8. Hukuk Dairesi 2025/1352 E. , 2025/5477 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/156 E., 2024/646 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/556 E., 2021/495 K. Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereği satış ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında 1 81... parsel sayılı 321,73 m² taşınmaz beyanlar hanesine “6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır, taşınmaz üzerindeki bina ve bahçe 1980 yılından beri ... yerli'nin kullanımındadır” şerhleri yazılıp bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, iş bu temyize konu dava açılmadan önce 28.07.2015 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereğince dahili davalılara satılarak adlarına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 20 metrekarelik taşınmaz kısmının otuz beş yıldan fazladır nizasız fasılasız malik sıfatıyla davacının kulllanımında olduğunu ancak kullanım kadastrosu çalışmasında bu kısmın komşu 1 81... parsel sayılı taşınmazın içinde yazıldığını belirterek 1 81... parsel içinde 20 metrekarelik kısmın tapuda iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının dava konusu Hazineye yönelik olarak, tapu iptal tescil davası açtığı görülmüştür. Mahkememizce taşınmazın tapu kayıtlarındaki sahiplerinin davaya dahil edilmesine karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazın tapu kaydı idare tarafından yapılmıştır. Yapılan bu işlem bir idari işlemdir. Dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağından..." gerekçesiyle davanın Hazine yönünden husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince; "...Dava, 3402 Sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu nedeni ile davalılar adına tescil edilmiş olan taşınmazın 20,00 m²lik kısmının tapu kaydının davacı iptali ve adına tescil talebine ilişkindir. Mahkemece gerçek kişiler yönünden davanın esastan reddine, hazine yönünden ise husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince ve hazine vekilince vekalet ücreti yönünden istinaf edilmiştir. Dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 81... parsel sayılı 321,73 m² yüzölçümlü “bahçe” vasıflı taşınmazın davalı gerçek kişilere 28/07/2015 tarihinde 6292 sayılı yasa gereği satış işleminin yapıldığı, dava tarihinde hazinenin kayıt maliki olmadığı görülmüştür. 5 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosu ile 14.09.2010 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, Hazine lehine orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere 6292 sayılı Kanun'un 6/10. maddesiyle, taşınmazın mülkiyetinden ayrı olarak tapu kaydının beyanlar hanesindeki kullanım ve 6292 sayılı Kanun ile edinilen hak sahipliğinin devrinin noterde düzenlenecek muvafakatname ile mümkün hale getirilmiştir. Bu kanun kapsamındaki taşınmazlar yönünden, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde hak sahibi olarak gösterilen kişiler ve mirasçıları ile bu kişilerinden taşınmazı noterde düzenlenmiş muvafakatname ile bu hakkı devralan kişiler hak sahibi kişilerdir. Dolayısıyla 3402 Sayılı Kanun'un Ek 4. maddesine dayalı kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonraki aşamada 6292 sayılı Kanun kapsamında yapılacak devirlerde “hak sahibi” sıfatını kazanabilmek için kullanım hakkının devrini amaçlayan bu belgeler (muvafakatnameler), hukuken zilyetlik belgesi niteliğinde olmakla birlikte, tapulu taşınmazın satışla devrini ya da satış vaadini öngören sözleşmeler niteliğinde olmayıp, taşınmazın satışı için idareye yapılacak başvuru ve doğrudan satın alma hakkının devri niteliğindedir. Mevcut yasal düzenleme doğrultusunda hak sahipliğinin devri için noterde düzenlenen bu muvafakatname sonucunda tapu kaydının beyanlar hanesinde kullanıcı olarak kayıtlı kişinin, bu hakkın bir kez geçerli bir şekilde devri gerçekleştikten sonra ve bu devir iradesi aynı nitelikte bir başka işlemle ve geçerli bir sebeple geri alınmadığı idareye başvuru ve doğrudan satın alma hakkı bulunmamaktadır. Keza 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklanan haklarını ilk olarak düzenlenen noter muvafakatnamesiyle devreden kişinin bu devir işleminden tek taraflı olarak vazgeçmesi ve bu devir işlemi nedeniyle artık kendisinde bulunmayan hak sahipliği hakkını bir başkasına devretmesi de geçerli değildir. Hakkın devrine ilişkin muvafakatnamede devir bedeli öngörülmemesi, ödeme yapılmış olunup olunmamasının muvafakatnamenin geçerliliğini etkileyecek bir durum da değildir. Kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerekir. Taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Somut olayda, davanın tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davacının eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca 28.07.2015 tarihinde yapılan satış işleminden sonra 17.09.2019 tarihinde açtığına, davalılara ait tapu kaydı idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna göre, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe kullanıcı şerhi veya tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağına, bu durum dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gerektiğine göre yerel mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine, hazine yönünden ise, dava tarihinde kayıt maliki olmadığı görülmekle husumet nedeni ile reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava hazineye karşı açılmış olup, hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine, diğer davalılar gerçek kişiler yönünden ise davanın esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde, taraflar yönünden ayrı hukuki sebeplerle red kararı verilmiş olmakla davalı hazine yararına ayrı vekalet ücreti taktir edilmemiş olması doğru olmamıştır..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulüne ... Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli ve 2019/5 56... /495 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davalı hazine lehine ayrı vekalet ücretine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1352 E., 2025/5477 K. (10.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1352
- Karar No
- 2025/5477
- Karar Tarihi
- 10.09.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6847 E., 2025/5473 K. 10.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6850 E., 2025/5474 K. 10.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5500 E., 2025/5476 K. 10.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/609 E., 2025/5479 K. 10.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3685 E., 2025/5481 K. 10.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7780 E., 2025/5483 K. 10.09.2025