Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/5864 E., 2025/4445 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5864 E., 2025/4445 K. (03.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5864
Karar No
2025/4445
Karar Tarihi
03.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/5864 E. , 2025/4445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/3 E., 2023/24 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 29.02.2024 tarihli ve 2023/3987 Esas, 2024/1292 Karar sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 8 parsel sayılı 890,13 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı uyarınca ölü olduğu belirtilerek davalıların murisi ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... ayrı ayrı açtıkları dava dosyalarına sundukları dava dilekçelerinde; irsen intikal, satın alma, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayanarak, taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, dava dosyaları birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama neticesinde verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.07.2019 tarihli ve 2016/4294 Esas, 2019/4956 Karar sayılı ilamıyla; "tespite esas tapu kayıt uygulamasının yetersiz olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmaza uygulanan 28.03.1969 tarih cilt 48 sayfa 17 sıra 19 no.lu kaydın, 123/8 no.lu parsele aynen uyduğu, davacıların dayandığı satış senedinde belirtilen yerlerin hiçbirisinin dava konusu parseli kapsamadığı..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, çekişmeli 123 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.02.2024 tarihli ve 2023/3987 Esas, 2024/1292 Karar sayılı ilamıyla onamış, onama ilamına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince özetle; Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda yeniden yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda zabıt kayıtları ve satış senetlerinin zemine uygulandığı, dava konusu taşınmazı çevreleyen parsellerin tespit malikleri ile iktisapları çıkarıldığı, dava konusu taşınmaza uygulanan 28.03.1969 tarih cilt 48 sayfa 17 sıra 19 no.lu kaydın, 123/8 no.lu parsele aynen uyduğu, davacıların dayandığı satış senedinde belirtilen yerlerin hiçbirisinin dava konusu parseli kapsamadığı, davacılar tarafından taksim yapıldığı ileri sürüldüğü, ancak taksim sözleşmesine tüm mirasçıların katılmaları ve sonuç itibarıyla anlaşmalarının zorunlu olduğu, oysa dosyada mevcut taksim sözleşmesi incelendiğinde mirasçılar ... ve ...'ın imzalarının bulunmadığı, asıl ve birleşen dosya davacılarının davayı ispat noktasında Mahkemede kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç dahi dosya kapsamıyla uyumlu değildir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; bozma ilamına uyulmakla lehine bozma yapılan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşacağı için, Mahkemece uyulan ilamın gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi zorunludur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozmadan sonra yapılan keşifte davalı tarafın dayandığı ve tespite esas alınan tapu kaydı yöntemine göre uygulanmamış, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların "tapu kaydının sınırları olarak güney ve batı sınırlarının muhtemelen yanlış yazıldığı, bu sınırların yer değiştirdiği, zaman ve köy ve mevkii olarak da hatalı yazıldığı, köyün ... olarak kabul edildiğinde dava konusu parsele uyduğu" yönünde (kopyala /yapıştır yöntemiyle) aynı ve son derece soyut ve denetimden uzak beyanları alınmıştır. Dava konusu taşınmazın ... köyü çalışma alanında tespitinin yapıldığı, ... köyü çalışma alanının ise çok daha güneyde ve arada oldukça mesafeli olarak bulunduğu, davalı parselin dayanağı olan kök 13.03.1935 tarihli ve 9 sayılı tapu kaydının ... köyüne ait olarak (mevki yazılmaksızın) senetsizden tesis edildiği, gittisi olan ve tespite de esas alınan Mart 1969 tarihli ve 19 no.lu tapu kaydının ise yine ... köyü ... mevkii olarak satış nedeniyle davalıların murisi adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Oysa ki; dava konusu taşınmaza güney batıdan komşu 123 ada 2 parselin dayanağı olan ve kök Şubat 1340 tarihli ve 8 no.lu (Hicri 1924 tarihli) tapu kaydının ve yine kuzey batıdan yakın komşu 124 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas alınan Mayıs 1928 tarihli ve 3 ve 4 no.lu tapu kayıtlarının ... köyü olarak ilk tescillerinin sağlandığı, bu haliyle komşu taşınmaz tapularının davalıların dayandığı tapu kaydından daha önce tesis edilmiş ve ... köyüne ait olmasına rağmen davalı tapusunun ... köyüne ait olması nedeniyle bu çelişkinin giderilmediği, davalılardan ...'ın bozma öncesi yapılan keşifte ... köyünün ...'dan ayrılmış olduğu yönündeki beyanı dışında dosyada bu hususta bilgi ve belge bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince bu hususun ilgili kurumlara sorulmak suretiyle ortaya konulmadığı, bozma sonrası yapılan keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişi raporunun 2. sayfasının zabıt uygulamaları başlıklı kısmında ".... köyünün ... köyünden ayrıldığı belirtilmiştir..." şeklindeki beyanının hangi belgeye dayalı olarak yazıldığı da anlaşılamamaktadır. Diğer bir anlatımla, komşularının dayanağı tapu kayıtlarının ... köyü olmasına rağmen dava konusu taşınmazın ... köyüne ait olarak kayıtlı bulunan tapusunun nasıl ... köyüne ait kabul edildiği hüküm yerinde tartışılmamıştır. Bundan ayrı olarak dayanak tapu kaydının güneyi ... okumaktadır. Beyanlara ve fen bilirkişi raporuna göre tapunun batısında okunan ... ... veresesinin güneyde olduğu ve tapuya ters yazıldığı kabul edilmiş ise de dava konusu taşınmazın güneyinde 123 ada 6 ve 7 parsel sayılı davacılar adına (123 ada 6 ve 7 parsellerin kadastro tespit tutanağın edinme sebebinde; babaları ...'a ait iken davacılara kaldığı yazılmıştır) tespit gören yerler olduğu, tapuda geçen "... ..." ile davacıların babası ... arasındaki nasıl bir bağ/ilişki olduğu sorulmamış, ayrıntılı ve denetime elverişli beyanlar alınmamış, yalnızca uyduğu yöndeki beyanla yetinilmiştir. Dayanak tapunun kuzeyinde ve doğusunda okunan "... oğlu ..."in kim olduğu, dava konusu parselin kuzeyinde tespiti yapılan 123 ada 3, 4, 5 parsel sayılı taşınmazların malikleri ile nasıl bir bağı bulunduğu, örneğin; 123 ada 3 ve 5 parselin ırsen intikal ve taksime dayalı olarak ... oğlu ... ... adına tespit gördüğü, ... ...'un dedesinin isminin de ... olmasına rağmen tapu da kuzeyde adı geçen "... oğlu ... ile aralarında akdi yada ırsi nasıl bir ilişkinin bulunduğu, yine fiili zeminde dava konusu taşınmazın doğusunda dere ve devamında da davacıların kardeşleri adına tespit gören 128 ada 1, 3, ve 4 parsel sayılı taşınmazların olduğu (bu taşınmazlarında kadastro tespit tutanağın edinme sebebinde; babaları ...'a ait iken mirasçılarına kaldığı yazılmıştır) halde tapuda geçen "... oğlu ..." ile arasında nasıl bir bağ olduğu, ayrıntısıyla sorulup olaylara dayalı olarak beyan alınmamış, tapu kaydının kapsamı yöntemine uygun bir şekilde belirlenmemiş, fen bilirkişi raporunda da bu soyut beyanlara dayalı olarak düzenlenen harita da tapu kaydının sınırlarında okunan isimler dava konusu taşınmazın yönlerine yazılarak uyduğu belirtilmiştir. Son derece yetersiz bilgi ve beyanlara dayalı olarak tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı sonucuna ulaşmak mümkün değildir. O halde; İlk Derece Mahkemesince öncelikle Kaymakamlık makamından ... köyü ile ... köyünün öncesinde tek bir köy olup olmadığı, birbirlerinden ayrılma ise hangi tarihte ayrıldıkları ayrıntılı olarak sorulmalı, bu husus tereddütsüz olarak belirlenmelidir. Daha sonra taşınmaz başında keşif yapılarak mümkün olduğunca yaşlı en az 3 kişiden oluşan yerel bilirkişiler ile taraf tanıkları ve bir fen elemanı ile yeniden keşif yapılmalı, keşifte davalıların dayandığı ve tespite esas alınan tapu kaydı tüm tedavülleriyle birlikte yerel bilirkişilere ayrı ayrı okunup köy, mevki, sınırlarında okunan isimler, ayrı ayrı sorularak kim oldukları, komşu taşınmazların şimdiki malikleriyle arasında nasıl bir bağ/ilişki bulunduğu hususlarında ayrıntılı ve olaylara dayalı olarak inandırıcı bilgi alınmalı, komşularına uygulanan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünü nasıl okuduğu, bu okunan isimlerde sorularak ayrıntılı beyan alınmalı, dava konusu kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda tarafların tanıklarından da sorulmalı, dinlenen yerel bilirkişiler ile tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde yeniden huzura alınarak bu çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, alınan beyanlar mümkün olduğunca nüfus kayıtları ile de desteklenmeli, fen bilirkişisinden kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyecekleri haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalıdır. Tüm bu araştırma ve inceleme sonunda; dayanılan tapu kaydının tereddütsüz olarak dava konusu taşınmazı kapsadığının anlaşılması halinde, davalı tarafça dayanılan harici satış senedinin dava konusu taşınmaza ait olduğu ispat edilemediğinden hukuki kıymetini koruyan tapu kaydı karşısında zilyetliğe değer verilemeyeceği gözetilmeli, tapu kaydı kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde 1971 tarihinden tespit tarihe kadar davacı tarafa malik sıfatıyla zilyet olunduğu tartışmasız olduğundan zilyetliğe değer verilmelidir. Her ne kadar; İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın dayandığı, miras taksim sözleşmesinde iki mirasçının imzasının bulunmadığı gerekçesiyle geçerli olmadığı kabul edilmiş ise de eldeki davanın mirasçılar arasında miras yoluyla görülen bir dava olmadığı, taksimin geçersiz olduğu yönüyle bir iddia ve savunmanın bulunmadığı gibi taksim sözleşmesine ekli haritaya göre dava konusu taşınmazın sınırlarında bulanan taksime konu taşınmazların taksim sözleşmesi gereğince davacılar ve müşterekleri adına tespit ve tescil edildiği, hatta imzası bulunmayan iki mirasçı adına taksim gereği kendilerine düşen taşınmazın 128 ada 1 parsel olarak adlarına 1/2 paylı olarak tespit ve tescil edildiği, bir paydaşın diğer paydaşa ait hisseyi de satın dahi aldığı temyiz incelemesi sırasında UYAP'ta yapılan tapu kaydı sorgulaması ile anlaşıldığına göre somut verilerle desteklenmeyen bu yöndeki gerekçenin dahi dosya kapsamına uygun bulunmadığı anlaşıldığından hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken maddi hataya dayalı olarak onandığı, bu kez yapılan karar düzeltme incelemesi sırasında anlaşılmakla davacılar vekilinin karar düzeltme istemini kabulüne karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.02.2024 tarihli ve 2023/3987 Esas, 2024/1292 Karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Onama ve karar düzeltme harçlarının istek halinde talep edenlere iadesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9202b258d72bf4c2 8cc62feeaaf7a9b3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı