Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/6721 E., 2025/7484 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6721 E., 2025/7484 K. (07.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6721
Karar No
2025/7484
Karar Tarihi
07.10.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/6721 E. , 2025/7484 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/723 E., 2025/1150 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işverenin ...'daki işyerinde 01.02.2011 - 24.02.2015 tarihleri arasında hidrolik ustası olarak net 1.800,00 USD ücretle çalıştığını, iş bitimi nedeniyle davacının işine son verildiğini, davacının haftanın 7 günü şantiyede kalarak 08.00-19.00 saatleri arası 1 saat yemek molası ile çalıştığını, davacının ayda iki gün hafta tatili yaptığını, dinî bayramların ilk günü dışında tüm resmî tatil günlerinde çalıştığını, fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ödenmediğini, davacının yıllık ücretli izinlerini kullanamadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı Şirketteki aylık son saat ücretinin 5,10 USD olduğunu, davacının yurt dışında çalışması nedeniyle davalı işverenliğin stopaj ve vergi yükümlülüğü olmadığını, davacının net ücreti ile brüt ücretinin aynı olduğunu, davacının banka kayıtları ve bordrolarda bu hususun belirtildiğini, davacının davalı Şirkette 30.01.2012-30.08.2013, 16.09.2013-25.02.2015 tarihleri arasında çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde sona ermiş olduğu hususunda ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, davacının bordrosundaki tahakkukların banka kanalıyla ödendiğini, davacı ihtirazı kayıtsız olarak ödenen tutarları aldığından bordroda yazan tutarlar dışında fazla çalışma ücretine hak kazandığını ancak yazılı delil ile ispatlayabileceğini, davacının proje bazlı belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığını, iş sözleşmesinin rızası ile iş bitimi nedeniyle sona erdirildiğini, davacının bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatarına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... İş Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli kararı ile; davacının 30.01.2012 - 30.08.2013 ve 16.09.2013- 25.02.2015 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, davacı tanıklarının davacının 1.800,00 USD ücretle çalıştığını, bazı aylarda daha yüksek ücret ödendiğini beyan ettikleri, dosyaya mübrez imzasız ücret bordroları ve banka kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre; davacının ücretinin büyük çoğunluğunun fazla çalışma ve tatil ücreti olarak tahakkuk ettirildiği, davacı yurt dışında çalıştığından yurt içi emsallerin esas alınamayacağı gözetilerek son ücretin net 1.800,00 USD olduğu, iş bitimi sebebiyle iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerektiği, davacının işyerindeki çalışmalarını gösterecek puantaj kayıtları sunulmadığı, davacıya yapılan 1.800,00 USD'yi aşan ödemelerin fazla çalışma ücretinden düşülmesi gerektiği, davacının haftalık çalışma süresini aşan fazla çalışmaları ile hafta tatili ve genel tatil çalışmaları bulunduğu, davacı tanıklarının davacı ile birlikte çalıştığı dönem için hesaplama yapıldığı, tanıkların belirttiği çalışma sürelerinin 08.00-19.00 saatleri arası işyerinde normal çalışma süreleri olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın da bu süreler için yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF ... İş Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2024 tarihli kararı ile; ücret miktarının ispatı noktasında ispat külfetinin davacı işçi üzerine olduğu, dinlenen davacı tanığı ...'nin davalı işverenin savunmasını doğrular şekilde "Biz Türkiye'den ...'ya giderken saat başı ücretle çalışacağımız söylenmişti. Sözleşmede saat ücreti yazılıydı." şeklinde beyanda bulunduğu, davalı aleyhine açılan ve kesinleşen dosyalarda da ücretlerin saat ücretine göre tespit edildiği, ücret bordrolarının ve iş sözleşmelerinin incelenmesi, aynı davalıya karşı açılmış davalarda emsal istinaf ve Yargıtay kararları ışığında dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde davacının saat ücretinin brüt 5,10 USD olduğu, davalı işverenin iş sözleşmelerinin her birinin davacının tazminata hak kazanamayacak şekilde sona erdiğini ya da davacının tazminatlarını ödediğini ispatlayamadığı, davacının saat ücreti üzerinden işçilik alacaklarının hesaplanması için dosyanın tevdi edildiği bilirkişi tarafından düzenlenen raporda yapılan ödemeler düşüldükten sonra davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığının anlaşıldığı, davacı tarafından yıllık ücretli izin alacağı yönünden rapora herhangi bir itirazda bulunulmadığı, usuli kazanılmış hak gözetilerek davacının yıllık ücretli izin alacağının reddine karar vermek gerektiği, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanıkların davacı ile birlikte çalıştığı süreler nazara alınarak tanık beyanları doğrultusunda davacının haftada 15 saat fazla çalışmasının bulunduğu, ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı ve dinî bayramların ilk günü dışında diğer ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığı değerlendirilerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı, davacı ile tanıkların birlikte çalıştıkları süre nazara alınarak hesaplama yapıldığı, işbu hesaplamaya göre davacıya yapılan fazla çalışma ödemeleri mahsup edildiğinde davacının fazla çalışma ücreti alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, yine davalı vekili tarafından hafta tatili ücreti yönünden 10 saat üzerinden hesaplama yapılmasının istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü, bilirkişi tarafından düzenlenen son raporda Yargıtay kararları doğrultusunda hafta tatili ücretinin hesaplandığı, rapor doğrultusunda davacının fazla çalışma alacağı talebinin reddedildiği, davacı lehine hafta tatili ücretine hükmedildiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, alacağın belirsiz alacak davası yolu ile talep edilmesi durumunda faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesinde, dava tarihi ve miktar artırım tarihi şeklinde ayrım yapılmaması gerektiği, anılan alacaklarda hüküm altına alınacak tüm miktara (kıdem tazminatı hariç) dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği, bu kapsamda faiz başlangıcı yönünden davacının istinafının yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 10.07.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacının kıdemi, yaptığı işin niteliği ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının ücretinin net 1.800,00 USD olduğu kabul edilerek dava konusu alacakların hesaplanması gerektiği, ücret bakımından yapılan bozma da dikkate alındığında, davacının ücreti net 1.800,00 USD kabul edilerek bu miktarı aşan ve imzasız bordrolarda tahakkuk ettirilmiş olan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına ilişkin banka aracılığı ile yapılan ödemelerin hesaplamalardan mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı kararı ile; bozma kararı doğrultusunda yapılan hesaplama ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bordrolarda belirtilen yıllık ücretli izin ödemelerinin mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, b. Bordrolarda tahakkuk eden fazla çalışma ücretlerinin gerçek ücret üzerinden hesaplanıp aradaki farkın hüküm altına alınması gerektiğini, 1.800,00 USD üzerindeki ödemelerin 08.00-19.00 saatleri dışındaki çalışmalara ilişkin olduğunu, bu nedenle bu miktarların fazla çalışmadan mahsup edilmemesi gerektiğini, c. Tanıkların genel çalışma düzeninden bahsettiklerini, bu nedenle çalışma süreleri ile sınırlı hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, d. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan indirimin dosya kapsamı ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, b. Bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, c. Ücret miktarının hatalı tespit edildiğini, d. Giydirilmiş ücretin 150,00 USD kabul edilmesinin hatalı olduğunu, e. Davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediğini, f. Fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının bulunmadığını, kabule göre indirim oranının düşük olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının aylık ücret miktarı ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması hususlarındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ab5e94f422fc8b58 889ab282c8d2d7a8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı