Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4058 E., 2025/4807 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4058 E., 2025/4807 K. (23.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4058
Karar No
2025/4807
Karar Tarihi
23.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/4058 E. , 2025/4807 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3821 E., 2024/1467 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak vekalet ücreti ve yargılama gideri yönüyle yeniden hüküm tesisiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 39. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/164 E., 2022/20 K. Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 6807 ada 69 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, söz konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman tahdidine göre orman sınırları içerisinde kaldığını, taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdit işleminin 1978 yılında yapılıp 1980 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, taşınmazın tamamının Devlet Ormanı içerisinde kaldığını ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamasına tabi tutulmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfında Hazine adına tapuya tesciline, varsa taşınmaz üzerinde bulunan her türlü bina ve tesisin kal' ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 03.02.1975 tarihinde Orman Bakanlığınca, Maliye Bakanlığından tahsis talebinde bulunulduğu, tahsis sonrası davaya konu taşınmazın 1980 tarihinde 19 no.lu Orman Kadastro Komisyonu, 3 nolu Orman Kadastro Ekip Başkanlığının uygulaması ile orman rejimine alındığının belirlendiği, söz konusu ormanların, ... Devlet Ormanı-IV adı altında kadastrosu yapılarak orman sınırları içine alındığı, askı ilanına çıkarıldığı, ilan edilen uygulamaların 19.12.1980 tarihide kesinleştiği, davaya konu taşınmazın ... Devlet Ormanı-V sınırları içinde kaldığı, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde uygulaması yapıldığı, bu uygulamanın da 15.01.2004 tarihinde askı ilanına çıkarılarak kesinleştiği, dava konusu 6807 ada, 69 parseldeki taşınmazın 'Kesinleşmiş ... Devlet Ormanı-IV' sınırları içerisinde kaldığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün, davalılar vekili tarafından, "çok uzun zamandan beri davaya konu taşınmaz üzerinde davalılar ve murisinin mülkiyet hakkına sahip olduğu, davalıların taşınmazı yıllardır fiilen de kullandığı, taşınmazın imarlı parsel olduğu, orman niteliğinde olmadığı, davacı idarenin davaya konu taşınmazın mülkiyet hakkına ilişkin yarattığı sonuçtan kusurlu olduğu, taşınmazın orman vasfını kaybetmiş olduğu, davanın açılmasına davalıların sebebiyet vermemesi nedeniyle, davalılar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri ve ilam harcına hükmedilemeyeceği iddiasıyla" istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu edilen İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 6807 ada 69 parsel sayılı taşınmazın, 1967 yılında yapılan tapulama çalışmalarında oluşmuş olan 2109 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucu oluştuğu, yörede ilk orman kadastro çalışmasının 6831 sayılı Kanuna göre 1978 yılında yapıldığı, dava konusu taşınmazın tamamının orman tahdit sınırı içerisinde gösterildiği, bu çalışmaya karşı tapu maliklerince 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığı, taşınmazın bulunduğu mahalde 15.01.2004 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanun uygulaması yapıldığı, bu uygulamada da dava konusu taşınmazın orman sınırları dışarısına çıkartılmadığı, 2006 ve 2012 yıllarında 4999 sayılı Kanuna göre çalışmalar yapıldığı, taşınmazın yine orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı, daha sonra taşınmaz hakkında 6292 sayılı Kanun'un 11/10 maddesi gereğince orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi çalışması yapıldığı, dava konusu 6807 ada 69 parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davalılar vekilinin bu yöndeki esasa ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerektiği, davalılar vekilinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi gereğince aleyhlerine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden yaptığı istinaf başvurusunda, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince tüm yargılama giderleri ve harçların davacı üzerinde bırakılması ve aleyhe vekalet ücreti taktir edilmemesi gerekirken davalı taraflara yüklenmesinin hatalı olduğu ..." gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355/1-2. cümlesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline, 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı ... İdaresi üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ve iş bu karar, davalılar vekili tarafından esasa ilişkin olarak "istinaf dilekçesindeki iddialarla" temyiz edilmiştir Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f374ab5df1180e8f 0887ac212988bb8d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı