9. Hukuk Dairesi 2025/3964 E. , 2025/7182 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/153 E., 2025/350 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının işçilik alacaklarını ödememesi nedeniyle açılan davada ... 11. İş Mahkemesi 2013/1232 Esas, 2019/501 Karar sayılı gerekçeli kararı uyarınca hükmedilen tutarın ... 17. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden 08.11.2021 tarihinde tahsil edilebildiğini, işbu davanın alacağın geç tahsili nedeniyle faiz ile karşılanmayan zararlarının (munzam zarar) tahsilini amaçladığını, munzam zarar sorumluluğunun kusura dayanan temerrüdün hukuki bir sonucu ve borçlunun zararının faizi aşan bölümü olduğunu, borçlunun ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamak koşuluyla sorumluluktan kurtulabileceğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin uzun süreden beri devam eden yerleşik uygulamasındaki munzam zararın davacı tarafından somut olarak ispatlanması gerektiği görüşünü değiştirdiğini, Ülkemizde yaşanan ve herkesçe bilinen enflasyon olgusu nedeniyle alacaklıların zararının temerrüt faiziyle karşılanabilmesinin Anayasa Mahkemesinin son ihlal kararına göre mümkün olamayacağı ve bu karinenin aksinin borçlu tarafça ispatlanamadığı kabul edilerek her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve Devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmî kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, davaya konu uyuşmazlıkta temel alacak olan brüt kıdem tazminatının 47.963,61 TL, temerrüt tarihinin 15.07.2013 olduğunu, emsal kararlara göre yapılması gereken hesaba göre munzam zararın en az 110.000,00 TL olduğunu, bu alacağa temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini belirterek kısmi dava olarak 25.000,00 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının munzam zararın ispatına yönelik herhangi bir delil sunmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, munzam zararı isteyebilmesi için parayı zamanında elde etmiş olsaydı onu değer kaybından etkilenmeyecek biçimde değerlendirebileceğini ispatlaması gerektiğini, yüksek enflasyon, döviz kurundaki artış, piyasadaki faiz oranlarının yüksek olmasının alacaklıyı munzam zararın gerçekleştiğini ispat etmesi yükünden kurtarmadığını, dava dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay emsal ilâmının eski tarihli olduğunu ve güncel içtihadın zararın somut olarak ispatlanması yönünde olduğunu, yargılama süreci doğrultusunda hareket etmesi nedeniyle asıl borcun geç ödenmesinin kendisine yükletilebilecek bir kusur olmadığını ve buna bağlı ortaya çıkacak munzam zarardan sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerekmekte olup davacının ispatlamak zorunda olduğu husus, enflasyon ve yüksek faizler değil kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu hâlde davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon v.s.) dayandığı, davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kararın Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru üzerine verdiği karara aykırı olduğu gibi yerleşik Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri kararlarına da aykırı olduğunu, 2. Tazminat alacağı enflasyon karşısında eritilmiş olup davalının bu erimeden fayda sağladığını, munzam zararın yasal düzenleme ile davacı tarafından somut olarak ispatlanması gerektiği görüşünün değiştirildiğini, enflasyonun maruf ve meşhur vakıa olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, munzam zararın artık karine olarak kabul edildiğini. 3. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda alınan bilirkişi raporuna itibar edilmesi gerekip dosyada bulunan rapor uyarınca davanın tümden kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6dcbd63d17f552f9 c58659b36d272482