Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/1601 E., 2025/4893 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1601 E., 2025/4893 K. (27.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1601
Karar No
2025/4893
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/1601 E. , 2025/4893 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/195 E., 2024/574 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.05.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat .. .. .. ile davalı vekili Avukat .. .. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin demirci formeni olarak 10.05.2006-08.06.2014 tarihleri arasında yurt dışı iş sözleşmesi kapsamında davalının Rusya'da bulunan şantiyelerinde en son 2.500,00 USD ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde kesintisiz çalışması bulunmadığını, çalışmasının aralıklı olduğunu, davacının istifa dilekçesi verdiğini, son ücretinin 1.350,00 TL olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının fazla çalışma yapmadığını, işyerinde resmî ve dinî bayramlarda çalışma yapılmadığını, yıllık izinlerin tam olarak kullandırıldığını, hafta tatili iznini de kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli kararı ile; davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin davalı işverence ispatlanamadığı, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı ve hafta tatili günleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışma yaptığı ayrıca davalı işverence sunulan belgelere göre davacının kullanmadığı 130 günlük yıllık izninin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 14.06.2023 tarihli kararı ile; davacı tanık beyanlarının dosya kapsamındaki deliller ve davacının işinin niteliği ve sektör uygulamaları ile uyumlu olduğu, buna göre tanık beyanlarına itibar edilmesinin yerinde olduğu, tanıkların çalıştıkları dönemin bilirkişi raporunda esas alınmış olduğu, raporda brüt ve nete çevirme noktasında yapılan kesintilerin doğru ve yerinde olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davacı tanığı R.B'nin 2006-2014 yılları arasında davacı ile beraber çalıştığını beyan ettiği, iş sözleşmesinin 2014 yılının hangi döneminde sona erdiğini açıkça belirtmediği, bu durumda davacı tanıklarından S.B'nin çalışma döneminin dikkate alınmaması, diğer davacı tanığı R.B'nin davalı nezdinde geçen çalışma dönemi belirlenerek bu tanığın davacıyla birlikte çalışma dönemi ile sınırlı olarak fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması gerektiği, davacının Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alınarak ücreti brütleştirilirken dosya kapsamından tespit edilen net ücretine 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5/1-(g) hükmü gereğince yalnızca %5 oranında genel sağlık primi eklenmek sureti ile sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının tüm çalışma süresince aynı çalışma saatlerinde çalıştığını, bu nedenle zamanaşımına uğramayan tüm dönem bakımından hesaplama yapılması gerektiğini, b. Lehlerine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, b. Davacının kabul edilen ücret seviyesinin hatalı olduğunu, c. Tanıkların ancak kendi çalışma dönemleri ile sınırlı olarak beyanda bulunabileceklerini, d. Tanıkların davalı işverene karşı açmış oldukları davaları bulunduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ücretin brütleştirilmesi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile vekâlet ücreti noktalarındadır. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin, yabancı para üzerinden kabul edilen toplam miktarın karar tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilmekle bulunacak toplam miktar üzerinden belirlenmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek hesaplanıp hüküm altına alınması hatalıdır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı tarafın İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "Karar tarihindeki AAÜT'nin 13. maddesi uyarınca hesaplanan 93.224,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 55b340f9b99ffdac 1ac0d21a9274535c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı