Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2659 E., 2025/4614 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2659 E., 2025/4614 K. (20.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2659
Karar No
2025/4614
Karar Tarihi
20.05.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/2659 E. , 2025/4614 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 05.02.2025 SAYISI : 2023/2062 E., 2024/1999 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/671 E., 2023/264 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 05.02.2025 tarihli ek karar ile kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de dosyada davacının çalışmaya devam ettiği ve ücret alacağı yönünden hükmün, ileriye etkisi dikkate alındığında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 05.02.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda asıl karara yönelik temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum işyerinde alt işveren nezdinde çalışmakta iken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde kapsamında 02.04.2018 tarihinde davalı Kurumun sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçiş sırasında davalı ile imzalanan bireysel iş sözleşmesinde her ay brüt asgari ücretin %61 fazlası ücret ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalı Kurumun 01.01.2019 tarihinden itibaren müvekkilinin ücretini düşürdüğünü, müvekkilin ücretinin eksik ödendiğinin İstanbul Anadolu 28. İş Mahkemesinin 2020/277 Esas sayılı kararı ile belirlendiğini ileri sürerek müvekkilinin 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arası döneme ait bireysel iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi gereğince ücret farkı alacağı, fazla çalışma ücret farkı alacağı, ilave tediye fark alacağı ve ikramiye fark alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde uyarınca sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal haklarına ilişkin Yüksek Hakem Kurulunca karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiğini, davacıya eksik ödeme yapılmadığını, ücretinin düşürülmediğini, bu nedenle davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıyla davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde, davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf incelemesine esas miktarın karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı kapsamında kaldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 341/2 ve 352/1-(b) hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2025 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verilmiş olması nedeniyle kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Karara karşı kanun yolunun açık tutulmamasının ve kesin mahiyette karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2. Davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. Kamu hukuku ilke ve kurallarına göre sürekli işçi kadrosuna geçen davacının artık kamusal bir statü içine girdiğini ve bu statünün öngördüğü haklardan yararlanabildiğini, 4. Davacıya ödemelerin usulüne uygun bir şekilde yapıldığını, eksik ödeme bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kesin olup olmadığı, istinaf ve temyiz edilip edilemeyeceği hususundadır. 1. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup miktar veya değeri istinaf kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 341/2 hükmü uyarınca istinaf edilemez. 6100 sayılı Kanun'un 341/3 hükmü gereğince alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, istinaf kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Somut davada, İlk Derece Mahkemesi kararının, iş sözleşmesinin devam etmesi ve alacakların hesabına esas ücrete ilişkin olarak ileriye etki eden tespit içermesi karşısında verilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyecektir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin kararların istinaf incelemelerinde, 6100 sayılı Kanun'un 341/2 hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırı gözetilmemeli, dolayısıyla miktar ve değerine bakılmaksızın istinafın olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Şu hâlde İlk Derece Mahkemesince verilen karar kesin olmadığından; Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, başvurunun kesinlik sebebi ile reddine karar verilmesi hatalıdır. Davalı vekilinin istinaf başvurusu esastan incelenmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. 2. Ayrıca karar başlığında Sağlık Bakanlığı yerine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün taraf olarak gösterilmesi de bir başka hatalı yöndür.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 05.02.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1b714af8287d558c 5f87357dc79e4727

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı