8. Hukuk Dairesi 2024/2616 E. , 2025/4415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1761 E., 2024/227 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/1299 E., 2022/1 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çorum ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kadastro sonucu, 112 ada 1 parsel sayılı 1.530,39 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, senetsizden, tarla vasfında davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Çorum ili ... ilçesi ... köyü 112 ada 1 parsel sayılıava konusu taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, kamu malı niteliğinde ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davaya konu edilen taşınmazın 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ilk tesis kadastrosu sonucunda devlet ormanı olarak tescil harici bırakıldığı, 3402 sayılı Kanun'un Ek-5. maddesine göre orman kadastro çalışmaları neticesinde orman sınırları dışında bırakıldığı ve bu suretle bu taşınmazla ilgili tapu düzenlenmemiş olduğu, davalının delil olarak sunduğu iki tapu kaydının ise daha önce sınırındaki taşınmazın yazımına esas alındığı, dava konusu taşınmazla ilgisinin olmadığının anlaşıldığı, tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaz istikametini dere gösterdiği ancak arada kuru dere bulunduğu ve dava konusu taşınmazla ilgili doğrudan bir kanaat edinilemeyeceğinin anlaşıldığı, jeoloji bilirkişi raporunda, bilinen anlamıyla taşınmaz üzerinde dere bulunmadığı, mevsimsel suların akışına olanak veren yatak oluşturamamış kuru bir dere bulunduğu, bu şekliyle dereden toprak kazanma durumunun bulunmadığının anlaşıldığı, keşif esnasında yapılan gözlemde, taşınmazın kısmen sürülü kısmen ekilemeyen iki kısımdan oluştuğu, fiili ormana sınır olduğunun tespit edildiği, taşınmazın güncel durumu itibariyle kısmen tarım arazisi şeklinde bir görünüm arz ettiği, nitekim yerel (mahalli, tespit, komşu köy mahalli bilirkişileri) bilirkişi beyanlarına göre, taşınmazın bilinen ilk sahibinin davalının murisi ... olduğu, onun bilinmeyen çok önceki bir tarihte ölümü ile davalıya kaldığı, fiilen de davalının kullanmakta olduğu, bir kısmının evvelden kullanılmakla birlikte sürüm zorluğu nedeniyle çok uzun yıllar önce terk olunduğu, yani kısmen zilyetliğinin terk edilmiş olduğu, halihazırda ekili olan kısmın ise anılan zilyetleri tarafından hep tarımsal faaliyette kullanıldığı, her iki zilyedin de taşınmazın bu kısmını hububat ekiminde kullanmış oldukları, ekime hiç ara verilmediği, kullanım sırasında niza oluşmadığı, taşınmazın hükme esas alınan orman ve jeodezi bilirkişi müşterek raporuna göre, en eski tarihli hava fotoğrafı olan 1956 tarihli hava fotoğrafının stereoskopik incelemesinde yerel bilirkişilerin beyanlarına (orman olması yönünden) gerekçesi bakımından farklı olsa da uygun olarak iki parça halinde orman ve tarla vasfında olduğu, tarla olan kısmın kesintisiz olarak bu vasfını devam ettirmiş olduğu, 1990 tarihli hava fotoğrafında bu durumun değişmediği, bu durumda hükme esas alınan kadastro bilirkişisi ek raporunda orman olmayıp tarla olduğu belirtilen ve (A) harfiyle gösterilen kısmın imar ve ihya faaliyetlerinin 1956 yılından önce tamamlanmış olduğu, ormanla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, bu kapsamda, 3116 sayılı yasa kapsamında orman veya orman içi açıklık olmadığı gibi, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlara da tabi olmadığı, gelen yazı cevaplarına göre tahsisli mera olmadığı gibi kadim mera vasfı da taşımadığı nitekim komşu köyden seçilenler de dahil olmak üzere yerel bilirkişilerin beyanlarının bu yönde olduğu, ziraat bilirkişisinin de taşınmazın geneline ilişkin olarak mera vasfı taşımadığını, çok uzun zamandan beri tarla olarak kullanımda olduğunu belirttiği, taşınmazın bu kısmının başkaca bir kamu malı özelliği de bulunmadığı, meşru zilyedinin davalı adına tespit yapılan kişi olduğu, arazi üzerindeki zilyetliğin önce murisi olan babası ve onun vefatı ile de davalı tarafından da bilfiil sürdürülmekte olduğu, davalının ek raporda (A) harfi ile belirtilen bu kısmın mülkiyetini zamanaşımı, imar, ihya ve zilyetlikle kazanmış olduğunun anlaşıldığı, davanın taşınmazın bu kısmı bakımından reddine, zilyetlikle davalı adına, tarla olduğu tespit edilen vasfıyla, 1.059,01 m²'lik yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği, kadastro bilirkişisi, harita ve kadastro teknikeri, ...’ın sunduğu 03.01.2022 havale tarihli raporda yer alan krokide (B) harfi ile ve yeşil renkle gösterilen 471,38 m²'lik alanın ise en eski tarihli hava fotoğrafına göre orman ve ormanın devamı niteliğinde sayılan yerlerden olduğu, 5658 ve 4785 sayılı Kanunlarla ilgisinin olmadığı, 3116 sayılı Kanun kapsamında orman arazisi olduğu, bu kısmın küçük bir bölümü çok uzun zaman önce yerel bilirkişi anlatımlarına göre kullanılmış ise de sürüm zorluğu nedeniyle zilyetliğinin terk edilmiş olduğu, evvelce ve halen orman olduğu belirtilen alan içinde kalan bir yer olduğu, evveliyatı orman olan bir yerin zilyetlik ve imar ve ihya ile kazanımının mümkün olmadığı, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescili gerektiği ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile dava konusu Çorum ili ... ilçesi ... köyü 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, kadastro bilirkişisi, harita ve kadastro teknikeri, ...’ın sunduğu 03.01.2022 havale tarihli raporda yer alan krokide (A) harfi ile ve kırmızı renkle gösterilen 1.059,01 m²'lik alanın "Tarla" vasfıyla, 112 ada 1 parsel numarası ile davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kadastro bilirkişisi, harita ve kadastro teknikeri, ...’ın sunduğu 03.01.2022 havale tarihli raporda yer alan krokide (B) harfi ile ve yeşil renkle gösterilen 471,38 m²'lik alanın "Orman" vasfıyla, 112 ada son parsel numarası ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dosya kapsamı, gerekçe, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın istinaf edilen (A) bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, fotogrametri bilirkişinin 1956, 1990, 2005 tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu 1990 tarihinden tespit tarihine kadar taşınmaz bölümünün ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının bildirildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taşınmaz bölümünde adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) (HMK) 353/(1)-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, tüm taşınmazın Hazine adına yazılması gerektiğini, taşınmaz ile ilgili olarak tam olarak orman araştırması yapılmadığını, tek kişilik orman bilirkişisi tarafından orman araştırması yapılmasının kanunlar ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, mera araştırması yapılmadığını, mahalli bilirkişilerin zilyetlikle ilgili beyanlarının birbirlerini teyit etmediğini, mülkiyete esas olacak kadar zilyet olunmadığını, 3402 Sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen 40-100 dönüm araştırması yapılmadığını, (A) ve (B) yönünden de orman, mera ve zilyetlik araştırması yapılarak taşınmazın Hazine adına tescilinin yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın orman olduğu açık iken verilmiş olan ret kararının hatalı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2616 E., 2025/4415 K. (03.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2616
- Karar No
- 2025/4415
- Karar Tarihi
- 03.06.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5000 E., 2025/4408 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7221 E., 2025/4411 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4714 E., 2025/4413 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2656 E., 2025/4418 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2822 E., 2025/4420 K. 03.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2082 E., 2025/4462 K. 03.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı