9. Hukuk Dairesi 2025/7056 E. , 2025/7375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1115 E., 2025/1537 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Polatlı 3. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2023/111 E., 2024/73 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesi bulunmasına rağmen davalıların kendilerince oluşturdukları sözcü heyeti tarafından bir kısım maddi taleplerde bulunulduğunu, üretimin sürekliliğinin mecburiyeti nedeniyle bir kısım taleplerin müvekkili tarafından kabul edildiğini, davalılar tarafından elde edilen maddi menfaatler ile yetinilmeyerek 2015 Temmuz ve Ağustos aylarında ek maddi menfaat talebinde bulunulduğunu, anlaşma sağlanamaması üzerine davalıların kışkırtması, tehditleri ve cebir uygulaması nedeniyle 26.08.2015 tarihinde işyerinde üretimin durdurulduğunu, bu tarihten sonra işçilerin fabrika önünde eylem yaptıklarını ve çalışmak isteyen işçilerin de çalışmalarına izin vermediklerini, davacı işyerinde 26.08.2015 tarihinden 10.09.2015 tarihine kadar üretim yapılamadığını bu nedenle müvekkili Şirketin zarara uğradığını ileri sürerek uğranılan maddi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davacı işyerinde işçilerin sendikadan istifa ettikten sonra kendi sözcülerini belirleyerek işyerine bildirdiklerini, işveren tarafından bu durumun kabul edildiğini ve sonraki dönemde sözcü heyetinin muhatap alındığını, 7 Haziran 2015 tarihinde işyerinde grev başladığını, işyeri zarar görmesin diye işçilerin çalışmaya devam ettiklerini ancak işveren tarafından 250 kişilik işten çıkarma listesinin hazırlandığını bunun üzerine işyerinde 26 ağustos 2015'te ikinci bir eylem başladığını daha sonra 10.09.2015 tarihinde işveren tarafından açılan kamu davası hariç diğer davalardan feragat edildiğini ve geçmişe yönelik talepte bulunulmayacağına ilişkin taahhütname imzalandığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalılardan ... cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde adı geçen sözcülerin davacı Şirkete zarar verdiğini gösteren somut bir delil bulunmadığını, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı işyerinde kanun dışı iş bırakma eyleminin gerçekleşmediğini, müvekkillerinin gayri resmî değil işverence kabul edilmiş işçi sözcüleri olduğunu, işçilerin üretimi durdurmadıklarını, yeniden işe alınmak üzere beklediklerini, müvekkillerinin dava konusu edilen zarara ilişkin sorumluluklarının bulunmadığını, bir kısım müvekkilinin işyerinde çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesi feshedilenlerin ise tazminatlarının davacı işveren tarafından ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2024 tarihli kararı ile; davalı işçilerin sendika üyeliğinden istifa ettikleri, toplu iş bırakma eyleminin sendika vasıtasıyla yapılmadığı, davalıların ve dava dışı işçilerin iş bırakma eyleminin grev olarak nitelendirilemeyeceği, davacı Şirketin toplu iş bırakma eylemi ve sonrasında davalıları muhatap aldığı, toplu iş bırakma eyleminden sonra işçilerin özlük haklarında iyileştirme yapıldığı, davalıların işverene maddi bir zarar verme kastının bulunmadığı bu nedenle davalıların eyleminin haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceği, 16.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda iş bırakma eylemi nedeniyle sipariş iptallerinin olmadığı bu sebeple maddi bir zararın meydana gelmediğini belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2024 tarihli kararı ile dosya içeriğine göre 26.08.2015-10.09.2015 tarihleri arasında gerçekleşen toplu iş bırakma eyleminin icrası konusunda davalıların sözcü heyeti içerisinde yer aldıkları ancak davalıların içinde bulunduğu işçi grubunun eyleminin haksız olduğunun ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 23.09.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sırasında bir kısım belgelerin dosyada bulunmadığı ve bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince ilgili belgeler değerlendirilmeksizin karar verildiği belirtilerek dosya kapsamında mevcut olmadığı için incelenemeyen evraklar incelenerek sonuca gidilmesi ve böylece hukuki dinlenilme hakkının sağlanması bakımından Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı tarafın iddiasının, davalı tarafın cevabının, taraflarca ibraz edilen ve mahkemece celp edilen kayıt ve belgelerin, dinlenen tanıkların anlatımlarının ve yapılan yargılamada yeniden irdelenen dosya ve eklerinin (klasörlerin) bir bütün hâlinde incelenmesi sonucunda, dosya içeriğine göre 26.08.2015-10.09.2015 tarihleri arasında gerçekleşen toplu iş bırakma eyleminin icrası konusunda davalıların sözcü heyeti içerisinde yer aldıkları ancak davalıların içinde bulunduğu işçi grubunun eyleminin haksız olduğunun ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalılar tarafından yapılan eylemin haksız olduğunun Mahkeme tarafından kabul edildiğini, 2. Davalıların iş sözcüsü olarak muhatap alınmalarının haksız fiil sorumluluğunu etkilemeyeceğini 3. Uluslararası sözleşmelerin sendikasız işçilere eylem yapma hakkı tanımadığını, 4. Alınması gereken harcın hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların eylemleri sebebiyle davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı ile davalıların sorumluluğuna ve harç hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.