Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2022/7627 E., 2025/5175 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7627 E., 2025/5175 K. (02.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7627
Karar No
2025/5175
Karar Tarihi
02.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/7627 E. , 2025/5175 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/52 E., 2022/9 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki 2/B uygulamasına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Davacı ... İdaresi vekili Kocaeli ili ... ilçesi .... köyünde 1 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından Orman Kadastrosu Uygulama Yönetmeliği'nin 41. maddesi ve 2/B madde uygulama çalışması yapılarak 28.03.2012 tarihinde ilân edildiğini, CXV sayılı parselin orta ve doğu kısımlarının fiilî durum itibarıyla orman niteliğini muhafaza ettiği ve 2/B uygulama şartlarını taşımadığını, parsellerin 31.12.1981 tarihinden önce orman niteliğini kaybetmediğini ileri sürerek, bu yerlere ilişkin yapılan tespitin iptali ile taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, Orman ve Su İşleri Bakanlığı aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer tüm davalılara açılan davanın husumet yokluğundan reddine, Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü ... no.lu 2/B parselinin fen bilirkişi raporunda (A1) ve (A2) ile gösterilen kısımlarına ilişkin orman sınırı dışına çıkarma işleminin iptaline, bu kısımların halen orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan yeniden sicil oluşturulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davalılar ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.01.2018 tarihli ve 2017/6183 Esas, 2018/29 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.01.2018 tarihli ve 2017/6183 Esas, 2018/29 Karar sayılı bozma kararında özetle; "... köyünde 1995 yılında yapılan kadastro sırasında dava konusu 160 ada 10 ilâ 23 parsel sayılı taşınmazların zilyetleri adına tespitine Hazinenin itirazı üzerine komisyonca parsellerin zeminde ayırıcı sınırlarının olmaması ve kısmen kumluk kısmen orman olduğu gerekçesiyle tümünün 160 ada 25 sayılı parsel adı altında birleştirilmesine ve ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verildiği, temyize konu eldeki dosyada temyiz isteminde bulunanlardan ...’in babası ..., ..., ..., ...'ın da içinde bulunduğu 12 kişi tarafından Kandıra Kadastro Mahkemesinin 1995/139 Esas, 2001/20 Karar sayılı dosyasında açılan tespite itiraz davasında, davaya asli müdahil olarak katılan ... İdaresinin evveliyatında orman olan taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın orman niteliğiyle tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştirilerek tapuda infazının sağlandığı, daha sonra, 2011 yılında yapılan 2/B uygulaması sırasında, taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak yitirdiği belirlenerek ve 2/B çalışma tutanağında halen ...’in babası ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... ve ...’un işgalinde olduğu belirtmesi yapılarak orman sınırları dışına çıkartıldığı, bu olgular karşısında davalıların taşınmazda hak sahibi olduğunun açık olduğu, buradaki zilyetliğin, hak sahipliği açısından mahkemece dikkate alınarak değerlendirme yapılması gereken bir hak olduğu, her ne kadar, 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılan yerler Hazine adına çıkarılmakta ise de, özellikle 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra, 2/B madde alanlarının kullanıcılarına satılması ve/veya bedelsiz iadesi (tapulu alanlar için) sözkonusu olduğundan, bu yerin 2/B madde ile orman sınırları dışına çıkartılmasında davalı olan zilyedin hukukî yararının bulunduğunun da tartışmasız olduğu, bu nedenlerle, davalı gerçek kişiler aleyhine açılan davanın husumetten reddinin doğru görülmediği gibi Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin davanın esası hakkında hüküm kurmaya yeterli olmadığının da anlaşıldığı, tescil dosyasında alınan orman bilirkişi heyet raporlarında, taşınmazın 1959 yılı memleket haritası ve hazırlanmasında kullanılan hava fotoğrafında orman sayılan yerlerden olduğu, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği fiilî ve hali hazır durumundan anlaşıldığının bildirildiği, Mahkemece orman bilirkişi raporu doğrultusunda eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle taşınmazın orman olarak tesciline karar verildiği, eldeki dosyada Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan orman bilirkişi raporunda ise taşınmazın 1979 yılı hava fotoğrafında (A-1) ve (A-2) ile gösterilen bölümlerinin koyu (B) harfi ile gösterilen bölümünün açık renkli alan içinde kaldığı, 1982 yılı memleket haritasının da hava fotoğrafındaki görünümü desteklediği belirtilmesine rağmen, sonuç kısmında taşınmazın (A-1) ve (A-2) ile gösterilen bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, alınan orman bilirkişi raporlarının kendi içinde ve birbirleri arasında oluşan çelişki giderilmeden ve taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybedip kaybetmediği belirlenmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı açıklanarak, öncelikle 1980 yılına ait hava fotoğrafı ve memleket haritası bulundukları yerlerden getirtilerek önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından tam olarak orman niteliğini yitirip yitirmediğinin belirlenmesi, komşu taşınmazların tapudaki nitelikleri de gözönüne alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu ... (160 ada 25) no.lu parselin 14.11.2021 tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının koyu renkli alan içinde kaldığı, (B) harfi ile gösterilen kısmının açık alan içinde kaldığı, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesinde düzenlenen 31.12.1981 tarihi itibariyle bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybederek tarım alanına ya da yerleşim alanına dönüşme şartlarının gerçekleşmediği, davacı ... İdaresi tarafından dava açılırken parselin orta ve doğu kısımları olarak kısmen talepte bulunduğu ve raporda belirtilen (A) harfi ile gösterilen bölümün talebe uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu ... (160 ada 25) parselin 14.10.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda, (A) harfi ile gösterilen 23.575,07 m²'lik kısmının orman sınırları dışına çıkarma işleminin iptaline, bu kısım halen orman vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan yeniden sicil oluşturulmasına yer olmadığına, karar verilmiş; hüküm, davalı ... mirasçıları vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre 6 aylık sürede açılan orman kadastrosuna (2/B uygulamasına) itiraza ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu .... köyünde (... köyünün mahallesi iken) 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre 22.03.1995-21.04.1995 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3302 sayılı Kanun'a göre orman sınırları dışında kalan yerlerin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları 06.01.1997 tarihinde ilân edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra Babalı köyü sınırları içinde bulunan ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılarak 28.03.2012 tarihinde ilân edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... mirasçıları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8016d31e96dcc6fc cf50b12a39bf16e4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı