8. Hukuk Dairesi 2024/2475 E. , 2025/3647 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ...........Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1434 E., 2023/1185 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ............1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/241 E., 2023/35 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi gereğince yapıldığı ve dava konusu taşınmazların orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinde, mülkiyeti dedesi...'e ait olup taksim ile babası ...'e intikal eden dava konusu ........... köyü 101 ada 1 no.lu parsel ve ... köyü 109 ada 1 no.lu parselin babasının sağlığında kardeşleri ile yaptıkları taksim sonucunda kendisine düştüğünü, bu yerlerin tapusunun zamanında dedesine ait iken yokluklarında yapılan orman kadastrosu çalışmaları sırasında davalı ... adına tapulandığını, dava konusu yerlerin 1958 yılında tapuya yapılan kayda rağmen kendisinden habersiz olarak yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman adına tescil edildiğini, dava konusu yerlerin zilyetliğinin devri yoluyla geldiğini, başka kimsenin zilyetliğinin mevcut olmadığını, davasının kabulü ile orman adına kayıtlı dava konusu yerlerin tapularının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçelerinde; 109 ada 1 parsel içinde bulunan taşınmazların intikal ve taksim sonucu taraflarına isabet ettiği ve zilyetlikle kazanım koşullarının lehlerine oluştuğu gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tescilini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili, davanın reddini savunmuşlardır. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu olayda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetlik şartlarının oluşmadığı, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarının zilyetlik şartlarının oluşmasında yeterli ve somut olmaması ve dava konusu zilyetlik iddia edilen yerlerin orman vasfında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince "İstinaf eden tarafın sıfatı, ileri sürülen istinaf nedenleri, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve İlk Derece Mahkemesince ziraat mühendisi bilirkişisinden alınan 08.01.2020 havale tarihli rapordan dava konusu edilen 101 ada 1 parsel ve 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazların üzerinde bugüne kadar tarım yapılmadığı, tarımsal üretim amaçlı toprak işleme yapılmadığı, taşınmazların sırasıyla 101 ada 1 ve 109 ada 1 orman parselleri ile bütünlük oluşturduğu, üzerilerinde herhangi bir imar ihya çalışmasının yapılmadığı, yine orman mühendisi bilirkişisinden alınan 25.02.2020 havale tarihliraporunda; dava konusu taşınmazların 1958 tarihli ve 1985 tarihli memleket haritalarında (A), (B) ve (C) harfiyle gösterilen koyu renk alanlara düştüğü ve orman sayılan yerlerden olduğuna ilişkin bilirkişi tespitleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği" gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle karar verilmiş ise de, verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; davacı dava dilekçesinde, dedesi...'e ait tapu kayıtlarına dayanmış ve dilekçe ekinde üç adet tapu kaydı sunmuş, Mahkemece, tapu kayıtlarının dayanağı olan Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/19 Esas ve 1955/4 Karar sayılı dosyası getirtilerek dosya arasına alınmış olmasına rağmen söz konusu dayanak tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip yöntemince uygulanmamış ve bu husus dikkate alınmamıştır. O halde, Mahkemece öncelikli olarak davacının hangi tapuya dayandığını ve hangi tapu kaydının dava konusu taşınmazlardan hangisine uyduğunu açıklaması istenmeli, daha sonra dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin, plan, harita ve krokilerinin, ifraz görmüşler ise ifraz haritalarının, ilk tesisi mahkeme ilamına dayanıyorsa ilam örneği ile haritasının, kadastro sırasında revizyon görmüş iseler revizyon gördükleri taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri, tedavüller sırasında kayıtların yüzölçümü ve sınırlarında değişiklik olmuşsa sebebinin açıklanarak buna ilişkin belgelerin onaylı örnekleri okunaklı ve tapu geldi gittileri bilgisayar çıktılı olmak şartıyla denetime elverişli olacak şekilde dosya içine alınmalı, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ait tapu kayıtları ile varsa tespitlerine esas alınan belgeler ile en eski ve dava tarihinden 15-20 -25 yıl öncesine ait memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafları ile kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarına ilişkin askı ilanları, çalışma tutanakları ve orman kadastro haritaları ilgili yerlerden getirtilip, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeodezi mühendisi ve bir fen elemanı ile yerel ve tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dayanılan tapu kaydı varsa tedavülleriyle birlikte yerel bilirkişiler yardımı, uzman fen bilirkişileri eliyle yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan kayıttaki her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişilere kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyecekleri haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek ve yargı denetimine açık olacak şekilde ölçekli ve ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, yine getirtilen hava fotoğrafları, memleket haritaları çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde (hava fotoğrafları, memleket haritaları) ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, fotoğraflar üzerinde hangi taşınmazlara ait oldukları belirtilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen, jeodezi ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; hava fotoğrafları ve orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek ve hava fotoğraflarının üç boyutlu stereoskopik incelemesi yapılmak suretiyle, çekişmeli taşınmazların niteliği, üzerlerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, yaşı, kapalılık durumlarını, kullanım durumunu, tasarruf edilen yerlerden olup olmadıklarını ve konumlarını çevre parsellerle birlikte haritalar ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel, verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tapu kaydının mahalline uyduğu saptandığı takdirde, tapu kaydı kapsamında kalan çekişmeli taşınmazların orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kayıtlarının 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmediği değerlendirilmeli, dayanak tapu kaydı şayet değişebilir sınırları içeriyorsa, tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, tapu kayıtlarının tescil hükmü ile oluştuğu ve zeminde dava konusu taşınmazlara uyduğu saptanırsa ilamın davanın tarafları yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği değerlendirilmeli, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yukarıda anlatıldığı şekliyle tapu kayıtları 3402 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinde düzenlenen usullere uygun şekilde uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/son maddesinde düzenlenen miktar fazlalıkları var ise bu durumda 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekeceği düşünülmeli, bu durumda aynı keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişilerden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, imar ve ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve önceki bilirkişinin esas ve ek bilirkişi raporlarını irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanları dahil harita mühendisi bilirkişilerden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, üzerinde kullanım bulunup bulunmadığını, mümkün olduğu takdirde taşınmazda imar ve ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını belirtir ve incelenen taşınmazları hava fotoğrafında denetlemeye elverişli şekilde gösterir rapor alınmalı ve bundan sonra taşınmazların malik hanelerinin açık kabul edildiği gözetilip toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, muris...'den kalan taşınmazların usulüne uygun paylaşılıp paylaşılmadığı belirlenmeli, paylaşımın yapıldığının haber verilmesi halinde, paylaşımın yapılmadığını iddia eden tarafın bu taşınmazlardaki payına karşılık ne aldığı, taşınmaz almışsa nereden aldığı ve kimin adına tespit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde ilgili tutanaklar getirtilerek beyanlar denetlenmeli, paylaşımda eşit pay almanın zorunlu olmadığı ve uzun süreli kullanımın, paylaşımın belirlenmesi ancak ne şekilde paylaşma yapıldığının tam olarak bilinememesi durumunda paylaşmaya karine olabileceği düşünülmeli, murisin ölümü ile yapılan paylaşımın tapuda hala muris adına kayıtlı taşınmazlar için yapılacağı, muris adına tapuda kayıtlı iken mirasçılarına yapılan pay satışlarının taksime konu taşınmazlar olmadığı da düşünülerek bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırı olup hükmün açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e3dac8c230125172 9768cfa47bb7274f
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2475 E., 2025/3647 K. (12.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2475
- Karar No
- 2025/3647
- Karar Tarihi
- 12.05.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2422 E., 2025/3652 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1079 E., 2025/3650 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1434 E., 2025/3649 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/517 E., 2025/3643 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1284 E., 2025/3660 K. 12.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2151 E., 2025/3662 K. 12.05.2025