8. Hukuk Dairesi 2024/672 E. , 2025/5404 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/411 E., 2023/476 K. İlk Derece Mahkemesince verilen karar asli müdahil, ... ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 63... parselin kuzeyindeki (A) harfli parselin güneyindeki yaklaşık 975 m²'lik taşınmazın 1961 yılından bu yana müvekkilinin babası ...'in malik sıfatıyla zilyetliğinde, 1983 yılından itibaren de müvekkilin malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu, müvekkilin babasının zilyetliği de eklendiğinde müvekkilinin dava konusu yerin nizasız/fasılasız 54 yılı aşkın bir süreyle malik sıfatıyla zilyeti olduğunu, söz konusu alan içerisinde 1974 yılında müvekkilin babası tarafından müvekkilin oturduğu ev dahi inşa edildiği, müvekkil de evlendikten sonra bahsi geçen evde ikamet etmeye başladığı, yerin ne 2/B sahası içerisinde kaldığını ne de orman olduğunu, yaklaşık 975 m²'lik taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asli müdahil vekilinin dosyaya sunmuş olduğu müdahale talep dilekçesinde özetle; müvekilinin ... ili ... ilçesi 658 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalılardan ...'in zilyetliğinde olan taşınmazın sınırından itibaren ekli krokide işaretli olarak görünen 151,12 m²'lik kısım müvekkile murisinden kalmış olup yaklaşık olarak 50 yıldır malik sıfatı ile zilyet olarak kullanıldığını, bu kısmın tapulama harici alan olup davalı ... tarafından haksız olarak işgal edilmeye çalışıldığını, müvekkil ile davalı ... arasında bu işgal nedeni ile uyuşmazlık çıktığı bu uyuşmazlık nedeni ile ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/148 soruşturma sayılı dosyasının derdest olduğunu, müvekkilinin bu uyuşmazlıktan sonra davalının kendisine ait olan ve müvekkilin kullanımında olan tapulama harici taşınmaz için de ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 2015/120 Esas sayılı dosya ile dava açtığını öğrendiğini, davalının müvekkiline ait taşınmaz için de dava açtığı, davaya konu taşınmazın müvekkile atalarından kalmış olup davalı ...'ın bu taşınmazda zilyetliği ve kullanımı söz konusu olmadığını, bu nedenlerle tescile itirazlarının kabulü ile ekli kroki ile gösterilen 151,12 m²'lik taşınmazın müvekkilinin taşınmazı olan 658 parsel numaralı taşınmaza birleştirilmek sureti ile tapuya kayıt ve tesciline, davalı ...'in açmış olduğu davanın krokide gösterilen kısım açısında reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekilleri davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, asli müdahil ...'ün davasının reddine, davacı ...'in davasının kabulüne dair verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2016/16810 Esas, 2017/1644 Karar sayılı ilamı ile yasal hasım konumunda olan ... Büyükşehir Belediyesi davaya dahil edilmeden yargılama yapıldığı, davada taraf teşkilinin sağlanmadığı gerekçesiyle bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince; usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 947,64 m²'lik taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline; katılan ...’ün raporda (A1) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü hakkındaki davasının reddine karar verilmiş; hüküm, katılan vekili ile davalılar Hazine ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2018/3253 Esas, 2021/2084 Karar ilamı ile orman araştırmasının usule uygun yapılmadığı, zilyetlik hususunun hava fotoğraflarıyla irdelenmediği, sınırında dere bulunmasına rağmen jeoloji raporu alınmadığı, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilemeyeceği gerekçeleriyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; bozma ilamı doğrultusunda mahallinde keşif icra edildiği ve dava konusu alanın orman sınırı dışında kalıp kalmadığı hususunda yöntemince orman araştırması yapıldığı, dava konusu alanın sınırında bulunan derenin, dere yatağı vasfını yitirdiği, talep edilen alanın derenin aktif etki alanında kalmadığı yönünde rapor sunulduğu, hava fotoğraflarının incelenmesinde de dava konusu alanın imar-ihya edildiği, mahalli bilirkişi beyanında dava konusu alanın davacının zilyetliğinde olduğu, keşif esnasında bulunan sınırın asli müdahil ile davacının kullandığı alanların sınırı olduğu beyan edildiği, her ne kadar asli müdahilin tescilini talep ettiği 151,12 m²'lik kısım, daha öncesinde açmış olduğu kazandırıcı zamanaşımına dayalı tescil davasında adına tescil edilen 658 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğu ve asli müdahilin keşifte alınan beyanında aslında bu kısmı da, daha öncesinde açmış oldukları ... 3 Asliye Hukuk Mahkemesinde kendi adına tescilini talep ettiklerini ancak bilirkişilerin o davada sınır oluşturuyor diye çitin bulunduğu kısımdan itibaren ölçümleri yaptığını ve bu kısmın talep dışı bırakıldığını ve o davada bilirkişi raporuna itiraz etmediklerini beyan etmesi ve dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşıldığı üzere asli müdahilin dava konusu yerde malik sıfatıyla zilyet olmadığı, bu itibarla Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi uyarınca davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetlik şartı bulunmadığından asli müdahilin davasının reddine, davacı ise maliki olduğu 1 63... parsel sayılı taşınmaz ile birlikte taşınmazın imar ihya edilip toprak işlemesi yapılarak tarımsal amaçlı kullandığı, bilirkişi heyetinin raporunda dava konusu yerin kadim kültür arazisi niteliğinde olduğu, kültür arazisi vasfındaki dava konusu yerin zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olduğu, tespit dışı bırakılma tarihinden dava tarihine değin davacının elinde bulunan taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 20 yılı aşkın süreden bu yana nizasız ve fasılasız devam ettiği, taşınmaz üzerinde Hazinenin ve diğer davalıların veya 3. kişilerin üstün haklarının bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlik ve imar-ihya yolu ile iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2/B arazisi olduğu, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 1984 yılında kapalı alanda 19 88... yılında açık alanda kaldığı ortaya konulduğu, bu tarihe kadar taşınmazın orman olduğu, bilirkişi raporlarında imar-ihyaya yönelik herhangi bir delil ortaya konulmadığı, imar-ihyanın rapordan da görüleceği üzere 1995 yılında başladığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla imar-ihya süresi dolmadığı, müvekkili ile davacı arasında davaya konu 148 m²'lik alan için uzun zamandır uyuşmazlık bulunduğu, bu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/144 Esas sayılı dosyasının celbini talep etmelerine rağmen dosyanın celp edilmediği, davacı ... söz konusu taşınmazın temelini kazarken müvekkilini dinlemediği ve sınır ihlali yaptığını verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açılan tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri ve asli müdahil vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 622,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.865,70 TL'nin temyiz eden ...'ndan alınmasına, 624,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.862,15 TL'nin temyiz eden asli müdahil ... alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! aab78334d8322fc4 b2945d0aa104c2d1