8. Hukuk Dairesi 2024/4990 E. , 2025/4442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/7 E., 2024/26 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, bir kısım davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı olarak, davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin niteliği ve dava değeri itibarıyla 27.05.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde temyiz eden bir kısım davalılar ... ve arkadaşları vekili Avukat ... ile davalı Hazine vekili Avukat ...'ın katılımıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.06.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Kayseri ili ... ilçesi ... Mahallesi (öncesinde ... Köyü) çalışma alanında bulunan 1795, 1796, 1797, 1798 ve 1799 parsel sayılı ve 131.010, 242.120, 171.760, 27.710, 2.638,142 m² yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine tarafından ... ve ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu kayıtlarının tefrikine ilişkin olarak açılan dava, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece, kadastro tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında ... miras yoluyla gelen hakka ve saklı payının ihlal edildiği iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 20.11.2018 tarihli kararıyla; davacı Hazinenin ve müdahil ...'nun davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 1795 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 122.802,10 m² yüzölçümü içerisinde fen bilirkişisi ...'ın 18.04.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda (A) harfi ile gösterilen 100.000 m² yüzölçümündeki kısmının ifrazen ayrılarak aynı ada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adına, bakiye (B) harfi ile gösterilen 22.802,10 m² yüzölçümündeki kısmının aynı ada aynı parsel numarasıyla Hazine adına tesciline; 1796 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 241.062,11 m² yüzölçümü içerisinde fen bilirkişisi ...'ın 19.09.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda (A) harfi ile gösterilen 100.000 m² yüzölçümündeki kısmının ifrazen ayrılarak aynı ada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adına tesciline, bakiye (B) harfi ile gösterilen 141.062,11 metrekarelik kısmının aynı ada aynı parsel numarasıyla Hazine adına tesciline; 1797 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 198.053,91 m² yüzölçümü ile ... Kaya Yerleşimleri, ..., ..., Yapı Kalıntısı ve Kilise Kalıntısı koruma alanı olarak Hazine adına tesciline; 1798 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 27.239,12 m² yüzölçümlü olarak ... mirasçıları adına tesciline; 1799 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 2.595.778,14 m² yüzölçümü ile ... Kilisesi koruma alanı olarak Hazine adına tesciline, taşınmazların malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili, müdahil ... vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili ile davalı ... ve arkadaşları tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; davacı Hazine vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 30.11.2021 tarihli ve 2021/5860 Esas, 2021/11807 Karar sayılı ilamıyla; 1. Dava konusu 1797 ve 1798 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; temyiz itirazları yerinde olmadığı belirtilerek hükmün onanmasına, 2. Dava konusu 1795 ve 1796 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle; davalıların dayandığı tapu kaydına değer verilemeyeceği yönündeki Mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, Ancak Mahkemece ... mirasçıları lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de, bu yönde yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli olmadığı, her iki taşınmazın sınırından ve ortasından dere geçtiği, mahallinde yapılan keşfe jeoloji mühendisi bilirkişi götürülmüş ise de bilirkişi raporu denetime elverişli olmadığı, bilirkişi raporundan, taşınmazlar sınırındaki derenin akan dere olup olmadığı, çekişmeli taşınmazlarla konumu, aralarında kot farkı bulunup bulunmadığı, taşınmazların aktif veya pasif dere yatağı olup olmadığı ve dere yatağından kazanılıp kazanılmadıkları anlaşılamadığı, bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılarak, jeoloji mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden belirtilen hususları aydınlatan denetime elverişli rapor alınması, bundan sonra ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gereğine değinilerek bu taşınmazlar hakkındaki hükmün bozulmasına, 3. Dava konusu 1799 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; Mahkemenin davalılar dayanağı tapu kaydına değer verilemeyeceği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, Ancak dosya içerisinde bulunan belgelerden Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 17.04.2007 tarihli ve 791 sayılı kararı ile çekişmeli 1799 parsel sayılı taşınmazda kalan ... Kilisesinin korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği, Kilisenin yerinin harita üzerinde işaretlendiği, Mahkemece yapılan keşfe katılan sanat tarihi konusunda uzman bilirkişi tarafından da aynı yönde rapor verildiği, ne var ki, taşınmazın ... Kilisesi dışında kalan bölümünün de koruma alanında bulunup bulunmadığı hususunda tereddüt hasıl oluştuğu; bu nedenle, Mahkemece öncelikle ilgili kurumdan dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan kilise dışında kalan bölümlerinin de koruma alanında bulunup bulunmadığı sorulması, bu hususta konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması, yapılacak araştırma sonucunda koruma alanı dışında kalan bölüm bulunduğunun anlaşılması halinde bu bölümün özel mülkiyete konu olup olamayacağı ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gereğine değinilerek bu taşınmazlar hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda özetle; " yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; onanmasına karar verilen parseller hakkındaki hükmün kesinleştiği, dosya bittiğinde Tapu Müdürlüğüne gönderilip dava konusu parsellerin tescil işlemlerinin yapılması sırasında tereddüt olmaması için onanan parseller hakkında onanan hüküm aynen tekrar edildiği, Haklarında bozma kararı verilen 1795, 1796 ve 1799 sayılı parseller yönüyle; davalı ... zilyet olup olmadığı noktasında bozma sebebinin bulunmadığından hususun değerlendirilmediği, önceki keşifte ...’in zilyet olduğuna dair beyanlara itibar edildiği, 1795 ve 1796 parsellerin ortasında bulunan derenin 12/06/2023 tarihli Bilirkişi raporununun jeoloji bilirkişilerine ait bölümünde taşınmazın pasif dere yatağında olduğunun belirtildiği, pasif dere yatağından zilyetlikle kazanımın mümkün bulunduğu, tüm bu hususlar göz önüne alındığında da zaten bozmadan önceki yargılamada da 1795 ve 1796 parselin içinde zilyet lehine belirlenen 100 dönümün (30/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda 1795/A ve 1796/A harfleriyle gösterilen bölümlerin) davalı ... mirasçıları adına tesciline karar verildiği, 30/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda 1795/C ve 1796/C harfleriyle gösterilen bölümlerin sit alanında kaldığının tespit edildiği, bu kısımların 1.derece arkeolojik sit alanında bulunması, sit alanına alınma tarihinden önce de ...’in zilyetlikle kazanma koşullarını sağlaması hususları göz önüne alındığında bu kısımların zilyetlikle kazanılmasında sakınca bulunmadığı lakin sit alanında kaldığının tapuda beyanlar hanesine yazılması gerektiğine kanaat getirildiği, sit alanı ve zilyetlikle kazanılan kısım haricinde kalan 1795/B ve 1796/B harfi ile gösterilen kısımların Hazine adına tesciline karar verildiği, yine 1796/B harfi ile gösterilen kısım içinde kalan 1796/B1 harfiyle gösterilen kısmın da sit alanında kaldığının beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verildiği, Mahkememizce Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan 1799 parselin hangi kısımlarının sit alanında kaldığı sorulduğu, yazı cevabında bulunan haritanın fen bilirkişi eliyle çakıştırıldığı, 1799 parselin tamamı sit alanında kalmadığı, sit alanı dışında kalan kısımdan 100 dönümlük alan da bilirkişi raporunda 1799/A ile gösterilen kısım olduğu, bu kısma ... mirasçıları tarafından bir itiraz olmadığı hususları göz önüne alındığında 1799/A ile gösterilen kısımların ... mirasçıları adına tesciline karar verildiği, Yine bilirkişi raporunda sanat tarihçisi kilise, güvercinlik, tümülüs, kilise kalıntısı, idare tarafından belirlenen sit alanı haricinde sit alanına alınabilecek bir kısım olmadığınının bildirildiği, 1799 parselin içinde bulunan taşlık alanın (T1 harfinin içinden K ile gösterilen Kilise ve S1 ile gösterilen sit alanı çıkartıldığında kalan kısım) herhangi bir vasıfla parsel numarası almaması ve kadastroya tabi tutulmaması gerektiğinden tespit harici bırakılması gerektiği, 1799 parselin içinde kalan; S1 Harfiyle gösterilen kısmın sit alanında bulunması ve üzerinde kilise olması sebebiyle; S2 harfiyle gösterilen alanın sit alanında bulunması, üzerinde kaya yerleşimi, kilise, güvercinlik, kilise kalıntısı bulunması; G harfiyle gösterilen kısım üzerinde güvercinlik bulunması ve sit alanında kalması; T harfiyle gösterilen kısım üzerinde tümülüs bulunması ve sit alanında kalması ve adı geçen alanların nitelikleri gereği ve yukarda belirtilen gerekçelerle zilyetlikten iktisap edilecek sınırın geçilmesi sebebiyle özel mülkiyete konu olamayacakları hususları göz önüne alındığında Hazine adına tescillerine, sit alanında kaldıklarının ve üzerinde bulunan kalıntıların beyanlar hanesine belirtilmesine 1799 parselin yukarıda bahsedilen kısımlar haricinde kalan tarla niteliği taşıyan kısmının da Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle; Davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, müdahil davacı ...'nun davasının kısmen kabulüne, müdahil davacı ... Merkez Müdürlüğünün davasının reddine, Dava konusu 1795 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1795/A) harfi ile gösterilen 100.000 m² yüzölçümündeki kısmının mevcut parsel yüzölçümünden ifrazen ayrılarak aynı ada son parsel numarası verilerek suretiyle ... mirasçıları adlarına tarla niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, (1795/A) harfi ile gösterilen taşınmazın içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1975/C) harfi ile gösterilen 24.559,54 m²'lik kısmının 1. derece arkeolojik sit alanı kapsamında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, geriye kalan (1795/B) harfi ile gösterilen 22.802,10 m²'lik kısmının aynı adada son numarasıyla Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 1796 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1796/A) harfi ile gösterilen 100.000 m² yüzölçümündeki kısmının mevcut parsel yüzölçümünden ifrazen ayrılarak aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adlarına tarla niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, (1796/A) harfi ile gösterilen taşınmazın içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1796/C) harfi ile gösterilen 7.810,24 m²'lik kısmının 1. derece arkeolojik sit alanı kapsamında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, geriye kalan (1796/B) harfi ile gösterilen 141.062,10 m² yüzölçümündeki kısmının aynı adada son numarasıyla Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, (1796/B) harfi ile gösterilen kısmın içerisinde kalan (1796/B1) harfli 5.771,46 m² yüzölçümündeki kısmının 1. derece arkeolojik sit alanı kapsamında kaldığının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, 1799 parsel sayılı taşınmazın içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1799/A) harfi ile gösterilen 100.000 m²'lik kısmının mevcut parsel yüzölçümünden ifrazen ayrılarak aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adlarına tarla niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, 1799 parselin içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (T1) harfi ile gösterilen bölümde (S1) ve (K) harfli kısım haricinde kalan 284.632,54 m² yüzölçümündeki kısmın tespit harici bırakılmasına, 1799 parselin ve (T1) harfi ile gösterilen kısmın içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (S1) harfi ile gösterilen 149.505,35 m² yüzölçümündeki kısmın, aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına; beyanlar hanesinde “üzerinde korunması gerekli kültür varlığı olan ... Kilisesi bulunmaktadır” ve “1. derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır” şeklinde belirtme yapılmasına, 1799 parselin içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (S2) harfi ile gösterilen 194.086,94 m²'lik kısmın, aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına; beyanlar hanesinde “üzerinde korunması gerekli kültür varlığı olan ... Kaya Yerleşimleri (...), ..., ..., Yapı ve Kilisi Kalıntısı bulunmaktadır” ve “1. derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır” şeklinde belirtme yapılmasına, 1799 parselin içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (G) harfi ile gösterilen 6.151,31 m² yüzölçümündeki kısmın, aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına; beyanlar hanesinde “üzerinde korunması gerekli kültür varlığı olan ... Mevkii Kaya Oyma Güvercinlikleri bulunmaktadır” ve “1. derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır” şeklinde belirtme yapılmasına, 1799 parselin içinde kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (T) harfi ile gösterilen 372,44 m²'lik kısmın, aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına; beyanlar hanesinde “üzerinde korunması gerekli kültür varlığı olan ... Tümülüsü bulunmaktadır” ve “1. derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır” şeklinde belirtme yapılmasına, 1799 parselin içinde (1799/A), (T), (T1), (S1), (S2), (K), (G) harfi ile gösterilen kısımlar çıkartıldığında geriye kalan 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1799/B) harfi ile gösterilen kısmın aynı adada son parsel numarasıyla Hazine adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına, Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.05.1972 tarihli ve 1972/331 Esas, 1972/287 Karar sayılı veraset ilamının ve 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, Dava konusu 1797 ve 1798 sayılı parsellere ilişkin Yargıtay onama kararının mevcut olduğu bu parseller hakkında verilen kararın kesinleştiği anlaşılmakla infazda tereddüt oluşmaması ve tescil hükümlerinin tek bir kararda toplanması için: 1797 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ..., ..., harita mühendisi ..., jeoloji mühendisi ...'in 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 198.053,91 m² yüzölçümü ile ... Kaya Yerleşimleri, ..., ..., Yapı Kalıntısı ve Kilise Kalıntısı koruma alanı olarak Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, malikhanesinin bu şekilde doldurulmasına, 12.07.2013 tarihli fen ve harita mühendisi bilirkişileri raporunun kararın eki sayılmasına, 1798 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri ..., ..., harita mühendisi ..., jeoloji mühendisi ...'in 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 27.239,12 m² yüzölçümlü olarak tarla niteliği ile ... mirasçıları adlarına tapuya kayıt ve tesciline, malikhanesinin bu şekilde doldurulmasına, veraset ilamının ve 12.07.2013 tarihli fen ve harita mühendisi bilirkişileri raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm; davacı Hazine vekili bir kısım davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dava konusu 1795 ve 1796 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazları yönüyle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup aşağıda gösterilen nedenler dışında kalan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Mahkemece; bozmadan önceki yargılamada da 1795 ve 1796 parselin içinde zilyet lehine belirlenen 100 dönümün (30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda (1795/A) ve (1796/A) harfleriyle gösterilen bölümlerin) davalı ... mirasçıları adına tesciline karar verildiği, 30.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda bu bölümler içinde kalan ve (1795/C) ve (1796/C) harfleriyle gösterilen bölümlerin sit alanında kaldığının tespit edildiği, bu kısımların 1. derece arkeolojik sit alanında bulunması, sit alanına alınma tarihinden önce de ...’in zilyetlikle kazanma koşullarını sağlaması hususları göz önüne alındığında bu kısımların zilyetlikle kazanılmasında sakınca bulunmadığı, ancak; sit alanında kaldığının tapuda beyanlar hanesine yazılması gerektiği, sit alanı ve zilyetlikle kazanılan kısım haricinde kalan (1795/B) ve (1796/B) harfi ile gösterilen kısımların Hazine adına tescili gerektiği, yine (1796/B) harfi ile gösterilen kısım içinde kalan (1796/B1) harfiyle gösterilen kısmın da sit alanında kaldığının beyanlar hanesinde belirtilmesi gerektiği gerekesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına, usul ve kanuna uygun düşmemektedir. Fen bilirkişi tarafından sit alanı ile kadastro paftasının çakıştırılması suretiyle düzenlenen rapora ve haritaya göre; 1795 parselin (C), 1796 parselin (C) ve (B1) harfi ile gösterilen bölümlerinin 17.04.2007 tarihli ve 790 sayılı kararıyla tescil edilen "... Kaya Yerleşimleri (...) ..., ..., Yapı ve Kilise Kalıntısı" adıyla 1. Derece Arkeolojik Sit alanında kaldığı tartışmasız olup esasen bu husus Mahkemeninde kabulünde bulunmaktadır. 2812 sayılı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11 inci maddesinin değişik ikinci cümlesiyle; "Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez." hükmü düzenlenmiştir. Diğer bir anlatımla somut dosya kapsamında sit alanının 14.04.2007 tarihinde ilan edilmiş olması nedeniyle öncesinde mülkiyet hakkının kazanıldığının kabul etmek hukuken mümkün değildir. Zira taşınmazın evveliyatından beri 1. derece sit alanı olduğu tartışmasız olup ilan tarihinin sonra yada önce olması taşınmazın hukuki durumunu değiştirmeyecektir. (Örn; kadim meraların ne kadar sürdürülürse sürdürülsün zilyetlikle kazanılamayacağı gibi) Hal böyle olunca; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesinde; "Kadastro Komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür." maddesi gereğince mahkeme hakiminin taşınmazın gerçek malikinin belirlemekle yükümlü olduğu, bu hususun kamu düzeninden sayılacağı gözetildiğinden öncelikle ek rapor alınmak suretiyle, 1795 ve 1796 parsel sayılı taşınmazların 1. Derece Arkeolojik Sit alanı içinde kalan kapsamlarının zilyetlikle kazanılması mümkün olamayacağından ifrazen Hazine adına tesciline, beyanlar hanesinde; "1. Derece Arkeolojik Sit alanı içinde kaldığı"nın yazılmasına geri kalan bölümleri üzerinde davalılar lehine zilyetlik koşulları oluştuğundan her bir taşınmaz üzerinde 100 dönüme kadar adlarına tescil edilmesine ve halen arta kalan kısımlarının olması halinde bu kısımların Hazine adına tescil edilmesi gerekirken kanun hükümlerinin yanlış yorumlanması suretiyle usul ve kanuna aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2.Dava konusu 1799 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yönüyle; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup aşağıda gösterilen nedenler dışında kalan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; 1799 parselin tamamının 17.04.2007 tarihli ve 790 sayılı kararıyla tescil edilen "... Kaya Yerleşimleri (...) ..., ..., Yapı ve Kilise Kalıntısı" adıyla tescilli 1. Derece Arkeolojik Sit alanında kalmadığı, sit alanı dışında kalan ve 100 dönümlük alan olarak (1799/A) harfi ile gösterilen kısım üzerinde ... mirasçıları lehine gerçekleştiği, bu bölümlerin dışında ayrıca 22.03.2013 tarihli 547 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilen "... Tümülüsü"nün, karar tarihi itibarıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil aşamasında olan "... Mevkii Kaya Oyma ..."in ve 17.04.2007 tarihli ve 791 sayılı kararıyla tescil edilen (S1 alanı içinde kalan) korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen "... Kilisesi"nin bulduğu, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda da bu bölümlerin gösterildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan fen bilirkişi rapor ve haritasında; 17.04.2007 tarihli ve 790 sayılı kararıyla tescil edilen "... Kaya Yerleşimleri (...) ..., ..., Yapı ve Kilise Kalıntısı" adıyla 1. Derece Arkeolojik Sit Alanının (S) harfi ile gösterildiği, ayrıca bu (S) harfi ile gösterilen sit alanının 1799 parsel içinde kalan bölümü (S1) olarak, 1799 parselin dışında kalan (parselin batı sınırı dışında kalan) kısmı da (S2) olarak konumunun belirlendiği görülmektedir. Ne var ki; Mahkemece 1799 parsel içinde kalan kısım olan (S1) bölümü yönüyle hüküm kurulması gerekirken taşınmazın dışında ve dava dışı 1798 parsel (onanmakla kesinleşen taşınmaz) kapsamında kalmasına rağmen (S2) bölümünün de 1799 parselden ifrazı ile Hazine adına tesciline karar verilerek nedeniyle infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulduğu gibi mükerrer tapu oluşmasına da yol açılmıştır. Diğer yandan; (S1) alanı içinde kalan (K) harfi ile gösterilen bölüm hakkında hüküm kurulmamış, ancak devamında hükmün 12 numaralı bendinde ise; "....K..." harfiyle gösterilen kısımlar çıkartıldığında ibaresi kullanılmıştır. Oysa ki; Mahkemece; 1799 parselin yalnızca davalılar adına tesciline karar verilen (A) bölümünün ifrazına ve kişiler adına tesciline, geri kalan kısmının tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesi, fen bilirkişi raporuna atıf yapılarak sit alanları içinde kalan bölümlerinin beyanlar hanesinde gösterilmesi ile yetinilmesi gerekirken usul ekonomisine aykırı ve yine infazda tereddüt yaratılarak çok sayıda taşınmaz oluşturacak şekilde ifrazlar yapılması da usul ve kanuna aykırı bulunduğundan temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir. 3. 1797 ve 1798 sayılı parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki ilişkin temyiz itirazları yönüyle; Mahkemece Yargıtay onama kararının mevcut olduğu bu parseller hakkında verilen kararın kesinleştiği anlaşılmakla infazda tereddüt oluşmaması ve tescil hükümlerinin tek bir kararda toplanması gerektiği gerekçesiyle taşınmazlar hakkında yeniden tescil hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç kanuna uygun bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kanun'un "Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre" başlıklı 12 nci maddesinde tutanakların kesinleşmesini düzenlemiş, ve kesinleşme tarihine göre diğer sürelerin başlayacağını belirtmiştir. Somut dosyada; Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere 1797 ve 1798 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen önceki tarihli İlk Derece Mahkemesi hükmü onanmakla kesinleşmiştir. Önceki tarihli hüküm bu taşınmazlar yönüyle kesinleştirmesi yapılarak infazının sağlanması gerekirken artık eldeki davanın konusu olmayan ve kesinleşmiş tutanaklar/taşınmazlar hakkında yeniden tescil hüküm kurulması halinde asıl şimdi infazda tereddüt yaratılacağı düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmadığından temyiz itirazlarının bu nedenler kabulü gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda (1.) bentte gösterilen nedenlerle; 1795 ve 1796 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (2.) bentte gösterilen nedenlerle; 1799 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Yukarıda (3.) bentte gösterilen nedenlerle; 1797 ve 1798 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4990 E., 2025/4442 K. (03.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4990
- Karar No
- 2025/4442
- Karar Tarihi
- 03.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6197 E., 2025/4483 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1848 E., 2025/4472 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/204 E., 2025/4477 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2106 E., 2025/4444 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5864 E., 2025/4445 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2615 E., 2025/4367 K. 02.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı