miktarın altında olamaz. 8.Bu açıklamalar ışığında tahsis talebinde bulunulan yılın ocak ayı itibariyle bulunacak yaşlılık aylığı miktarı, anılan Kanun'un Ek 38. maddesinin “Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar ile geçici 76 ncı maddeye göre yapılan telafi edici ödemeler, her ay ödeme tarihlerinde bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi artış oranı kadar artırılarak belirlenir.” hükmü gözetilerek yıllara göre belirlenmeli, ancak Kanun Koyucunun 01.01.2003 sonrası yaptığı yasal düzenlemelerle (4784, 5073, 5282, 5454, 5565 sayılı Kanunlar gibi) anılan maddenin uygulamasını bertaraf ederek farklı artış oranları belirlediği gözetilmeli ve bu çerçevede yıllara göre ödenmesi gereken aylık tutarları belirlenmelidir. 9.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kurum verileri ile karşılaştırma yapılmadığı, Kurumun 2. aylık bağlama kararının dikkate alınmadığı ve Kurumdan ayrılma yönleri ve nedenleri üzerinde durulmadığı gibi, A1 aylığında, derece ve kademelerinin gösterge tespit tablosundan farklı alındığı, alt sınır aylık miktarının yanlış alınarak sonuca gidildiği gibi A2 aylığında ise davacının 2000 yılı sonrası kazançlarının güncelleme katsayıları da belirtilmeksizin, farklı bir hesap yöntemi ile davacının aylığının belirlendiği anlaşılmakla, anılan rapor yukarıda belirtilen aylık tutarının tepsine yönelik öngörülen ilkelere uygun olmadığından hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Hal böyle olunca Mahkemece, öncelikle Kurumun aylık hesap ve yönteminin irdelenmesi ve Kurum hesabı ile karşılaştırmanın yapıldığı, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden, aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yasal mevzuata aykırı şekilde düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 13ced80a2679f86c 4d4d2b41a23d4a5e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı