Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/272 E., 2025/4333 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/272 E., 2025/4333 K. (02.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/272
Karar No
2025/4333
Karar Tarihi
02.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/272 E. , 2025/4333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/200 E., 2024/316 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/7 E., 2021/39 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Bitlis ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacının murisi ... adına kayıtlı bulunan eski 34 parsel sayılı 10.440,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 106 ada 27 parsel numarasıyla ve 11.249,62 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında murisi adına kayıtlı taşınmazın sınırlarının yanlış belirlendiğini ileri sürerek, taşınmazın gerçek sınırlarına göre düzeltilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "yapılan kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazın sınırlarının belirlenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, tesis kadastrosu ile uyumlu olduğu, davacı ve ve mahalli bilirkişiler tarafından gösterilen sınırın, komşu parsel sınırları içerisinde kalmakta olup, dava konusu taşınmazın kadastro güncelleme çalışması tutanağının tesis kadastrosu paftası ile uyumlu olduğu, güncelleme kadastrosu tespit tutanağının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazın güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "mahkemece uygulama kadastrosunun usulüne uygun olduğu, davacı tarafından asıl talep edilen alanın komşu parsel içinde kaldığı ve bu talebin uygulama kadastrosuna itiraz davalarında dinlenme olanağının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, uygulama kadastrosunun taşınmazın gerçek alanı ile tapu kaydındaki ölçü ve tersimatının birbirini doğrulaması için yapıldığını ve varsa hesap hatalarının düzeltildiğini, uygulama kadastrosuna itiraz davalarında, yapılan uygulama kadastrosunun usulüne uygun olup olmadığı, gerçek durumu yansıtıp yansıtmadığının değerlendirmesi olduğunu, bu davalarda başka parsellere yönelik mülkiyet iddialarının konu edilemeyeceğinden 08.12.2021 tarihli fen ve harita mühendisi bilirkişisi raporunda kadastro güncelleme çalışmalarının tesis kadastro paftasına uygun olarak belirlendiğinin raporlanmasına ve mahkemece buna uygun şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, yapılan keşifte mahalli bilirkişilerin de gösterdikleri üzere, mevcut sınırlar ile güncelleme çalışmaları neticesinde belirlenen sınırların uyuşmadığını, buna rağmen davanın reddine karar verildiğini, tesis kadastrosunun gerekçe olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın dört tarafının yıllardır sabit sınırlı olduğunu, müvekkilinin kullanımında olan bir çok kısmın komşu tapu alanlarında kaldığını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta, bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik fen bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişileri tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişilerinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişilerinin haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış; dava konusu taşınmaza ait uygulama kadastro tutanağının aslı, komisyon tutanağının aslı, komşu taşınmalara ait uygulama kadastro tutanaklarının suretleri, tesis kadastro tutanaklarının suretleri ve tapu kayıtları getirtilmemiş ve harita mühendisi bilirkişi kurulundan tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen yukarıda açıklanan şekilde rapor alınmamış; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tesis tarihine en yakın 1973 ve 1984 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde, sabit sınırın olup olmadığı belirtilmemiş, tesis kadastro paftasında kayıklık olduğu belirtildiği halde, uygulama kadastrosunda kayıklığın giderilip giderilmediği, giderilmiş ise nasıl ve ne şekilde giderildiğini belirtmeyen ve karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen eksik belgelerin dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip 3 kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığı, taşınmazın tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmeli; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmelidir. Yukarıda anlatılan hususlardan ayrı olarak; kadastro davalarına bakmakla görevli gerek Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ve bilahare bu görevi devralan Dairemizin yerleşik uygulamasıyla, uygulama kadastrosuna itiraz davalarında davacı tarafından yüzölçümünün eksildiği ileri sürülerek dava açılması halinde Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilmesinin yeterli olduğu; yargılama sırasında yapılacak keşif ve alınacak raporlar sonucunda yüzölçüm eksikliğinin komşu taşınmazlarda kaldığının anlaşılması halinde, davacı tarafa komşu taşınmaz maliklerini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesi uyarınca yöntemince taraf koşulu sağlandıktan sonra komşu taşınmazlara ait uygulama tutanak asıllarının davalı hale getirilerek dosyaya istenilmesi, bu yolla davaya dahil edilen komşu taşınmaz maliklerinin de davaya diyeceklerinin ve delillerinin sorulup saptanması ve sonucuna göre dava hakkında bir karar verilmesi gerektiği benimsenmiştir. Somut olay yönünden ise, bozma ilamında gösterilen eksikliklerin tamamlanması ve belirtilen şekilde keşif yapılması ve keşif sonucunda düzenlenecek bilirkişi raporunun davacıya tebliğ edilmesinden sonra, davasını yöneltmek istediği komşu taşınmaz maliklerinin de davaya dahil edilmesi ve bu şekilde dava konusu edilen komşu taşınmazların uygulama tutanaklarına "davalıdır" şerhi verilerek Kadastro Müdürlüğünden istenilmesi ve davacının taşınmazındaki eksikliğin komşu taşınmazlarda kaldığının anlaşılması halinde davalı ... aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddinin gerekip gerekmediğinin tartışılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması ve Bölge adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddedilmesi isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f775fd5152672d01 9dc089238808eeaf

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı