8. Hukuk Dairesi 2024/3336 E. , 2025/3227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/147 E., 2024/418 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/31 E., 2019/145 K. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak verilen karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... ... mahallesi 28151 ada 104 parsel, 522,34 m² (eski 1639 parsel 522 m²) yüzölçümünde kargir ev ve arsası vasfında "Üzerindeki kargir ev .. oğlu ...’a aittir" şerhiyle Hazine adına tapuda kayıtlıdır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; tapuda kargir ev ve arsası vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan Antalya ili ... ilçesi ... ... Mahallesi 28151 ada 104 (eski 1639) parsel sayılı taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sonucunda kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığını, 1976 yılında ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi kapsamında çalışma yapıldığını ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığını, buna karşın tapu kaydında 2/B parseli olduğuna dair şerh bulunmadığından müvekkili olan davacının taşınmazı satın alamadığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydına 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve davacının 24.07.1990 tarihinden önceki zamandan beri taşınmazda zilyet / kullanıcı olduğu şerhinin verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; bir yerin orman olup olmadığı ya da orman sınırları dışına çıkarılıp çıkarılmadığının buna ilişkin tutanak ve haritalara göre belirleneceğini, 29.12.2008 tarihli komisyon raporunda dava konusu taşınmazın maki hattı sahası içinde kaldığının belirtildiğini, buna göre taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olmadığı gibi tapu kaydının beyanlar hanesinde de böyle bir şerhin bulunmadığını, davacının Hazine adına kayıtlı taşınmazda zilyetlik tespitiyle birlikte tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesine ilişkin talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, 6292 sayılı Kanun kapsamında satışa ilişkin şartları taşıyıp taşımadığı iddiasını davacının ispat etmesi gerektiğini, eldeki davada hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin de dolduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2017/31 Esas, 2019/145 Karar sayılı kararıyla; "... dava konusu taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin kesinleşen ilâmına göre 1976 yılında 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi hükmü gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının sabit olduğu ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... ... Mahallesi 28151 ada 104 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yer olduğuna ve 1990 yılından bu yana .. oğlu ...'ın kullanımı ve zilyetliğinde bulunduğuna dair şerh konulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 09.05.2019 tarihli ve 2017/31 Esas, 2019/145 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16.01.2020 tarihli ve 2019/989 Esas, 2020/21 Karar sayılı önceki kararıyla; "... ilk derece mahkemesi tarafından çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarıldığının şerh verilmesi bakımından kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla davalı Hazine vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde görülmediği, ancak dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosuna konu olmadığı, kullanıcı belirlenmesine ilişkin çalışma yapılmadan zilyetlik şerhi verilmesi mümkün olmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2017/31 Esas, 2019/145 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... ... Mahallesi 28151 ada, 104 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerdir" şerhinin yazılmasına, davacının 1990 yılından bu yana zilyetliğinde bulunduğunun şerh verilmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen 16.01.2020 tarihli ve 2019/989 Esas, 2020/21 Karar sayılı önceki kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/7012 Esas, 2022/7012 Karar sayılı ilamıyla; "... davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bakımından; Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin .. Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği,makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmamaktadır. Zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılık, kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Hal böyle olunca; dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı ... vekilinin temyiz itirazları bakımından; yukarıda açıklandığı üzere çekişmeli taşınmazın 2/B alanında bulunmadığı, ayrıca 5831 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4. maddesi kapsamında yapılan kullanım veya güncelleme kadastrosuna da konu olmadığı ve bu tür bir çalışma yapılmadan zilyetlik şerhi verilmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir..." denilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.11.2022 tarihli ve 2022/1190 Esas, 2022/1364 Karar sayılı kararı ile; "... çekişmeli taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman sınırı içinde kaldığı, 1976 yılında yapılan işlemin aplikasyon kabul edilerek yine orman tahdidi içinde olduğu ve 1961 yılından önce nitelik yitirdiği kabul edilerek Hazine adına P.II nolu blok parseli içerisinde orman dışına çıkarıldığı, itirazları inceleme komisyonunun yalnızca kendisine gelen itirazlar yönünden karar vermesi gerekirken poligonun tamamı yönünden karar vermesinin geçerli olmayacağı gibi 1942 yılı tahdidinin kesinleştiği ve içerisinde kalan taşınmazları 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisnai fıkraları uyarınca orman dışında ziraat arazisi olarak bırakma yetkisi bulunmadığından yaptığı işlemin yok hükmünde olduğu, ayrıca Kadastro Mahkemesinde taşınmazın öncesi ve niteliğine yönelik kabulün tarafları bağlayacağının kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle adalete duyulan güvenin sarsılmaması ve aynı durumdaki kişilerin aynı hukuki durumu elde etmesi gereği nazara alındığında taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı kabul edilerek bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. 3. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına karşı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2023 tarihli ve 2023/8-533 Esas, 2023/933 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine vekilinin temyizi yönünden, bu kapsamda; yapılan orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin hâlen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2 nci madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığının ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamasına da konu edilmediğinin açık olduğu, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararı incelendiğinde ise hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen ve taşınmazın 2 nci madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının teknik olarak mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu taşınmazları Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz edilmesi üzerine aynı komisyonun bu işlemi iptal ettiği, sonra da taşınmazları orman sınırı dışında bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2 nci madde çalışmasından söz edilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, dolayısı ile 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği ve çekişmeli taşınmazların hâlen 1942 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmış olduğu, bu durumda, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarıltılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği ... " gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığını, aynı yere ilişkin olarak Kadastro Mahkemesince verilen kararın kesin delil niteliğinde olduğunu ve davanın kabulü gerektiğini, benzer şekilde açılan birçok davanın kabul edildiğini, müvekkilinin 24.07.1990 tarihinden önceki zamandan beri taşınmazda zilyet olduğuna ilişkin şerh verilmesi gerektiğini ileri sürerek, bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkartıldığının tespiti ile tapu kaydının beyanlar hanesine davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir. 2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.