8. Hukuk Dairesi 2025/1002 E. , 2025/3066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/15 E., 2022/1 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... / ... köyü çalışma alanında bulunan 113 ada 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111 ve 117 parsel sayılı 15.151.96, 7.413.34, 9.557.94, 14.646.74, 4.161.63, 3.668.96, 30.686.87, 33.379,91 ve 28.458,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kamu orta malı mera vasfıyla sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; tapu kaydına, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitlerinin iptali ve taşınmazların adlarına tescilini talep etmişler ve bilahare, davacılar ..., ..., ..., ..., ...'un imzalı beyanları ile, davayı 113 ada 104 parsel sayılı taşınmazın .. oğlu ... adına, 113 ada 105 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 106 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 107 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 108 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 109 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 110 parsel sayılı taşınmaz .. oğlu ... adına, 113 ada 111 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 117 parsel sayılı taşınmaz .., .., .. .. adına müştereken tapuya tescil edilmesi için açtıkları yönünde beyanda bulunarak kendi davalarını açıklamışlardır.
II. CEVAP Davalı ... vekili yargılama sırasındaki beyanlarında özetle; dava konusu taşınmazların niteliği gereği zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olmadığını ileri sürerek, davanın reddini talıh etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli ve 2006/184 Esas, 2016/43 Karar sayılı önceki kararıyla; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 113 ada 104 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, 113 ada 105 ve 109 parsel sayılı taşınmazların ..., 113 ada 106 parsel sayılı taşınmazın ..., 113 ada 107 parsel sayılı taşınmazın ..., 113 ada 108 ve 111 parsel sayılı taşınmazların ..., 113 ada 110 parsel sayılı taşınmazın ..., 113 ada 117 parsel sayılı taşınmazın Kasım, İhsan ve Tahir Koç adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 23.02.2016 tarihli ve 2006/184 Esas, 2016/43 Karar sayılı önceki kararına karşı davacılardan ... ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2016/10643 Esas, 2020/428 Karar sayılı ilamıyla; "çekişmeli taşınmazlara komşu tüm taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen oluşan tapu kayıtları bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar, T.Sani 936 tarihli ve 225 sıra numaralı kök tapu kaydından ifrazen oluşan Mayıs 1937 tarihli 1 ila 31 sıra numaralı tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazların tespit tutanakları, kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift hava fotoğrafları, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, memleket haritaları, en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan temin edilerek dosya arasına alınması, bundan sonra mahallinde yeniden keşif yapılması, bu keşifte, davacıların tutunduğu tapu kayıtları, kök tapu kayıtları ile birlikte yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanması, kayıtlarda belirtilen sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunmak suretiyle bu sınırların zeminde gösterilmesinin sağlanması, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının tanınması, bilirkişiler ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından harita üzerinde işaretlenerek T.Sani 936 tarihli ve 225 sıralı kök tapu kaydı ile davacıların tutunduğu 19.05.1937 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydının kapsadığı alanlar kroki üzerinde saptanması, tapu kayıt malikleri ile davacı taraf arasındaki akdi ya da ırsi ilişki bulunup bulunmadığı gerek nüfus kayıtlarından yararlanılmak, gerekse de bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle kesin olarak tespit edilmesi; dinlenilecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle kadim mera vasfında olup olmadıkları, mera parselleri ile çekişmeli taşınmazlar arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazlar evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, taşınmazlar imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise nasıl ve ne şekilde imar-ihya edildikleri, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı ve tespit tutanağının edinme sebebi kısmında belirtildiği üzere meradan açma olup olmadıkları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanları arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemine uygun şekilde çelişkiler giderilmeye çalışılması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; komşu parsellerin başka davanın konusu olmaları halinde ilgili dava dosyaları getirtilerek çekişmeli taşınmazların niteliği ve zilyetlik durumunun değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınması; üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden bitişik mera parsellerinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir unsur bulunup bulunmadığını, çekişmeli 104 ve 105 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki ayırıcı unsurun ne olduğunu, çekişmeli taşınmazların meradan açılan veya meranın devamı niteliğinde olan yerlerden olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş, önceki zirai bilirkişi raporlarını irdeleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazların fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliği, sınırları, kullanım şekli ve mera alanları ile arasında ayırt edici unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınması; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmesi; çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadıkları, meradan açma olup olmadıkları, tapu kaydı kapsamı dışında kalıyorlarsa kadim mera olup olmadıkları ve davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun duraksamasız şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacıların dayanak müfrez tapu kayıtları, kök tapu kayıtları ile birlikte uygulandığı ve dava konusu taşınmazları kapsadığı; ancak gayrisabit hudutlu olduğu, buna göre dosyada yer alan 16.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna göre, 113 ada 111 parselde yalnızca 18.200,60 metrekarelik kısmın tapu kapsamına girdiği, 15.179,31 metrekarelik kısmın ise kapsam dışında kaldığı tespit edilmiştir. Böylece dava konusu 113 ada 104, 110 ve 117 parseller ile 111 parselin bir kısmının tapu kaydına göre miktar fazlası olduğu, zilyetlikle edinim koşullarının araştırılması sonucunda dava konusu 113 ada 104 parsel sayılı taşınmazın tarıma elverişli olmayıp mera vasfında olduğu ve komşu mera parselleriyle ayırıcı unsurunun bulunmadığı, mahkeme gözlemi ve teknik raporla belirlendiği, ziraat bilirkişilerinin bazı parsellerin tarla olduğunu belirtmesine rağmen, keşifte bu parseller ile mera arasında ayırıcı unsur görülmediği, hava fotoğraflarında da komşu 113 ada 99 parsel sayılı mera ile dava konusu parseller arasında sınır olmadığı, bir bütün halinde göründüğü tespit edildiği, bu nedenle 113 ada 104, 105, 108 ve 109 parsellerin kadim meradan açıldığı ve özel mülke konu olamayacağı, dava konusu 113 ada 106, 107, 110 ve 111 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise davacılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 113 ada 104, 105, 108,109 ve 117 parsele yönelik açmış oldukları davanın reddine, 113 ada 106, 107, 110 ve 111 parsel sayılı taşınmazlara yönelik açmış oldukların davaların kabulüne, dava konusu 113 ada 104, 113 ada 105, 113 ada 108, 113 ada 109 ve 113 ada 117 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi 3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 16/B maddesi gereğince "Mera" vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, dava konusu 113 ada 106, 107, 110, 111 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptaline, 113 ada 106 parsel sayılı taşınmazın "tarla" vasfıyla davacı ..., 113 ada 107 parsel sayılı taşınmazın "tarla" vasfıyla davacı ..., 113 ada 110 parsel sayılı taşınmazın "çayır" vasfıyla davacı ..., 113 ada 111 parsel sayılı taşınmazın "çayır" vasfıyla davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile dava konusu 113 ada 104,105,108,109 ve 117 parsel sayılı taşınmazlarda lehine kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, 3402 sayılı Kanun'un aradığı şartların somut olayda gerçekleşmediğini, bilirkişi raporlarının yetersiz ve gerekçesiz olduğunu, tarafsız olmayan tanık beyanlarına dayanıldığını, eklemeli zilyetlik ve yüzölçümü sınırları yönünden yeterli araştırma yapılmadığını, yerel bilirkişi ve tanık dinlenmeden hüküm kurulduğunu, ayrıca yargılama giderlerinin de hukuka aykırı şekilde hükmedildiğini, belirterek, hükmün bozulmasını talep etkiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık temyize konu taşınmazlar üzerinde davacı taraf lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Davacı ...'un, dava konusu 113 ada 105, 108, 109 ve 117 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; hükmü temyiz etme hakkı, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Davacılar müşterek verdikleri dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların adlarını tesciline karar verilmesini talep etmiş iseler de, 05.06.2015 tarihli keşifte hazır bulunan davacılar ..., ..., ..., ..., ...'un imzalı beyanlarında; "davayı 113 ada 104 parsel sayılı taşınmazın .. oğlu ... adına, 113 ada 105 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 106 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 107 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 108 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 109 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 110 parsel sayılı taşınmaz Abdullah oğlu ... adına, 113 ada 111 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına, 113 ada 117 parsel sayılı taşınmaz .., ..., ... ... adına müştereken tapuya tescil edilmesi için açtık." şeklinde dava dilekçelerini kendi talepleri yönünden açıklamışlardır. Hükmü temyiz eden ..., keşifteki imzalı beyanı ile hukuken bağlı olup, davasının 113 ada 104 parsele yönelik olduğunu açıkladığına ve İlk Derece Mahkemesince, davacının dava dilekçesinin açıklanmasına ilişkin keşifteki beyanı ile dava konusu etmediği, ancak temyize konu ettiği taşınmazlara ilişkin hükümle aleyhine hukuksal bir durum yaratılmadığına göre, davacı ...'un dava konusu etmediği 113 ada 105, 108, 109 ve 117 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz dilekçesinin, taraf sıfatının ve buna bağlı olarak hukuki yararının bulunmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 3. Davalı ... vekilinin, dava konusu 113 ada 106, 107, 110 ve 111 parseller ve davacı ...'un ise 113 ada 104 parsel hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Davacıların dayanağını oluşturan 19.05.1937 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydının, ilk tesis kaydı olan Mart 1289 tarihli ve 55 sıra numaralı tapu kaydında "10 dönüm" yüzölçümüne sahip olduğu, bu kaydın aynı yüzölçümüyle, Haziran 309 D. tarihli ve 9 sıra numaralı tapu kaydına intikal ettiği, anılan kaydın da ifraz yoluyla T.Sani 935 tarihli ve 209 ile 210 sıra numaralı tapu kayıtlarına gittiği, davacıların dayandığı tapu kaydının ise T.Sani 935 tarihli ve 210 sıra numaralı tapu kaydından geldiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, ifraz suretiyle oluşan söz konusu tapu kaydının yüzölçümü 910 dönüm olup, bu haliyle kök kayıt ile ifrazen oluşan bu tapu kaydı arasında yüzölçümü farklılığı bulunmasına ra��men, bu farklılık üzerinde durulmamış ve tapu kaydının tesisi ile tedavülleri arasındaki miktar değişikliğinin hangi nedenlerden ileri geldiği, mesaha tahsisi yapılıp yapılmadığı somut olarak ortaya konulmamış, tapu kaydının tesisi ve tedavülleri sırasında meydana gelen miktar değişikliğinin nedenleri somut olarak ortaya konulmamıştır. Öte yandan, Dairemizin geri çevirme kararı ile söz konusu kayıtlar arasındaki yüzölçümü farkının nedeni sorulmuş ve Arşiv Daire Başkanlığının 13.05.2024 tarihli yazısıyla; "Bahse konu kayıtlarda tespit edilen miktar farklılığının herhangi bir hak kaybına sebebiyet vermemesi amacıyla, söz konusu kayıtlar evveliyat yazışmalarında ayrıca değerlendirilmek üzere Teftiş Kurulu Başkanlığımıza da intikal ettirilmiştir." yönünde cevap verilmiş olup buna göre,İlk Derece Mahkemesince, bu hususların değerlendirilmediği ve dolayısıyla doğru tapu kayıt uygulaması yapılmadan karar verilmesi cihetine gidildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava dosyası, tapu işlerinden anlayan kadastro bilirkişisine tevdi edilerek, tapu sicilleri üzerinde de araştırma yaptırılmak suretiyle, yöntemince ve denetime uygun olarak tapu kaydının tedavül durumu, miktar değişikliği ve bu değişikliğin hangi nedenden kaynaklandığı, mesaha tahsisi yapılıp yapılmadığıyla ilgili olarak ayrıntılı rapor alınmalı; geri çevirme kararı ile tapu kayıtları üzerinde Teftiş Kurulu Başkanlığınca inceleme yaptırıldığı bildirildiğine göre, yaptırılan incelemenin akıbeti Teftiş Kurulu Başkanlığından sorulmalı; bu araştırmalar neticesinde tapu kaydındaki yüzölçüm değişikliğinin yasal bir dayanağı bulunmaması halinde kök kaydın miktarına itibar edilmesi gerektiği düşünülmeli; kadastro tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift hava fotoğrafları, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, memleket haritaları, en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan temin edilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tamamı ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, davacıların tutunduğu tapu kayıtları, kök tapu kayıtları ile birlikte yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanmalı, kayıtlarda belirtilen sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunmak suretiyle bu sınırların zeminde gösterilmesi sağlanmalı, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, bilirkişiler ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından harita üzerinde işaretlenerek T.Sani 936 tarih ve 225 sıralı kök tapu kaydı ile davacıların tutunduğu 19.05.1937 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydının kapsadığı alanlar kroki üzerinde saptanmalı, tapu kayıt malikleri ile davacı taraf arasındaki akdi ya da ırsi ilişki bulunup bulunmadığı gerek nüfus kayıtlarından yararlanılmak, gerekse de bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle kesin olarak tespit edilmeli; dinlenilecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatları itibarıyla kadim mera vasfında olup olmadıkları, mera parselleri ile dava konusu taşınmazlar arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmazlar evveliyatı itibarıyla mera vasfında değilse taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, taşınmazlar imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise nasıl ve ne şekilde imar-ihya edildikleri, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı ve tespit tutanağının edinme sebebi kısmında belirtildiği üzere meradan açma olup olmadıkları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemine uygun şekilde çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden bitişik mera parsellerinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir unsur bulunup bulunmadığını, komşu mera parseli ile ayırıcı unsurun ne olduğunu, dava konusu taşınmazların meradan açılan veya meranın devamı niteliğinde olan yerlerden olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş, önceki zirai bilirkişi raporlarını irdeleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmazların fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliği, sınırları, kullanım şekli ve mera alanları ile arasında ayırt edici unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; dava konusu taşınmazların dayanak tapu kayıt miktarının doğru yüzölçümü esas alınarak tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadıkları, meradan açma olup olmadıkları, tapu kaydı kapsamı dışında kalıyorlarsa kadim mera olup olmadıkları ve davacılar taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği duraksamasız şekilde belirlenmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ...'un, dava konusu 113 ada 105, 108, 109 ve 117 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davalı ... vekilinin ve davacı ...'un temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ...' a iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e9220bf90080512c caa318a8ede0b015