Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2820 E., 2025/4419 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2820 E., 2025/4419 K. (06.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2820
Karar No
2025/4419
Karar Tarihi
06.03.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/2820 E. , 2025/4419 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1726 E., 2023/1375 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/73 E., 2022/690 K. Taraflar arasındaki kadastro tespiti öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Diyarbakır ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 2008 yılında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu çalışmasında, 101 ada 2 parsel sayılı 265.6764,75 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla davalı Maliye Hazinesi adına tespit ve tescim edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... köyüne kain 30 dönüme yakın taşınmazın 102 ada 1 orman parseli içerisinde kalacak şekilde davalı kurum adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın yüzyıllardan beri ataları tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını ve orman niteliğine sahip olmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... ... ilçesi ... Mahallesinde, 6831 sayılı Orman Kanununa göre yapılan Orman Kadastrosunun 22.05.2008 tarihinde kesinleştiği, dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde (A) harfi ile gösterilen yerin kesinleşmiş Orman Kadastrosu ile orman sayılan yer olarak sınırlandırılan alan içinde kaldığı, dava konusu yerin, orman sayılan yerlerden olduğu, kadimden bu yana imar ve ihyasının tamamlanmadığı hususlarının, hava fotoğrafları, Orman Kadastro ve memleket haritalarında mevcut ve önceki halinin orman alanı durumunda olduğunun bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, üzerindeki bitki örtüsü yok edilmiş olsa bile, salt orman toprağının orman sayılan yer olarak kabul edileceği, süresi ne olursa olsun zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, 6831 sayılı Kanunun 17. maddesine göre orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı, kesin delil niteliğinde olan hava fotoğrafları karşısında takdiri delil niteliğinde olan mahalli bilirkişi beyanlarına değer verilmediği ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... toplanan delillere, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına, tarafların iddia, talep ve savunmalarına, tüm dosya kapsamına göre; harita mühendisi bilirkişinin raporundan (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmaz üzerinde -iddianın aksine- 1948, 1984 ve 2002 yıllarında tarımsal faaliyet olmadığı ve üzerinde ağaçların bulunduğu, orman bilirkişi raporuna göre, 1948 yılı hava fotoğrafında üzerinde yoğun meşe ağaçları bulunduğu, 1984 yılında meşe ağaçlarında azalma olduğu ancak 2002 yılında yoğun bir şekilde meşe ağaçları bulunduğu, (A) harfi ile gösterilen taşınmazın orman vasfında olduğu, bu haliyle öncesi orman niteliğinde olan taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, yine üzerinde zilyetlik (tarımsal faaliyet) bulunmayan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabından bahsedilemeyeceği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesince varılan sonucun isabetli olduğu ve kararın usul ve kanuna uygun olduğu ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu edinilen gayrimenkulün yaklaşık 100 yıldır müvekkili ve ailesinin mülkiyetinde olduğunu müvekkilinin dedelerinden beri söz konusu taşınmazları malik sıfatı ile kullandıkları, taşınmazların müvekkil tarafından çeşitli amaçlarla yıllardır kullanıldığının herkesçe bilindiğini, taşınmazların sahipsiz olmadığını, müvekkil tarafından bahçe, tarla vb. çeşitli işlemlerde kullanıldığını, bu hususun mahalli bilirkişi beyanlarıyla desteklendiğini, söz konusu taşınmaza aralıksız ve 20 yıldan fazla zilyet olunduğunu, müvekkili ve ailesi tarafından dava konusu taşınmazda yıllarca emek ve para sarf edilerek tarım yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davaya konu taşınmazın Orman vasfında olduğuna ilişkin değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, incelenen 1948,1984 ve 2002 yıllarına ait hava fotoğraflarına ilişkin değerlendirmenin noksan olduğunu, hava fotoğraflarının nadas yapılan ve terör olayları nedeniyle tarıma ara verilebilen döneme denk gelmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, Orman bilirkişisi raporlarındaki değerlendirmelere rağmen hava fotoğraflarına dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, Jeoloji Bilirkişi Raporunda taşınmazın jeolojik açıdan tarıma elverişli olup/olmadığı yönünde değerlendirme yapılmadığını, taşınmaz bedeline ilişkin yapılan değerlendirmede hataya düşüldüğünü, mahalli bilirkişi beyanları ve gerçekleştirilen keşifte söz konusu taşınmazların müvekkiline ait olduğunun anlaşılmış olmasına rağmen davanın reddedilmesin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ea6131f75bd1c32c cfd6e4d1bacefbee

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı