Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/877 E., 2025/3189 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/877 E., 2025/3189 K. (21.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/877
Karar No
2025/3189
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/877 E. , 2025/3189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2718 E., 2023/2492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/18 E., 2021/63 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 ve 139 parsellerin yolun karşısında kalan ve devamı niteliğinde bulunan tapusuz taşınmazın yıllardır müvekkili tarafından kazasız ve nizasız olarak malik sıfatıyla kullanıldığını, söz konusu tarlanın müvekkilinden önce 1940'lı yıllardan beri önce dedesi, sonraları babası tarafından ekilip biçildiğini ve bu şekilde kullanımın üç nesil boyunca devam ettiğini, müvekkilinin aynı mevkide kain 3 ve 139 parsel sayılı taşınmazların da maliki olduğunu ve bu parsellerle birlikte tescile konu dava ettikleri tapusuz taşınmazı birlikte kullanmaya devam ettiğini belirterek, müvekkiline ait bulunan 3 ve 139 parsel sayılı taşınmazların güneyinde ve devamı niteliğinde bulunan tapusuz taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının çekişmeli taşınmazı imar ve ihya yolu ile 20 yıldan fazla süredir kullandığını ispat etmek durumunda olduğu, buna göre taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığı tarihten imar planı içine alındığı tarihe kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmesi gerektiği, İstanbul Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yazı cevabı ile dava konusu parsellerin 29.07.1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Nazım İmar Planında kaldığı, dolayısıyla zilyetliğin 1960 tarihinden önce olması gerektiği, imar planından önceki 20 yıllık sürenin tanıkların beyanları ile ispat edilebileceği, bu yönde yapılan incelemede dava tarihinden itibaren geriye gidildiğinde zilyetliğin 1960 yılından öncesine dayandığına dair tanık anlatımlarından yola çıkılarak kesin bir kanaate varılamadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, "Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 17. maddesine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın 1983 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında orman zannı ile tescil harici bırakıldığı, bitişiğindeki 3 ve 139 parsellerin ise davacının dip murisi adına, kadastro çalışmaları sırasında uygulanan dayanak tapu kaydı miktarı ve zeminde kullandıkları yer kadar tespit ve tescil edildiği, güneyde kalan dava konusu kısmın ise çalılık olup dayanak tapu kaydında da güneyde çalılık olduğunun kadastro tutanağında beyan edildiği, imar durumu araştırmasına göre taşınmazın 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Nazım İmar planında kaldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İmar ve ihyaya muhtaç bir yerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi 1. fıkrası uyarınca kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmesi için imar planlarının oluşturulduğu ve onaylandığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğu zannıyla tespit harici bırakıldığının anlaşıldığına, 29.07.1980 tasdik tarihli imar planında kaldığına, davacı yararına 1980 yılına kadar olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığına göre, yerel mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerekirken red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, 27.09.1980 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli çevre düzenlenme planının kanunun kastettiği bir uygulama planı olmadığını, buradaki ilk imar planının 2009 tarihli 1/5000 ölçekli plan olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının müvekkili açısından oluştuğunu, zilyetliğe ilişkin tanık beyanlarının Mahkemece yeterince incelenmediğini, lehe hususların değerlendirilmediğini, bilirkişilerin görev alanının dışına çıkarak hukuki değerlendirmede bulunduğunu, bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken bu taleplerinin reddedildiğini ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7f7484ec4a1bd1fb 4a3fda2078a88324 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2024/877 E. , 2025/3189 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2718 E., 2023/2492 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/18 E., 2021/63 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 ve 139 parsellerin yolun karşısında kalan ve devamı niteliğinde bulunan tapusuz taşınmazın yıllardır müvekkili tarafından kazasız ve nizasız olarak malik sıfatıyla kullanıldığını, söz konusu tarlanın müvekkilinden önce 1940'lı yıllardan beri önce dedesi, sonraları babası tarafından ekilip biçildiğini ve bu şekilde kullanımın üç nesil boyunca devam ettiğini, müvekkilinin aynı mevkide kain 3 ve 139 parsel sayılı taşınmazların da maliki olduğunu ve bu parsellerle birlikte tescile konu dava ettikleri tapusuz taşınmazı birlikte kullanmaya devam ettiğini belirterek, müvekkiline ait bulunan 3 ve 139 parsel sayılı taşınmazların güneyinde ve devamı niteliğinde bulunan tapusuz taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının çekişmeli taşınmazı imar ve ihya yolu ile 20 yıldan fazla süredir kullandığını ispat etmek durumunda olduğu, buna göre taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığı tarihten imar planı içine alındığı tarihe kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmesi gerektiği, İstanbul Valiliği İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yazı cevabı ile dava konusu parsellerin 29.07.1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Nazım İmar Planında kaldığı, dolayısıyla zilyetliğin 1960 tarihinden önce olması gerektiği, imar planından önceki 20 yıllık sürenin tanıkların beyanları ile ispat edilebileceği, bu yönde yapılan incelemede dava tarihinden itibaren geriye gidildiğinde zilyetliğin 1960 yılından öncesine dayandığına dair tanık anlatımlarından yola çıkılarak kesin bir kanaate varılamadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, "Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 17. maddesine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın 1983 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında orman zannı ile tescil harici bırakıldığı, bitişiğindeki 3 ve 139 parsellerin ise davacının dip murisi adına, kadastro çalışmaları sırasında uygulanan dayanak tapu kaydı miktarı ve zeminde kullandıkları yer kadar tespit ve tescil edildiği, güneyde kalan dava konusu kısmın ise çalılık olup dayanak tapu kaydında da güneyde çalılık olduğunun kadastro tutanağında beyan edildiği, imar durumu araştırmasına göre taşınmazın 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Nazım İmar planında kaldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İmar ve ihyaya muhtaç bir yerin 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi 1. fıkrası uyarınca kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmesi için imar planlarının oluşturulduğu ve onaylandığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolmuş bulunması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğu zannıyla tespit harici bırakıldığının anlaşıldığına, 29.07.1980 tasdik tarihli imar planında kaldığına, davacı yararına 1980 yılına kadar olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığına göre, yerel mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesi gerekirken red kararı verilmesinin hatalı olduğunu, 27.09.1980 tarihinde onaylanan 1/50.000 ölçekli çevre düzenlenme planının kanunun kastettiği bir uygulama planı olmadığını, buradaki ilk imar planının 2009 tarihli 1/5000 ölçekli plan olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının müvekkili açısından oluştuğunu, zilyetliğe ilişkin tanık beyanlarının Mahkemece yeterince incelenmediğini, lehe hususların değerlendirilmediğini, bilirkişilerin görev alanının dışına çıkarak hukuki değerlendirmede bulunduğunu, bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerekirken bu taleplerinin reddedildiğini ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7f7484ec4a1bd1fb 4a3fda2078a88324 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı