Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/2656 E., 2025/4418 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2656 E., 2025/4418 K. (03.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2656
Karar No
2025/4418
Karar Tarihi
03.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/2656 E. , 2025/4418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1524 E., 2024/216 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/238 E., 2023/75 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine, dahili davalı - asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili ile dahili davalı / asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)'nın 353/1-B.1 gereğince esastan reddine, davalı - asli müdahil Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyünde ve 134/4, 134/5, 134/6 parsellerin bitişiğinde bulunan tarla vasfındaki taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını, taşınmazın 2015 yılında yapılan Orman Kadastrosu'nun ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulamasının dışında bulunmakta olup, orman vasfı taşımayan yerlerden olduğunu, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın etrafının davacıya ve başka şahıslara ait özel mülkiyetlerle çevrili olduğunu, taşınmazın 1990 yılında harici satış ile ... tarafından davacıya satıldığını ve zilyetliğinin devredildiğini, davacının aradan geçen 29 yıl boyunca söz konusu yere bilfiil zilyet olduğunu ve kullanılmayacak halde bulunan araziyi imar ve ihya etmek suretiyle ekip biçtiğini, taşınmazı malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurması sebebiyle olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet iktisabı için gerekli koşulların oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiştir. Asli müdahil Orman İdaresi dilekçesinde; orman olduğundan tespit dışı bırakılan bir yerin orman kadastrosu kesinleşinceye kadar orman sayılacağını, taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığında orman kadastrosu kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin dolmuş olması gerektiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde Orman Kadastrosunun kesinleştiğini, orman kadastrosu kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süresinin dolmadığını, taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın zamanaşımı ile kazanmaya elverişli bir taşınmaz olmadığını, dava konusu taşınmaz yönünden yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılan arazilerden olduğunun tespit edildiğini, yargılama sırasında yapılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarından 09.03.2020 tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiğini, söz konusu tespit karşısında davaya asli müdahale taleplerinin bulunduğunu belirterek, taleplerinin kabulü ile 19.11.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.494,35 m² yüzölçümlü taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, dava değerinin düşük gösterildiğinden eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu talebin zaman aşımına uğradığından zaman aşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle davının reddini talep ettiklerini, davacı tarafın sunmuş olduğu dava ve cevap dilekçelerinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilebilmesi için belirli şartların vuku bulması gerektiğini, bu şartlardan en önemlisinin taşınmazın kazanmaya elverişli bir yer olması gerektiğini, dava edilen taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden ise kazanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın arazi tapulamasında yani 1957 senesinde orman olduğundan tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın orman tahdit hattı dışında bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar da zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediğini, haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 11.01.2023 havale tarihli orman bilirkişilerinin müşterek raporunda dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunun anlaşıldığı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilse de salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olması durumunda bile orman sayılan yer olduğundan zilyetlikle kazanılamayacağı, dava konusu taşınmazın orman olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine, asli müdahil Orman İdaresinin talebinin kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713/6 gereğince 19.11.2019 tarihli fen bilirkişilerinin raporunda (A) ile işaretli 10.494,35 m²'lik alanın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili ile dahili davalı / asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... davacı vekilinin istinaf başvurusu açısından; Mahkemece yapılan keşif ve uygulama sonucunda uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, orman sayılan yerlerin zilyetlikle kazanılmasının hukuken mümkün bulunmadığı, davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusu açısından ise, dava değerinin 406.653,04 TL olarak belirlendiği ve davacı tarafça da bu değer üzerinden harcın tamamlandığı, bu değer üzerinden mecburi dava arkadaşı durumunda olan davalılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve Kanuna aykırı olduğu, bu hususların düzeltilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği ..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b.1 gereğince esastan reddine, davalı - asli müdahil Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, bu cümleden olarak, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulü ile 19.11.2019 tarihli fen Bilirkişilerinin raporunda (A) ile işaretli 10.494,35 m²'lik alanın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı ...'ın davasının reddine, davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 62.931.43-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın niteliğiyle ilgili alınan raporların hükme elverişli olmadığını, rapora itirazlarının reddedildiğini, Ziraat Mühendisi tarafından hazırlanan raporda arazinin marjinal tarım arazisi sınıfında olduğunun belirtildiğini, toprak analizi yapılmadan toprağın organik maddelerce zengin olduğunun belirtilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan rapor tanzim edilmediğini, Jeoloji bilirkişisince taşınmazın zilyetlikle kazanılmasına engel halinin bulunup bulunmadığı hususunda herhangi bir belirleme yapılmadığı, 1957 tarihli kadastro paftasında taşınmazın fundalık tescil harici bırakıldığını, bu harita üzerinden yapılan değerlendirmede adı geçen arazinin ormanlık alan olmadığının belirtildiğini, Orman Mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinin arazinin Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu iddiasını destekler mahiyette hiçbir delil ortaya koymadığını, 1962 yılı memleket fotoğraflarının bu tespitin aksini belirttiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, davalı taraf lehine Bölge Adliye Mahkemesinin nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1ebb17a02f02f522 70d07271fa4414c5

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı