9. Hukuk Dairesi 2025/7128 E. , 2025/8542 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/1441 E., 2025/1643 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 81. İş Mahkemesi SAYISI: 2024/38 E., 2025/128 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1991-2012 yılları arasında 2,5 sene dışında davalı bünyesinde alt işverenler aracılığıyla çalıştığını, 2012 yılında sağlık problemleri nedeniyle işten ayrılmak zorunda kaldığını, kıdem tazminatının ödenmediğini, fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, davalı Kurumun ihale makamı olduğunu, davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatına hak kazanmadığını, ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı Kurum nezdinde 20.03.1991-31.10.1992 tarihleri arasında 1 yıl 7 ay 12 gün, 01.08.1997-17.08.2012 tarihleri arasında 15... gün olmak üzere toplamda 16... ay 28 gün, en son 940,50 TL brüt ücretle çalıştığı, yemek ve yol bedeli dahil tazminata esas giydirilmiş brüt ücret tutarının 1.319,86 TL olduğu, alt işveren Şirketler değişse de davacının aynı işyerinde çalıştığı, davalının asıl işveren olarak davacıya karşı alacaklardan sorumlu olduğu, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, ödenmeyen yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu, fazla çalışma yaptığını ispatlayamadığı, asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki belgelere göre davacının 20.03.1991-31.10.19 92... .08.1997 -17.08.2012 tarihleri arasında olmak üzere 16... ay 28 gün davalı Kurum nezdinde çalıştığının kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, hizmet alım sözleşmeleri ve işyeri kayıtları birlikte değerlendirildiğinde davacının belirlenen hizmet süresi boyunca temizlik hizmet alımı yapan davalı işveren bünyesinde temizlik görevlisi olarak çalıştığı, davalının asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunun tespitinde hata bulunmadığı, kullandırılmayan ve ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, kıdem tazminatına hak kazandığı, dava, fesih ve ıslah tarihleri gözetildiğinde kabul konusu alacaklarda zamanaşımı nedeniyle reddi gereken alacak bulunmadığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dosyada bulunan sağlık raporları arasında çelişki olduğunu, bu çelişkinin giderilmeden karar verildiğini, alınan raporların bir kısmında davacının çalışabileceğinin tespit edildiğini, 2. Tüm alacakların dava ve ıslah zamanaşımına uğradığını, 3. Husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı Kurumun asıl işveren olmadığını, 4. Davacının çalışmasının kesintisiz olmadığını, hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, zamanaşımı değerlendirmesinin de hatalı yapıldığını, 5. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını, 6. Davacı tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğunu, davacı ile çalışma zaman dilimleri ve mesleklerinin ayrı olduğunu, beyanların hesaplamada dikkate alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davaya konu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı, davacının davalıya bağlı değişen alt işverenler arasında geçen çalışmasının davaya konu alacaklarına etkisi, davacının kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacakların hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir . Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hâllerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. Alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü için; davacının bir alt işverene ait işyerinden çıkışı ile bir sonraki alt işverene ait işyerine girişi arasındaki sürenin, makul süreyi aşmaması gerekir. Aynı alt işveren bünyesindeki çalışmanın kesintiye uğraması, asıl işverenin sorumluluğu yönünden olumsuz bir sonuç oluşturmaz ise de değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmanın makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğraması, alt işverenler arasında işyeri devri kurallarının uygulanmasını engelleyeceğinden asıl işverenin sorumluluğu da etkilenir. Somut olayda, davacının davalı Kurum bünyesinde değişen alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığı sabittir. Davalı asıl işveren Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğünün işçilik alacaklarından sorumluluğu, alt işverenin sorumluluğu ile sınırlı bir sorumluluktur. Bu nedenle asıl işverenin sorumluluğunun belirlenebilmesi için öncelikle alt işverenlerin sorumluluğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda davacıya ait hizmet döküm cetveli kayıtları incelendiğinde; davacının ilk alt işverendeki çalışmasının 31.10.1992 tarihinde sona erdiği, yeni bir alt işverendeki çalışmasının ise 01.08.1997 tarihinde başladığı, farklı işverenler arasındaki çalışmasının makul süreyi aşan şekilde kesintiye uğradığı ve davacı yanca da çalışmanın kesintisiz devam ettiğinin yöntemince ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda artık alt işverenler arasında işyeri devrinden söz edilemez. Davacının makul sayılabilecek süreyi aşan kesintiden sonra başlayan çalışması, yeni bir iş sözleşmesine dayalıdır. Bu kabule göre davacının iki ayrı çalışma dönemindeki çalışma süreleri ve dönemin son bulduğu tarihteki ücret seviyesine göre zamanaşımı savunması da gözetilerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmalıdır. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Somut uyuşmazlıkta davacı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini ileri sürmüş olup davacının bu iddiasını tanıkla ispatladığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki davacı tanığı 2008 yılına kadar davalı Kurumda çalıştığı beyan etmiş olup ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı, zamanaşımı dikkate alınarak 01.02.2010 tarihinden önceki dönem için hesaplanmamıştır. 2008 yılından sonra çalışması bulunmayan davacı tanığının, 01.02.2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin tanıklık etmesi mümkün olmadığına göre ispatlanamayan ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının reddi yerine kabulü de hatalıdır.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7a977dba0b829e22 29928d54af9eb5bb