Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/1284 E., 2025/3660 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1284 E., 2025/3660 K. (12.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1284
Karar No
2025/3660
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/1284 E. , 2025/3660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3186 E., 2023/2739 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ...Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/387 E., 2019/424 K. Taraflar arasında görülen orman kadastrosuna itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ...ili ...Mahallesinde 3116 sayılı Orman Kanuna göre 1941 yılında yapılan ilk orman tahdidinin 13.11.1941 tarihinde kesinleştiği, 1985 yılında yapılan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2896 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışmasının 21.11.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, devamında 1988 yılında 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B uygulamasının yapılarak 07.03.1989 tarihinde ilan edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5831 sayılı Kanunla değişik Ek-4. madde uygulamasının 21.07.2010 tarihinde ilan edildiği, orman kadastro haritalarındaki teknik hataların tespit ve düzeltmesinin 23.12.2015 ila 21.01.2016 tarihleri arasında ilan edilerek 22.01.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, ...ili, ...Mahallesi 966 ada 1 parsel, 965 ada 4 parsel, 11982 ada 12 parsel, 11945 ada 3 parsel, 12318 ada 28 parsel sayılı taşınmazların müvekkili Belediye mülkiyetinde iken söz konusu parseller usul ve kanuna aykırı olarak orman sınırları içine alınarak davalılardan ...Orman İşletme Müdürlüğü tarafından konulmuş 20.09.20l6 tarihli Kısmen ve Tamamen Kesinleşmiş Devlet Ormanı Sınırları İçinde Kalmaktadır şerhi bulunduğunu, söz konusu tespitlerin fiili duruma uygun olmaması nedeniyle vatandaşın ve müvekkili Kurumun mağduriyetine neden olduğunu, bu uygulamanın Anayasa, Kanunlar ve usullere aykırı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, tapu kaydı siciline güven ilkesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na aykırı olduğunu beyanla, tapu kayıtlarına konulan şerhlerin ve kayıtların kaldırılmasını istemiş, davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Dava, orman kadastrosuna itiraz ve şerhin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu içinde kaldığı, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun (6292 sayılı Kanun) 11. maddesinin 10. fıkrası kapsamında yapılan çalışma, yeni bir kadastro işlemi olmayıp, önceki kanunlara göre yapılan orman kadastrosu uygulamalarında ki teknik hata ve zemin uyumsuzluklarının düzeltilmesine yönelik işlem olduğu, yapılan çalışmanın kanunlara uygun olarak yapıldığı, 1985 tarihinde kesinleşen 24 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tutanaklarında, dava dosyasına sevk edilen tutanak suretlerinin 13., 14. ve 15. sayfalarında belirtildiği gibi arazi kadastro çalışmaları ve imar planı uygulamalarına göre orman sınırların belirlendiği ve dava konusu parseller tamamen ve kısmen kesinleşmiş ... Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, 6292 sayılı Kanun uygulamasının bu uygulamalara uygun yapılarak ilan edildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın öncesinin devlet ormanı olduğu, orman bütünlüğü içinde yer almış olmasına göre verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmamakla davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 69465295b9b32dd5 c988a6ba1852bad0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı