Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/3685 E., 2025/5481 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3685 E., 2025/5481 K. (10.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3685
Karar No
2025/5481
Karar Tarihi
10.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/3685 E. , 2025/5481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/154 E., 2023/204 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi üstü radar altı mevkiinde yer alan doğusu... arazisi, batısı patika yol, kuzeyinde radar binası, güneyi mahalleye giden patika yol ile çevrili takriben 40 dönüm miktarındaki taşınmazı, çekişmesiz ve fasılasız olarak otuz yıldır elinde bulundurduğunu, bu yeri zaman zaman biçerek zaman zaman da yonca ekmek suretiyle kullandığını, ancak ...'da bulunmadığı bir sırada yapılan kadastro tespitinde taşınmazın tespit dışı bırakıldığını ve bu durumu yeni öğrendiğini ileri sürerek, taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; davanın süresinde açılmadığını, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve kıraç yerlerden olması nedeniyle tapulama esnasında tescil harici bırakıldığını, bu yerin imar-ihya yoluyla iktisap edilebilmesi için öncelikle kültür arazisi haline getirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın para ve emek sarf edilerek kültür arazisi haline getirilmediğini, dava konusu taşınmazın imar planı içinde kaldığını, imar planı içinde kalan taşınmaz malların imar-ihya yolu ile iktisap edilemediği gibi, zilyetlik yolu ile de iktisap edilmelerinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğunu savunarak, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, 26.06.2012 tarihli ve 2012/483 Esas, 2012/635 Karar sayılı kararla verilen, "dava tarihi itibariyle kanunda öngörülen ve hak düşürücü süre niteliğinde bulunan 10 yılın geçtiği" gerekçesiyle verilen davanın reddine dair ilk karar, davacı ve davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 27.03.2013 tarihli ve 2012/11062 Esas, 2013/4381 Karar sayılı ilamıyla; "... ... Tapu Müdürlüğü'nün 08.05.2012 tarihli yazısı ile dava dilekçesine göre uyuşmazlık konusu taşınmaz kadastro harici bırakılan yerlerde kalmaktadır. ... Kadastro Müdürlüğü'nün 19.04.2012 tarihli yazısına göre ise taşınmazın bulunduğu bölgede 1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları 17.02.1984 tarihinde kesinleşmiştir... somut olayda, uyuşmazlık konusu taşınmaza kadastro tutanağı düzenlenmemiş, kadastro çalışmaları sırasında kadastro harici bırakılmıştır. Bu nedenle, kadastro tutanağı düzenlenen ve tutanağın kesinleşme tarihinden itibaren uygulanan 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi açıklanan yasa maddesine aykırı olmuştur. TMK 713/3. maddesine göre “Tescil davası, Hazine'ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır”. Dava dilekçesine göre taşınmaz ... ilçesi ... mahallesinde bulunduğuna göre davanın ... Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerekir. Mahkemece, davacı tarafa ... Belediye Başkanlığını davaya dahil etmek üzere süre ve imkan tanınması, ilgili belediye davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmelidir. Davalı Hazine vekili, cevap dilekçesinde, davacının davasının reddi ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş olduğundan mahkemece bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davanın esasına girilerek taraflara usulüne uygun olarak delil ve tanıklarını bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, Kadastro Kanunu 14... . maddelerinde öngörülen imar-ihya ve zilyetlikle edinme koşullarının dava tarihine kadar oluşup oluşmadığı yönünden tüm taraf delillerini toplayarak sonucuna göre bir karar verilmesi olduğu halde hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." denilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda, 20.04.2016 tarihli ve 2015/50 Esas, 2016/195 Karar sayılı kararıyla verilen, davanın kısmen kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi radar altı mevkii radar binasının güneyinde tescil harici yer olarak tespit edilen fen ve ziraat mühendisi bilirkişilerin 08.03.2016 havale tarihli raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 5.500,00 m² büyüklüğündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair ikinci hüküm, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.02.2020 tarihli ve 2016/16832 E., 2020/373 K. sayılı ilamıyla; "... doğru sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgenin imar planına alınıp alınmadığı, imar planına alınmışsa ilk defa hangi tarihte imar planına alındığı ve bu planın kesinleşme tarihi belirlenerek, imar planının onaylı bir örneği ve taşınmazın imar durumunu gösterir belgeler ilgili Belediye Başkanlıklarından getirtilmesi, çekişmeli taşınmaz bölümleri imar planına alınmışsa bu tarihten, aksi durumda dava tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde farklı tarihlere ait hava fotoğrafları bulunup bulunmadığınin ilgili yerlere sorulması ve mevcut ise en az 3 adet hava fotoğrafı ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğraflarınin istenerek dosya arasına konulması ve bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile bir fen bilirkişisi, öncekilerden farklı üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve bir jeodezi ve fotogrametri uzmanının katılımıyla yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte, yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından, taşınmaz bölümlerinin geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, tarımsal amaçlı zilyetliğin ne zaman başladığı hususlarında somut olgu ve olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanları arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinden yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması; hava ve uydu fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmaz bölümlerinin konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle) inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğunun ve davacı tarafça ne şekilde kullanıldığının belirlenmesine çalışılması; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, komşu taşınmazlarla mukayese edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığını, tamamlanmışsa hangi tarihte tamamlandığını, üzerindeki bitki örtüsünü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özellikleri açıklayan, bilimsel verilere ve somut olgulara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesinin istenilmesi; çekişmeli taşınmaz bölümlerine ilişkin mahkeme hakiminin gözleminin keşif tutanağına ayren yansıtılması; taşınmaz bölümlerinin fotoğraflarınin çektirilerek dosyaya eklenmesi; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de yakın taşınmaz tutanak ve varsa dayanaklarıyla bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanacak söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de davanın kısmen reddine karar verildiği ve davalı Hazine kendisini vekille temsil ettirdiği halde, reddedilen bölüm yönünden davalı Hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 11.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar bakımından imar ve ihyanın tamamlanmadığı, dava konusu taşınmazların 2019 yılında tescillenen orman kadastrosu sonucu ... nolu orman parseli sınırları içerisinde kaldığının belirtildiği, davacı tanıklarının beyanlarından da dava tarihi itibariyle 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığının anlaşıldığı, buna göre davanın ispat edilemediği ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya içeriğine göre, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ilçesi ... Mahallesinde dava tarihinden sonra kadastro çalışması yapıldığı ve dava konusu taşınmaz hakkında ...... parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlendiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde, Kadastro Mahkemesinin görevinin, her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği gün başlayacağı açıklanmış; anılan Kanun'un 27 nci maddesinde ise, mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği ve davalara ait dosyaların kadastro mahkemesine re'sen devrolunacağı belirtilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen dava konusu taşınmaz yönünden görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu ve mahkemelerin görevlerine ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiği gözetilerek, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmaz bölümü / bölümleri yönünden 3402 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle dosyanın Kadastro Mahkemesine devredilmesi ve yapılacak araştırmada hakkında tutanak düzenlemeyen taşınmaz bölümünün / bölümlerinin bulunduğunun anlaşılması durumunda ise bu bölümler yönünden işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması cihetine gidilmiş ve bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakeme Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 51466a1b1b3abd6f 90d791eb91a7ba9c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı