Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/4492 E., 2025/5687 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4492 E., 2025/5687 K. (16.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4492
Karar No
2025/5687
Karar Tarihi
16.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/4492 E. , 2025/5687 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/10 E., 2024/18 K... Taraflar arasında orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan çekişmeli 3 41... parsel sayılı taşınmazın tamamının 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uyarınca yapılarak 1948 tarihinde kesinleşen orman tahdidinde orman tahdit hattı içinde kaldığı, çekişmeli taşınmazın 5653 sayılı Orman Kanunu'nun Bâzı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bâzı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5653 sayılı Kanun) gereğince 1950 yılında makilik saha olarak tefriki yapılıp tutanağı düzenlenerek haritaya geçirildikten sonra 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) gereğince topraksız köylüye tevzii edilmesi için Toprak Tevzii Komisyonuna teslim edildiği ve bilahare Toprak Tevzi Komisyonunca 1951 yılında tevzii edilerek gerçek kişi adına 1952 tarihli ve 22 sıra numaralı tapu kaydının oluşturulduğu, daha sonra taşınmazın, bu tapu kaydına dayalı olarak 1982 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tapu maliki adına tespit ve tescil edildiği, akabinde satışlarla davalılara geçtiği, yörede 2013 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... İdaresi vekili; davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı bulunan ... ili ... ilçesi ... köyü eski 486 parsel, yeni 3 41... parsel sayılı taşınmazın, 3116 sayılı Kanuna göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları içinde olduğu halde, 2013 yılında orman sınırı dışında bırakıldığını, taşınmazın eylemli orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek, orman sınırı içine alınmasını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2016 tarihli ve 2013/73 Esas, 2016/21 Karar sayılı hükmünde, tapu iptali ve tescil davasının tefrikine, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden taşınmazın 107,220 m² miktarında, kısmen çalılık, kısmen meşe ağaçları ile çevrili ve eylemli orman olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 56 numaralı komisyonun taşınmazın tamamının orman sınırı dışına çıkarma işleminin iptaline ve taşınmazın orman sınırı içine alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.06.2018 tarihli ve 2018/1742 Esas, 2018/4639 Karar sayılı ilamıyla; bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın her bir orman kadastro çalışmasındaki konumu ile ilgili hiç bir açıklamanın yapılmadığı, her bir çalışmaya ait orman sınır noktalarının yazılı olmadığı, ilk orman tahdit haritasında numaralandırılmış küçük yuvarlak boşlukların ne anlama geldiğinin açıklanmadığı, bu nedenle raporun denetlenemediği ayrıca, geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen belgelerden; çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde, çekişmeli 486 parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu bir kısım taşınmazların "..." sınırları içindeyken, 2013 yılında 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca düzenlenen 6 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile önce orman sınırı dışına çıkarıldığı; daha sonra 8 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile "Denizgören Özel Ormanı" olarak sınırlandırıldığı; daha sonra 02.01.2013 tarihli ve 15 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile önceki tutanaklar iptal edilerek bu kez ekli listede yazılı dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu, taşınmazların makiye ayrılmış ve iskanen tevzi edilmiş yerlerden olması sebebiyle orman sınırı dışında bırakılmasına karar verilmiş olduğunun anlaşıldığı ancak, sınır düzeltme tutanağı ekinde bu çalışmaya ilişkin bir haritanın bulunmadığı gibi, uzman bilirkişiler tarafından da gerek asıl, gerekse geri çevirme kararı sonrasında düzenlenen ek raporda çekişmeli taşınmazın, bu çalışmaların her birine ait birbiri üzerine çakıştırılmış haritalardaki konumunun ayrı ayrı gösterilmediği açıklanarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine," değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda; teknik olarak bilirkişi raporunun yeterli olduğu, dava konusu yerin "..." sınırları içindeyken, 2013 yılında 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca düzenlenen 6 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile önce orman sınırı dışına çıkarıldığı, daha sonra 8 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile "..." olarak sınırlandırıldığı; daha sonra 02.01.2013 tarih ve 15 numaralı sınır düzeltme tutanağı ile önceki tutanaklar iptal edilerek dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu taşınmazların makiye ayrılmış ve iskanen tevzi edilmiş yerlerden olması sebebiyle orman sınırı dışında bırakılmasına karar verilmiş olduğu, ilk orman tahdit çalışmasının tüm ormanları kapsamadığı, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince bu durumda eğime ve taşınmazın niteliğine göre değerlendirilme yapılması gerektiği, taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında çalılık olarak göründüğü, hava fotoğrafında çalılık olarak görünmesi, taşınmazı toprağının kahverengi orman olduğu belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı gerçek kişiler vekili; dava konusu taşınmazın orman vasfında olmadığını, ayrıca 15.04.2014 tarihli dilekçe ile ... Orman İşletme Müdürlüğü tarafından davadan feragat edildiğini, 07.05.2014 tarihli celsede davacı vekilinin davadan feragat etmesine rağmen feragat nedeniyle davanın reddedilmediğini, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları dışında kaldığını, 4753 sayılı Kanun gereğince toprak tevzisinden verildiğini, özel kanuna göre korunması gereken bir tapu olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Dairemizin 06.03.2023 tarihli ve 2021/12266 Esas, 2023/1237 Karar sayılı ilamında; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın, orman tahdidine göre orman sınırları dışında görülmesine rağmen eylemli haliyle orman vasfında olduğu, 56 nolu orman tahdit komisyonunun bu parsel hakkındaki çalışmasının yanlış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, dosya kapsamına ve uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmaya göre, çekişmeli taşınmazın tamamının 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdidinde orman tahdit hattı içinde kaldığı, çekişmeli taşınmazın 5653 sayılı Kanun gereğince 1950 yılında makilik saha olarak tefriki yapılıp tutanağı düzenlenerek haritaya geçirildikten sonra 4753 sayılı Kanun gereğince topraksız köylüye tevzii edilmesi için toprak tevzi komisyonuna teslim edildiği ve bilahare toprak tevzi komisyonunca 1951 yılında tevzi edilerek gerçek kişi adına 1952 tarihli ve 22 sıra numaralı tapu kaydının oluşturulduğu ve daha sonra taşınmazın, bu tapu kaydına dayalı olarak 1982 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tapu maliki adına tespit ve tescil edildiği, akabinde satışlarla davalılılara geçtiği, yörede 2013 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı ve Orman İdaresinin bu çalışmaya itiraz ederek taşınmazın orman sınırları içerisine alınmasını istediği, dava konusu taşınmazın tamamının tevzi tapusu kapsamında kaldığı ve maki komisyonunca 5653 sayılı Kanun'a göre belirlenip 4753 sayılı Kanun gereğince tapuya bağlandığı sabit olduğundan, tapuya güven ilkesi ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadı uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünceyle yanılgılı değerlendirme sonucu kabul kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) kapsamında yapılarak kesinleşen orman tahdit hattı dışında kaldığı, ancak fiili durumu itibariyle eylemli orman olduğu, taşınmazın 1952 tarihli maki tapusuna istinaden 1982 yılında yapılan arazi kadastrosu sonucu tespit ve tescil edildiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı ilamı uyarınca tevzi tapusu kapsamında kaldığı, maki komisyonunca 5653 sayılı Kanuna göre maki sahası olarak belirlenen alanda 4753 sayılı Kanun kapsamında tapuya bağlanan taşınmaz olması nedeniyle dava konusu taşınmazın 2012 yılında yapılan 56 nolu orman kadastrosu aplikasyonu çalışmasında tapuya güven ilkesi gereği orman sınırları dışında bırakılmasının doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili; 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahdidinde dava konusu taşınmazın devlet ormanı içinde kaldığını, ormanların tevzi yoluyla dağıtılamayacağını, 1951 yılında yapılan makiye ayırma işleminin yok hükmünde olduğunu, yok hükmündeki makiye ayırma işlemine dayanarak 2013 yılında 3302 sayılı Kanun çalışmalarında aplikasyonla görevli orman kadastro komisyonu tarafından kanuna aykırı olarak sınır düzeltme tutanağı ile taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığını, mükerrer kadastronun yok hükmünde olduğunu, komisyonun yasa ve yönetmelik hükümlerine göre kurulmadığını, taşınmazın tapu kaydı oluşturulduğu tarihte ve öncesinde orman olduğu iddiasıyla, kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 57a6ae1eb627cae4 38445fa2ef66b234

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı