8. Hukuk Dairesi 2024/2012 E. , 2025/5171 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/423 E., 2023/225 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, ... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan ve 1970 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak, adına tescili istemiyle 17.08.2011 tarihinde dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, 23.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide mavi renkle taralı 1.388,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/4254 Esas - 2021/3062 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/4254 Esas - 2021/3062 Karar sayılı bozma kararında özetle; " çekişmeli taşınmazın, 1970 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmasında hangi nedenle tapulama harici bırakıldığının araştırılmadığı; sınırında orman bulunduğu halde mahkemece hiç orman araştırması yapılmadığı ve tescil davalarında Hazine ile birlikte ilgili kamu tüzel kişiliği olarak Orman İdaresi'nin de davada taraf olarak yer alması gerektiği üzerinde durulmadığı; komşu parsellerin dayanağı vergi kayıtlarının getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduklarının incelenmediği, imar durumunun sorulmadığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin davacı tanıklarının anlatımlarına ters düşen çekişmeli taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığına, ağaçların bakımsız halde olup zemininin yabani ot ve çalılarla kaplandığına ilişkin beyanlarının irdelenmediği; imar-ihya ve zilyetlik durumu yönünden dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları da incelenerek değerlendirilmeyip yüzeysel tespitleri içeren tek ziraatçi bilirkişinin raporu ile yetinildiği, bu şekli ile yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı açıklanarak, Mahkemece, öncelikle taraf teşkili sağlanarak, usulüne uygun şekilde orman araştırması yapılması, yapılacak araştırma sonucu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, fen bilirkişileri ..., ... ve ... tarafından tanzim olunan 20.12.2022 tarihli rapor ve ekindeki krokide mavi renkli ve ok ile işaretlenen 2.300 m2'lik kısmın davacı adına bulunduğu adanın son parsel numarası ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde; “ Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.” hükümleri düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar taşınmazın davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkeme kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin uyumlu olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu alanın kuzeyinde davacıya ait evin yer aldığı 1598 (yeni 216 ada 2) parsel sayılı taşınmaz, doğusu ve güneyinde su arkı, batısında dere devamında tarım arazileri, güneybatısında ise DSİ'ye (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) ait su bendinin yer aldığı, dava konusu taşınmazın sınırlarında yer alan arkın her iki tarafında ve dere boyunda kavak ağaçları, bunların yanı sıra yine taşınmaz üzerinde çeşitli meyve ağaçlarının bulunduğu, davacının 1598 (yeni 216 ada 2) parsel sayılı taşınmaz ile birlikte dava konusu tapusuz taşınmaz kısmının 1979 yılında önceki maliki ...'den satın aldığını öne sürerek eklemeli zilyetliğe dayandığı, bozma öncesinde 2012 yılında gerçekleştirilen keşif esnasında Mahkeme gözlemi olarak, taşınmaz üzerinde yaşlı/eski kavak ağaçlarının yanı sıra bakımsız tek tük meyve ağaçlarının olduğunun, zeminin ark boyu hariç orman halini aldığının, fiili bir imar ihya halinin olmadığının tutanağa geçtiği, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; taşınmaz üzerinde yer alan kavak ağaçlarının ilk dikimden sonra kesildiğinin, kalan köklerinden çıkan filizlerin büyütülmesi ile yetiştirildiğinin, bahçe ve meyve ağaçlarının düzensiz bakımsız olduğunun, taşınmazın taban suyunun yüksek olduğunun bildirildiği, anılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin, dava konusu taşınmazın eskiden beri Hazineye ait olduğunu, kendilerini bildiklerinden beri yer üzerinde kavak ağaçlarının olduğunu, üzerinde bulunan kavak ağaçlarının bir kısmının ... tarafından bir kısmının ise köylü tarafından dikildiğini, davacının dava konusu kısım üzerinde zilyetliğinin olmadığını, davacı tanıklarının ise 1980' li yıllarda ark ile dere arasında yer alan taş/toprak tepenin davacı tarafından kazdırılıp taşındığını, davacının yurt dışında yaşadığını, bahçenin bakımı ile ilgilenildiğini beyan ettikleri, bozma ilamı uyarınca yapılan keşif neticesinde düzenlenen ziraat mühendisi bilirkişi raporunda, taşınmazın toprak yapısının kumlu tınlı aluviyal olduğu, üzerinde 200 kavak ağacının yanı sıra 55 adet meyve ağacının bulunduğu, hâlihazırda ekilmemiş boş durumda olduğu, uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmamış olduğundan kendiliğinden yabani ağaçlar geliştiğinin tespit edildiği, gerek su arkının her iki tarafına dikilen kavak ağaçlarının, gerek taşınmazın dere sınırında dikilen kavak ağaçlarının ve gerekse de taşınmaz içerisinde dağınık olarak bulunan meyve ağaçlarının dikimden sonraki gençlik dönemlerinde bakımlarının yapılmış olabileceği, ancak sonraki dönemlerde bakım çalışmalarının ihmal edildiğinin tespit edildiği, kesim sonrası yeniden tesis şeklinde bir üretim yerine, kesim çağındaki kavak ağaçlarının kesilmesi sonrasında, kesilen omca yerlerinden yeniden gelişen yeni sürgünlerin uygun olanlarının bırakılması ile yetiştiriciliğe devam edildiği, tekleme çalışmalarının yapıldığı, kavak ağaçlarındaki dallanma durumu dikkate alındığında budama çalışmalarının ağaçların ilk yıllarında yapıldığının gövde yapısında yapılan incelemelerle tespit edildiği, taşınmaz üzerinde bulunan kavak ağaçlarının kesim çağını geçtiği ancak kesim işlemlerinin yapılmadığı, meyve ağaçlarının uzun yıllardır bakım çalışmalarının (toprak işleme, gübreleme, ilaçlama, budama vb) ihmal edildiği veya yapılmadığının, ağaçların dal yapılarından, taç oluşumundan, sürgün gelişme durumlarından ve tümden ağaçların genel görünümünden anlaşıldığı, ayrıca taşınmaz üzerinde uzun zamandır kavak ve meyve ağaçları haricinde kalan alanlarda tarımsal faaliyet yapıldığına dair bir emare tespit edilmediğinin bildirildiği, bu belirlemeler karşısında, ekonomik amaca uygun zilyetliğin davacı tarafça ispatlanamadığı, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla desteklenmeyen davacı tanıklarının beyanlarına üstünlük verilmek sureti ile somut olay ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Kabule göre de, İlk Derece Mahkemesince ilk kararda 1.388,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verildiği, verilen ilk kararın davacı tarafça temyiz edilmediği gözetilmeksizin usuli kazanılmış hakka riayet edilmeden temyize konu kararda 2.300 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir. S O N U Ç : Davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 gününde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ad09ceaced2525e8 b81aa4a68ea1fe3b
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2012 E., 2025/5171 K. (02.07.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2012
- Karar No
- 2025/5171
- Karar Tarihi
- 02.07.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2745 E., 2025/5161 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3204 E., 2025/5162 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1572 E., 2025/5170 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3980 E., 2025/5173 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/5129 E., 2025/5174 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/93 E., 2025/5184 K. 02.07.2025