8. Hukuk Dairesi 2023/4825 E. , 2025/2947 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/5 E., 2022/99 K. DAVA : Kadastro (Tespite İtiraza İlişkin) DAVA TARİHİ : 23/02/2015 Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen, davacılar ... ve ...' in davalarının kabulüne, davacı ...' nun davasının reddine dair karar, temyiz inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ...' nın davasının kabulüne, davacılar ... ve ...' nun davalarının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... idaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kanununa 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 744 parsel sayılı 8652,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, “6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür.” şerhleri yazılarak, tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Asıl dosyada davacılar ... ve ..., birleşen dosyada ise davacı ... dava dilekçelerinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 744 parsel sayılı taşınmazın eylemli orman olmadığını, taşınmazın kendi kullanımlarında bulunduğunu ileri sürerek, lehlerine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, "... çekişmeli taşınmazın eylemli orman haline dönüşmüş olduğu, ayrıca, orman niteliğindeki taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı ..." gerekçesiyle verilen, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline dair ilm hüküm, davacı ... ile davacı ...' in temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2014/5540 Esas ve 2014/8667 Karar sayılı ilamıyla; ".. .tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taşınmaz başında keşif yapılarak taşınmazın eylemli olarak ormana dönüşüp dönüşmediği ve kullanıcısı bulunup bulunmadığı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde; "... tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın 2/B parseli olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2/B uygulaması sırasında düzenlenen aplikasyon krokisinde ... evlatları ..., ... ve ... tarafından kululanıldığının belirlenmesine rağmen, bitişğindeki eylemli orman olan 745,747, ve 748 no.lu parsellerle karıştırılarak aylemli orman olarak askıya çıkarıldığı, inceleme raporunda da bu hususun belirtildiği, taşınmazın eylemli orman olmayıp tarım arazisi niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar ... bu taşınmazın ... ile birlikte kendisinin kullanımda olduğunu iddia etmiş isede, dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazın taksimi sonucunda muris ... ... nın mirasçılarından ...ve ... ya isabet ettiği, ...'na düşen yerin ise aynı civarda başka bir parsel olduğu, murisin taşınmazlarının taksimi yapıldıktan sonra 12 - 13 senedir dava konusu taşınmazın ... ve ... ile murisi tarafından kullanılageldiği, zaten ortofoto üzerinde gösterilen krokide taşınmazın A ve B olarak ayrılan kısmının zeminde iki ayrı parsel olarak kullanıldığının açıkca görüldüğü ..." gerekçesiyle verilen, davacı ...’nun davasının reddine, davacılar ... ve ...’in davasının kabulüne, çekişmeli 744 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile yerine, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.906,36 metrekarelik bölümün davacı ...’nın, (B) harfi ile gösterilen 6.746,36 metrekarelik bölümün davacı ...’in fiili kullanımında bulunduğu şerhinin yazılmasına dair ikinci hükmün, davacı ... ile davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/8770 Esas ve 2017/2662 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazın eylemli orman vasfında olmadığı ve muris ...’den intikal ettiği, mirasçılar arasında yapılan taksimle davacı ... ile davacı ...’ın annesi ...’a isabet ettiği, taşınmazın ... ve ... tarafından kullanıldığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olduğu, çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, taşınmazın muris ...’den geldiğini, terekesinin taksim edildiğini duyduklarını, fakat kime hangi taşınmazın isabet ettiğini bilmediklerini beyan ettikleri, davacı ...'ın tanığı ...' nun, taşınmazın muris ...’den taksimen ... ve ...’a kaldığını, yine davacı ...' ın tanığı ...' ün ise taşınmazın taksim sonrası ...’a kaldığını beyan ettiği, mahkemece beyanlar arasındaki çelişkilerın giderilmediği, tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulmadığı, muris ... terekesinin geçerli bir şekilde taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise taşınmazın kime düştüğü, mirasçılardan ...’a isabet etmiş ise ... terekesinin taksim edilip edilmediği hususlarının açıklığa kavuşturulmamış olduğu, taşınmazın fiili durumu itibariyle gerçekten eylemli orman olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerinde yeterince durulmadığı açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için o bölgeye ait eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman haritaları ile tespit tarihi olan 2012 yılına en yakın tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafının getirtilerek mahallinde taşınmazı iyi bilen 3 kişilik mahalli bilirkişi, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları yardımı ile üç kişiden oluşan orman mühendisi ve üç kişiden oluşan ziraatçı bilirkişi kurulu hazır olduğu halde yeniden keşif yapılarak, muris ... terekesinin tüm mirasçıların katılımı ile taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise taşınmazların kime düştüğü, mirasçılardan ...’a isabet etti ise ... terekesinin taksime konu olup olmadığı, taşınmazın kim tarafından, ne şekilde kullanıldığı hususlarının olaylara dayalı olarak sorulup saptanması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin terekeye dahil taşınmazların tespit tutanakları ve kesinleşmiş iseler kadastroca oluşan tapu kayıtları ile denetlenmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulması, beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, keşfe katılacak fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir rapor ve kroki alınması, getirtilecek hava ve uydu fotoğrafları ile memleket ve amenajman haritaları üzerinde çekişmeli taşınmazın sınırlarının işaretlenerek gösterilmesi, orman ve ziraat bilirkişi heyetinden, önceki ziraat ve orman bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde, yıllara göre ve özellikle tespit tarihine en yakın tarihli (renkli) uydu fotoğrafı da değerlendirilerek, taşınmazın tespit tarihindeki niteliğini bildiren, gerekçesi ile birlikte eylemli orman sayılıp sayılamayacağını açıklayan şekilde denetime elverişli rapor alınması, sonrasında tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "...bozma sonrası taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, taşınmazın muris ...’den geldiğini, terekesinin taksim edildiğini, dava konusu taşınmazın A ile gösterilen kısmının davacı ...'e düştüğünü, B ile gösterilen kısmın ... düştüğünü, ... ölünce mirasçıları arasında paylaşım yapılmadığını, mirasçılar tarafından ortaklaşa kullanıldığını, davacı ...'na dava konusu taşınmazda yer düşmediğini, dava konusu yerin komşusu olan taşınmazın düştüğünü, mirasçılardan ... ve ...'e yine bu taşınmaza komşu olan başka yerler düştüğünü, diğer mirasçı..., ..., ...'nın takas yaptığını, ancak hangi taşınmazlarla takas yapıldığını bilmediklerini beyan etmiş oldukları, dava konusu taşınmazın Tapu ve Kadastro Müğdürlüğü' nün parsel sorgu sayfasından alınan krokisine göre, komşu taşınmazlardan 749 parselin birleşen dosyada yer alan kadastro tutanağında 2/B vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, kullanıcısının ... ve ... olduğu, Hazine tarafından ...'a satıldığı, güncel tapu kaydında ... adına kayıtlı olduğu, 742 parselin 2/B vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, kullanıcısının ... olduğu, Hazine tarafından ...'na satıldığı, güncel tapu kaydında ... mirasçıları adına kayıtlı olduğu, 218 Ada 11 Parsel, 218 Ada 13 Parsel ve 218 Ada 15 Parselin evvelinde 235 parsel iken ifrazen taksim sonucu 657, 658, 659 Parsellere ayrıldığı, 657 parselin 218 Ada 11 Parsel olduğu ve davacı ... adına kayıtlı olduğu, 658 parselin 218 Ada 13 Parsel olduğu ve mirasçı ...adına kayıtlı olduğu, 659 parselin 218 Ada 15 Parsel olduğu ve davacı ... adına kayıtlı olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının komşu parsel tapılama tutanağı ve tapu kayıtları ile doğrulandığı, muris ... mirasçıları olan tarafların fiili taksim yaptıklarının ve dava konusu 744 parselin davacılar ... ve birleşen dosya davacı ...'ın annesi ... düştüğünün sabit olduğu, ancak ... kızı ... terekesinin taksim edilmediği, taşınmazın davacı ... ve ... mirasçıları tarafından kullanıldığı, bozma sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1971 yılından bu yana açıklık olarak göründüğü, tarım amaçlı kullanıldığı, memleket haritasında da açıklık alanda, tarım alanı sayılan yerde kaldığı, orman meşcere haritasında Z-4 rumuzlu ziraat alanında kaldığı, eylemli olmadığı hususlarının tespit edilmiş olduğu, açıklanan nedenlerle davacı ...'in davasının kısmen kabulüne, bilirkişi raporunda A ile gösterilen kısmın kullanıcısının ... olduğu sabit olduğundan bu kısım yönünden beyanlar hanesinin iptali ile yine bu kısım yönünden eylemli orman şerhinin kaldırılmasına, ...'in kullanımında olduğunun yazılmasına, asıl dosyada davacı müteveffa ... davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar karar vermek gerektiği, birleşen dosya yönünden ise dava konusu yerin B harfiyle gösterilen kısım davacının annesi ... düşen yer ise de, ... terekesi taksim edilmediğinden ve davacı ... dışında başka mirasçıları da bulunduğundan yalnızca kendi adına kullanıcı şerhi verilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ..." gerekçesiyle davacı ...'ın ve davacı ...'nün davasının reddine, davacı ...'in davasının kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkiinde bulunan 744 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, tutanağın beyanlar hanesindeki şerhin 04.07.2022 tarihli bilirkişi heyet raporu ve krokisinde A harfi ile gösterilen 2120,63 m²lik kısım yönünden iptaline, beyanlar hanesine, “6831 sayılı Kanun'un2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 04.07.2022 tarihli bilirkişi heyet raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2120,63 m²lik kısmın ...'nın kullanımındadır” şerhinin yazılmasına, (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden şerhin aynen korunmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... idaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Aynı şekilde mahkemece verilen ilk hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira, hukuki yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarih ve 13/5 sayılı YİBK). Kararın temyiz edilmeyerek şekli anlamda kesin hükme dönüşmesi karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir. Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı ...' nın davasının reddine dair 21.11.2013 tarihli önceki karar, davacı ... tarafından temyiz edilmemiştir. Yargıtayca, davası redddedilen diğer davacı ... ... ile davacı ... ...' nun temyiz talebi incelenerek hükmün bu kişiler yönünden bozulmasına karar verilmiş ve bozma ilamına karşı karar düzeltme yoluna da başvurulmadığından, davanın reddine dair söz konusu hüküm davacı ... yönünden, kesinleşmiştir. Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, 21.11.2013 tarihli önceki kararın davacı ... yönünden kesinleşmiş olduğu ve bu hususta hükmü temyiz eden davalı Hazine ve Orman İdaresi lehine usulü müktesep hak oluştuğu gözetilerek, bu davacı yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmesi gerekirken, davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarını kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4825 E., 2025/2947 K. (15.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4825
- Karar No
- 2025/2947
- Karar Tarihi
- 15.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1002 E., 2025/3066 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1122 E., 2025/3067 K. 16.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/404 E., 2025/2945 K. 15.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5171 E., 2025/2948 K. 15.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6658 E., 2025/2950 K. 15.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/308 E., 2025/2951 K. 15.04.2025