Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/3259 E., 2025/5034 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3259 E., 2025/5034 K. (16.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3259
Karar No
2025/5034
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/3259 E. , 2025/5034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1259 E., 2025/117 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/80 E., 2023/243 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.11.2013 tarihine kadar...Sendikası üyesi olduğunu, 15.11.2013 tarihinde ...İş Sendikasına üye olduğunu, ...Fabrikasında sadece müvekkilinin ...İş Sendikasına üye olduğunu, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan ...Sendikasına ise dayanışma aidatı ödemeye kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, her toplu iş sözleşmesinin sona ermesi ile yeni toplu iş sözleşmesinin imzalanması arasında yaklaşık 6 ay gibi bir süre zarfında toplu iş sözleşmesi imzalanmadığını, müvekkili sendika üyesi olmadığından toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacakların sadece müvekkiline ödenmediğini, bunun sendikal ayrımcılık olduğunu, önceki yıllara ilişkin taleplerine yönelik açtıkları davanın Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2017/1246 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, 01.03.2019-01.09.2019 tarihleri arasında müvekkilinin maaşından üç kez haksız kesinti yapıldığını, üç ayrı şekilde arabulucuya başvurduklarını, bu davada davacı lehine üç ayrı şekilde sendikal tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek, 01.03.2019 - 01.09.2019 dönemine ilişkin aile ve sosyal yardım, kıdem zammı, sözleşme farkı, ikramiye, sendika ikramiye, ilave tediye, sendikal tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, husumet yönünden itiraz ettiklerini, müvekkili Şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı işçinin... işçilerine uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işyerinde hâlen sendika üyesi çalışanlar olduğu, davacının kendisinin de sendikaya üyesi olarak davalı işyerinde çalışmasını devam ettirdiği, toplu iş sözleşmesi imzalandığı ve mahkemelerinin kesinleşen 2017/1246 Esas sayılı dosyasında da davacının sendikal tazminat talebinin reddine karar verildiği, davacının sendikal nedenlerle mağdur edildiğinin kanıtlanamadığı, davacının sendikal tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının sendika üyesi olduğu, Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2017/1246 Esas, 2020/327 Karar sayılı kesinleşen dosyasında 31.01.2014 - 25.08.2017 dönemi için hesaplama ve talepte bulunulduğu, talep edilen alacakların 01.03.2019 - 01.09.2019 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı, 27. ve 28. Dönem Toplu İş Sözleşmeleri dikkate alındığında bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hüküm vermeye yeterli kabul edildiği gerekçesiyle 24.02.2022 tarihli rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 27. ve 28. Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine göre tespit edilen sözleşmesel fark alacağının ödendiği hususunun davalı işveren tarafından ispatlanmadığı, talep konusu alacakların hüküm altına alınmasında hata bulunmadığı, davalı tarafın husumet itirazının yerinde olmadığı, dosya kapsamı ile tanık anlatımı itibarıyla davalı işyerinde davacıya sendika nedeniyle baskı yapıldığı olgusunun ispat edilemediği, bu talebin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, b. Davacının alt işveren Şirket işçisi olduğunu, müvekkili ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkili Şirketin hesaplamaya konu alacaklardan sorumlu olmadığını, c. Davacının Türk Şeker işçilerine uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı işçinin aile ve sosyal yardım, kıdem zammı, sözleşme farkı, ikramiye, sendika ikramiye, ilave tediye ve sendikal tazminat alacaklarının bulunup bulunmadığı ile alacakların hesaplanmasına ilişkindir. 1. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde “Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir. Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden “işçilik alacakları” veya “işçi-işveren uyuşmazlığı” gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir. Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez. Bu açıklamalara göre somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Yönetmelik yürürlük tarihinden sonra, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 19.05.2019, 28.06.2019 ve 01.07.2019 tarihli son tutanaklar dava dilekçesine eklenerek somut dava açılmıştır. 19.05.2019 son tutanak tarihli arabuluculuk başvurusunda arabuluculuk konusu uyuşmazlık, "İşçi-işveren ilişkisine dayalı aile yardımı, sosyal yardım, kıdem zammı, ilave tediye alacağı, ayrımcılık tazminatı, kötüniyet tazminatı, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve diğer alacaklar"; 28.06.2019 son tutanak tarihli arabuluculuk başvurusunda arabuluculuk konusu uyuşmazlık, "İşçi-İşveren uyuşmazlığı (Başvuranın 15.04.2019-15.05.2019 tarihleri arası Maaşlarından kesilen: Aile, sosyal yardım, kıdem zammı ile prim/ikramiye alacağı, ilave tediye alacağı, sendikal tazminat, toplu iş sözl. kaynaklı alacak, ayrımcılık tazminatı, kötüniyet tazminatı)" ; 01.07.2019 son tutanak tarihli arabuluculuk başvurusunda arabuluculuk konusu uyuşmazlık, "İşçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan; maaştan yapılan TİS (kıdem zammı, aile, sosyal yardım) kesintilerinin iadesi talebidir" olarak belirtilmiştir. Tutanakların ilgili kısımlarında tarafların, yukarıda paragrafta açıklanan alacaklar konusunda anlaşmaya varamadıkları belirtilmiştir. Böylece arabuluculuk son tutanaklarında faaliyete konu alacak kalemleri tek tek sayılmış olup tutanaklarda yer almayan ancak dava konusu edilen alacaklar üzerinde müzakere edildikten sonra anlaşmaya varılmadığının kabul edilmesi olanaklı değildir. Ayrıca, arabuluculuk faaliyeti tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda; dava konusu alacaklara ilişkin hesaplamanın, arabuluculuk son tutanak tarihi aşılarak 01.09.2019 tarihine kadar yapılması hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, her bir tutanakta talep edilen alacak kalemleri ve son tutanak tarihleri ayrı ayrı dikkate alınarak dava konusu alacakların bulunup bulunmadığını belirlemek, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermektir. 2. Kabule göre de, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde belirtilen ücret miktarları ile bilirkişi raporunda tespit edilen ücret miktarı uyuşmadığı hâlde bilirkişi raporunda hesaplanan alacak miktarı hüküm altına alınarak gerekçeyle hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davacı Temyizi Yönünden, Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B.Davalı Temyizi Yönünden, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! df46139bc2900b79 30fcaa33ecdf2495

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı