Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/6106 E., 2025/7497 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6106 E., 2025/7497 K. (07.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6106
Karar No
2025/7497
Karar Tarihi
07.10.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/6106 E. , 2025/7497 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/650 E., 2025/829 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/663 E., 2025/73 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverene ait yurt dışı şantiyelerinde kaplama formeni olarak 28.01.2016-26.08.2016 tarihleri arasında aylık net 3.000,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ve ödenmeyen ücret alacakları olduğunu iddia ederek ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; taraflarınca açılan ve davacının işçilik alacakları için ... İş Mahkemesinin 2020/142 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan dava ile işbu dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğunu, davacının davalı bünyesinde kaplama formeni olarak 27.02.20 14... .08.2016 tarihleri arasında aylık net 3.000,00 USD ücret ile kesintisiz ve aralıksız bir şekilde çalıştığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin 26.08.2016 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını ve kendi isteği ile iş sözleşmesini sona erdirdiğinden kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, ödenmeyen ücret alacağını bulunmadığını, aylık net 3.000,00 USD ücretle çalıştığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, resmî kayıtlarda yer alan ücret seviyesi ile çalıştığını, iklim koşulları nedeni ile fazla çalışma yapılmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışma yapılmadığını, ayrıca faiz talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2025 tarihli kararı ile; ... Noterliğinin 17.04.2017 tarihli ve ... yevmiye No.lu, davacı asılın Avukat ...'ı vekil tayin ettiğine dair vekâletname sunulduğu, davacı tarafından vekâletname ile vekil tayin edilen Av. ... ile davalı Şirket arasında 20.06.2017 tarihli protokol imzalandığı, protokol çerçevesinde davacının alacakları için 8.000,00 USD ve ayrıca 500,00 USD'nin elden davacının vekili Av. ...'a ödendiği, 24.500,00 TL'nin kendisine ödendiğini davacı asılın kabul ettiği, her ne kadar Av.... isimli kişiyi tanımadığını, kendisini vekil tayin etmediğini beyan etse de beyanının gerçeği yansıtmadığı, Av. ...'a noter aracılığı ile vekâletname verdiği, el yazısı ile de işçilik alacaklarına karşılık 8.000,00 USD talep ettiği, ödenmesi hâlinde işçilik alacaklarından feragat ettiğini içeren beyanlarını yazıp imzaladığı, protokol çerçevesinde alacaklarının ödendiği ve başkaca bir alacağı bulunmadığı, davalı taraftan anlaşma çerçevesinde para tahsil edildiği, vekâletname verilen Avukatın tanınmadığı beyanının işverenden biraz daha para alma düşüncesi ile yapıldığına kanaat edildiği ve davacı asılın beyanına itibar edilmediği ayrıca davacının fazla çalışma, hafta tatili çalışması ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının da ispatlanamadığı, bir an için alacak talepleri kabul edilse dâhi 12.09.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda bu alacak kalemleri için davalı tarafça ödenen miktarın altında hesaplama yapıldığı bu nedenle dâhi alacak taleplerinin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Protokol başlıklı belgede imzası bulunan avukatın davalı Şirket ile çıkar birliği içerisinde olduğu hususlarının göz ardı edildiğini, 2. Davacının Av. ...'ı tanımadığını, bu avukatın davalı Şirket aleyhine takip olunan diğer dosyalarda ihtiyari arabuluculuk süreçlerinde arabulucu olarak görev yaptığını, 3. Müvekkilinin alacaklarının tamamının ödendiğinin kabulünün hatalı olduğunu, müvekkiline ödenen tutarın alacaklarını karşılamadığını, 4. Davacının çalışmasının 2014 yılında başlamasına rağmen protokolde 28.01.2016-25.08.2016 tarihleri arasındaki çalışmadan bahsedildiğini, 5. Sunulan protokole ibraname niteliği kazandırıldığını, ibranamenin geçerli olması için gerekli koşulların yerine getirilmediğini, 6. Feragatın mahkeme huzurunda ve kaysız şartsız yapılmasının kanun gereği olduğunu, buna rağmen şarta bağlanan feragate değer verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının anlaşma ve ödeme protokolü gereğince ödenmeyen tazminat ve alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 198400a318cebea9 c01d74e03a4726de

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı