8. Hukuk Dairesi 2022/5231 E. , 2025/5402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2003/24 E., 2021/23 K. İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı ... vekili, ... vekili, ... vekili, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., davalı ... ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesine verilen 14.01.1983 havale tarihli dilekçe ile 15 parça taşınmazın muris ...dan kaldığını bildirerek, mirasçıları adına payları oranında tapuya tescilini istemişler, dosya Mahkemenin 1983/9 Esas sayılı dosyasına kaydedilmiş, yapılan yargılamada dava konusu ... ilçesi ... köyü ... mevki 1165, ... ilçesi ... köyü ... mevki 313, 314, 315, 991, 992, 1019, 1020, 1021, 1022, 1028, 1029, 1109, 1110 ve ... köyü ... yüzü mevki ... no.lu parseller altında tapulama tespitlerinin yapılarak tespit tutanaklarının ve eklerinin Mahkemeye ibraz edilmiş olduğu, davanın bu niteliği itibarıyla Tapulama Mahkemesinin görev alanı içerisinde kalan bir dava olduğu anlaşıldığından 766 sayılı Kanun'un 13. ve 50. maddeleri gereğince Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, dosya Kadastro Mahkemesine gönderilerek, Mahkemenin 1986/46 Esasına kaydedilmiştir. Kadastro çalışmalarında; ... köyü 1139 parsel Hazine adına, 1121 parsel belgesizden ..., 1122 parsel ... adına tespit edilmiş, bu parsellere de bir kısım ... mirasçıları tarafından taşınmazların kök muristen kaldığı, yapılan tespitin hatalı olduğu, mirasçıları adına tespit edilmesi gerektiği iddiasıyla kadastro tespitine itiraz davası açılmış ve bu davalar eldeki dosya ile birleştirilmiştir.
II. CEVAP Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu taşınmazların orman olduğunu, taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına yazılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece davacıların davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu ... ilçesi ... köyü 1121, 1122, 1139 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin ve komisyon kararlarının iptaline, ... köyü 1165, ... köyü 313, 314, 315, 991, 992, 1019, 1020, 1021, 1022, 1028, 1029, 1109, 1110, 1118 parsellerin malik hanelerinin karardaki gibi doldurulmasına karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar ... Orman İşletme Müdürlüğü, Hazine ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2002/7654 Esas ve 2002/8325 Karar numaralı ilamında özetle; "davalı ... İdaresinin itirazı yönünden, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman içi açıklık olup olmadığı hususunun araştırılması, davalı Hazinenin temyiz itirazları yönünden 3 13... parseller vergi kaydına dayanılarak tespit gördüğü halde bu kayıtlar varsa tüm revizyon parsellere ait tutanaklar da getirtilmek suretiyle uygulanmalı, davacılar lehine zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı, sınırında çay bulunan 313-314-315 parseller yönünüden jeoloji mühendisince inceleme yapılarak, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, mirasçılardan ...'in itirazlarına gelince; mirasçı usulüne göre bir paylaşımın yapılmadığını ileri sürmektedir, bu durumda paylaşıma dayanan taraftan paylaşım her türlü delille ispat edilebileceğinden, delilleri sorulmalı, paylaşım yapılmışsa yapılmadığını iddia eden tarafın çekişmeli parsellerdeki payına karşılık kendisine hangi taşınmazın verildiği, verilmemişse nasıl razı edildiği, vergide mirasçılardan biri veya birkaçı adına kayıtlı olmanın veya bir kısım mirasçının taşınmazda zilyet bulunmasının onlar yararına herhangi bir yasal sonuç doğurmayacağı göz önünde bulundurularak sonucuna göre hüküm kurulması gerekçesiyle" karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamı sonrasında yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; taşınmazların bulunduğu yörede kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığı bu nedenlerle taşınmazların niteliğinin Yargıtayın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda en eski tarihli hava fotoğrafı, memleket haritası ve amenajman planı uygulanmak suretiyle belirlenmesinin gerektiği, keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında dava konusu 313, 314, 315 no.lu parsel sayılı taşınmazların tamamının orman sayılmayan yerlerden ve özel mülk edinmeye uygun yerlerden olduğunun bildirildiği, dava konusu 991, 992, 1019, 1020, 1021, 1022, 1028, 1025, 1109, 1110, 1118 ve ... köyünde 1165 parsellerin ise 3116, 6831 sayılı maddeye göre orman sayılan yerlerden olduğunun bildirildiği, yapılan keşifte 313, 314, 315 no.lu parsel sayılı taşınmazlar üzerinde davacıların kök murisi ...'nın vefatından önce yaklaşık 60 yıldır zilyetliğinin olduğu ölümü ile mirasının taksim edilmediği, ancak mirasçılarının her birinin kullandığı taşınmazın belli olduğu zilyetliklerinin ispat edilmiş olduğu, kök muris ve mirasçılarının lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesinde öngörülen edinme koşullarının oluştuğu, ortak miras bırakan...nın 20.12.1981 yılında öldüğü, ölümünden sonra 10.05.2000 tarihinde bir takım mirasçıları arasında paylaşım sözleşmesi yapıldığı ancak, kök muris ...'nın kendisinden önce ölen kızı ...'nın (...) bütün mirasçılarının paylaşım sözleşmesine katılmadıkları veya usulen vekille temsil edilmedikleri, dolayısıyla yapılan miras paylaşma sözleşmesinin geçerli olmadığı ve kök murisin terekelerinin tüm mirasçıların katılımı ile usulüne uygun olarak paylaşılmadığı belirlendiğinden dava konusu 313, 314, 315 no.lu parsel sayılı taşınmazların ... mirasçılarına veraset ilamında yer alan paylarına göre tesciline, dava konusu 991, 992, 1019, 1020, 1021, 1022, 1028, 1025, 1109, 1110, 1118 ve ... köyünde 1165 parsellerin her ne kadar keşif sırasında dinlenen tespit bilirkişileri ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından davacıların ve kök murislerinin dava konusu taşınmazı davasız-aralıksız 20 yılı aşkın süredir malik sıfatıyla zilyetinde bulundukları beyan etmişlerse de, orman bilirkişisi ve ziraat bilirkişisi raporlarından dava konusu taşınmazların orman sayılan sahalardan olduğu, orman sahalarının zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu gözetilerek taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili, ... vekili, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... temyiz dilekçelerinde; orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmazlar yönünden usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması, kök muris ... mirasçıları adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğini beyan etmişlerdir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu 314, 315, 316 parsel sayılı taşınmazların paylaşım sonucu kök muris ...'dan gelen taşınmazlar olduğu, İlk Derece Mahkemesinin bu kararı ile özü itibarıyla doğru olmakla birlikte eksik karar olduğu, zira söz konusu parsellerin paylaşım sonucu ...'ya düşen taşınmazlar olduğu, yıllar öncesinde mirasçılar arasında yapılan sözlü ve fiili paylaşımın taksim sözleşmesi olarak yazıya geçirildiğini, taksime kimsenin itirazı olmadığını, ayrıca orman vasfıyla Hazine adına yazılan taşınmazların orman vasfında olmadığını, yıllardır müvekkilinin murisince imar-ihya edilerek ekilip biçildiğini, bu hususta ziraat bilirkişi raporu ile orman bilirkişi raporunun çeliştiğini, ayrıca ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1992/280 Esas sayılı tenkis davasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu dosyadaki 229, 230, 231, 324, 2 23... parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin boş kaldığı, bu taşınmazlara davalı şerhi verildiği, tüm bu sebeplerle usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ..., ... temyiz dilekçesinde; dava konusu 314, 315, 316 parsel taşınmazların paylaşım sonucu kök muris ...'dan gelen taşınmazlar olduğu, İlk Derece Mahkemesinin bu kararı ile özü itibarıyla doğru olmakla birlikte eksik karar olduğu, zira söz konusu parsellerin paylaşım sonucu ...'ya düşen taşınmazlar olduğu, yıllar öncesinde yapılan sözlü ve fiili paylaşımın taksim sözleşmesi olarak yazıya geçirildiğini, taksime kimsenin itirazı olmadığını, ayrıca orman vasfıyla Hazine adına yazılan taşınmazların orman vasfında olmadığını, yıllardır murisleri ... tarafından imar-ihya edilerek ekilip biçildiğini, ayrıca ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 1992/280 Esas sayılı tenkis davasında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu dosyadaki 229, 230, 231, 324, 2 23... parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin boş kaldığı, bu taşınmazlara davalı şerhi verildiği, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... ve Orman İdaresi vekilleri temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabulü yönünden verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; bir kısım taşınmazların ortak miras bırakan ...'dan kaldığı iddia edilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde tesciline yönelik açılmışken, yargılama sırasında yörede kadastro çalışmaları yapılması ile dosya Kadastro Mahkemesine aktarılan ve yine farklı taşınmazlara yönelik kadastro tespitlerine ilişkin aynı mirasçılar tarafından açılan tespite itiraz davalarının birleştirilerek görülmesine ilişkindir. Her ne kadar bir kısım mirasçıların temyiz dilekçesinde, mirasçılar arasında yapılan taşınmazların paylaşımına yönelik hiçbir mirasçının itirazının bulunmadığı hususu belirtmişse de, paylaşıma konu taşınmazlardan bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğine göre, paylaşımın bozulduğu açıktır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, mirasçılar ve davalı ..., Orman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL onama harcının davacı mirasçısı ...'den alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.