Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/93 E., 2025/5184 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/93 E., 2025/5184 K. (02.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/93
Karar No
2025/5184
Karar Tarihi
02.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/93 E. , 2025/5184 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/197 E., 2021/1103 K. İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı ... vekili tarafından ve duruşma istemli olarak davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; dava değeri itibariyle davalı ... vekilinin duruşma isteminin reddine ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Zonguldak ili .... ilçesi .... köyü çalışma alında, 2007 yılında yapılan kadastro çalışması sonucunda, 146 ada 1 parsel sayılı 35.879,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden, tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiş ve bilahare 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile Değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 20.11.2007 tarihinde ilen orman kadastrosunda ise orman alanı dışında bırakılmıştır. Davacılar ... ve ..., ...'ne husumet yöneltmek suretiyle Kadastro Mahkemesine sundukları 22.01.2008 havale tarihli dava dilekçelerinde özetle; ... ilçesi .... köyü Hudutları içinde bulunan 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin sehven davalı ... adına yapıldığını, oysa burayı 30.11.1979 tarihli satış senedi ile ... oğlu 1908 doğumlu ...'dan satın alarak o tarihten beri nizasız ve aralıksız müstakilen kendilerinin kullandıklarını, ... isimli kişinin uzun yıllar önce vefat ettiğini, ...’ın kendilerine satış yapan ...’ın büyükbabası olduğunu, tespitin ölü olan ... adına yapıldığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın kendi adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ettikten sonra, yargılama sırasında davacı ... 03.07.2009 tarihli celsede, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçıları da 15.12.2009 tarihli celsede davadan feragat beyanında bulunmuşlar ve bilahare asli müdahil Orman İdaresi vekili 07.01.2010 tarihli müdahale dilekçesiyle, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili talebiyle davaya katılma talebinde bulunmuştur. Davalı ... cevabında; davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Kadastro Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda, 08.03.2011 tarihli ve 2008/38 Esas ve 2011/31 Karar sayılı kararla verilen, davacıların davalarının feragat nedeniyle reddine, dava konusu Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline dair karar, asli müdahil Orman İdaresi vekili ile bir kısım davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2012 tarihli ve 2012/2475 Esas, 2012/9112 Karar sayılı ilamıyla; "... katılan ... İdaresinin davası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, davacıların 15.12.2009 tarihli celsede, davadan feragat ettiklerini bildirerek zaptı imzaladıkları, bu tarihte kadastro tespitinin kesinleştiği, katılan ... İdaresi ise 09.02.2010 tarihli celsede müdahilliğine karar verildiği, Orman İdaresi davaya katıldığı tarihte tespit kesinleşmiş olduğundan ve katılanın davası kesinleşen tapulamaya karşı açılmış bir dava niteliğinde bulunduğundan, davanın genel mahkemede görülmesi gerektiği, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, davacıların davalarının feragat nedeniyle reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının görev yönünden reddine ve mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Çaycuma Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine ve kadastro tutanağının, tutanaklar tapu Sicil Müdürlüğüne devredilmiş ise Tapu Sicil Müdürlüğüne, aksi halde Kadastro Müdürlüğüne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu, öte yandan, davacıların davadan feragat ettikleri ve verilen karar ile davalılar aleyhine bir durum yaratılmadığı, davalıların tespite karşı açılmış bir davaları yada açılmış olan davaya usulüne uygun bir katılımlarının bulunmadığından temyiz dilekçelerinin reddi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası Kadastro Mahkemesince, 27.11.2015 tarihli ve 2015/14 Esas ve 2015/86 Karar sayılı kararla, davacıların davalarının feragat nedeniyle reddine, davacı ... İdaresinin davasının görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde süresi içerisinde ve talep halinde dosyanın görevli Çaycuma Asliye Hukuk Mahkeme'sine gönderilmesine, dava konusu taşınmazın tutanak aslının olağan usule göre kesinleştirilmek üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. Görevsizlik kararı uyarınca dava dosyasının gönderildiği .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda; "... gerçek kişilerin 15.02.2009 tarihli celsede feragat etmeleri nazara alındığında tutanağın kesinleşmiş olduğu, ...) 2008/28 Esas sayılı dosyasında yapılan keşif ve sonrasında 02.09.2010 tarihinde alınan bilirkişi raporlarında dava konusu ... ilçesi ... köyü 146 ada 1 parselin (A1) ve (A2) rumuzu ile gösterilen 842,11 m²'lik kısmı ve (B) rumuzu ile gösterilen 35.037,69 m²'lik kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmaz üzerinde orman vasfına haiz yerlerin hükme yazılmasında re'sen tavzih kararı verildiği ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 02.09.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A1) ve (A2) rumuz ile gösterilen kısmının (500,62 + 341,49 = 842,11 m2) ve (B) rumuz ile gösterilen (35.037,69 m²'lik) kısımlarının orman vasfında olduğunun tespitine, Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Asli müdahil Orman İdaresinin usulüne uygun açılmış bir davası bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, taraf teşkili sağlanmadan, davalılardan ölü olanların mirasçıları davaya dahil edilmeden karar verildiğini, müvekkillerinin murisi ile birlikte eklemeli zilyetlik söz konusu olduğunu ve zilyetlik sürelerinin 20 yıllık sürenin kat be kat üzerinde olduğunu, İlk Derece Mahkemesince tarafların iddia ve delilleri ile ilgili herhangi bir bilgi belge toplanmadan, yetersiz ve itiraza olanak tanınmayan bilirkişi raporuna dayanarak karar verildiğini, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmediğini, yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılmadığını, görevsiz Mahkeme tarafından yapılan usul işlemlerinin kural olarak geçersiz olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilleri olan davalılardan ... ve ...’ın yargılama sırasında vefat ettiklerini, taraf teşkilinin sağlanması açısından karar verilmeden öncede 08.06.2021 tarihinde bu durumun mahkemeye bildirdiğini, ancak taraf teşkili sağlamadan karar verildiğini, müvekkilleri davaya dahil edilmeden keşif yapıldığını ve bu keşif ve bilirkişi raporları esas alınarak karar verildiğini, yokluklarında yapılan keşif ve bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, memleket haritası uygulanmış ise de hava fotoğrafları temin edilerek bunlar üzerinde inceleme yapılmadığını, alınan bilirkişi raporlarının usule ve yerleşmiş uygulamalara aykırı olduğunu, taraf teşkili sağlanmadan, eksik keşif ve yetersiz bilirkişi incelemesi neticesinde hatalı karar verildiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Dava, asli müdahil Orman İdaresi tarafından, taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu karar, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava devam ederken taraflardan birisinin ölmesi halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Taraf ehliyeti dava şartı olup, davanın her aşamasında İlk Derece Mahkemesince re'sen nazara alınması gereken bir olgudur. Eldeki davada,.... T.C. kimlik numaralı davalı ... 07.12.2016 tarihinde, ... T.C. kimlik numaralı davalı ... 10.08.2013 tarihinde, ... T.C. kimlik numaralı davalı ... 24.02.2019 tarihinde ve ... T.C. kimlik numaralı davalı ... ise 04.05.2020 tarihinde vefat etmiş oldukları anlaşılmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında vefat eden bu davalıların mirasçılarının yöntemince davaya katılımları sağlanmamış, sadece karar verildikten sonra nüfus kayıtları esas alınarak mirasçılarına gerekçeli karar tebligatı yapılmıştır. Davalının vefat etmesi halinde taraf ehliyeti ortadan kalkacağından, tüm mirasçılarının davada taraf olarak yer almalarının temini gerekir. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki, bir davada taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında mahkemelerce re'sen gözetilmesi gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında hüküm verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan; davanın esasına ilişkin olarak, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Kadastro Mahkemesinde yapılan keşifte taşınmazın evveliyatını gösterir en eski tarihli hava fotoğrafı incelemesi yapılmamış ve yalnızca memleket haritası incelemesine dayalı olarak hazırlanan orman mühendisi bilirkişisi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Yargıtay'ın konuya ilişkin yeknesaklık kazanmış kararlarında açıklandığı üzere, bir yerin orman olup olmadığının kesin olarak belirlenebilmesi için çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgeye dair en eski hava fotoğrafları ile bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogometri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftasının ilgili kurumlardan getirtilerek, söz konusu belgelerin çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle tespit maliki ... oğlu ...’ın (T.C.K.N: ...) ve yargılama sırasında vefat eden davalıların mirasçılık belgelerinin sunulması, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımlarının sağlanması suretiyle taraf teşkilindeki eksikliği gidermek üzere asli müdahil davacı ... İdaresine süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, dahili davalılardan savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve işin esasına ilişkin olarak yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazı kapsayan tüm hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, feragat nedeniyle reddine karar verilen asıl davanın davacıları ... ve ...'ın aynı zamanda tespit malikinin mirasçıları olmaları nedeniyle asli müdahil Orman İdaresinin davası bakımından davalı sıfatlarının bulunduğu ve yargılama sırasında vefat etikleri anlaşılan davalıların mirasçılarının yöntemince davaya katılımlarının sağlanması gerektiği gözden kaçırılarak, bu kişilerin davalı sıfatıyla davada yer almaları sağlanmaksızın, eksik araştırma ve incelemeye davalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı