Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2025/2745 E., 2025/5161 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2745 E., 2025/5161 K. (02.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2745
Karar No
2025/5161
Karar Tarihi
02.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/2745 E. , 2025/5161 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/136 E., 2019/105 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair kararın, asli müdahiller vekili ile davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesinden sonra, davacı vekili tarafından davadan feragat edilmesi üzerine 06.05.2024 tarihli ek kararla davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ek karar asli müdahiller vekili tarafından, asıl karar ise asli müdahiller vekili ile davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının Adana ili .... ilçesi ... köyünde bulunan, kuzeyi ... köyü 607 parsel, güneyi 141 ve 147 parseller, batısı 144, 145, 146 ve 147 parseller ve doğusu 143 parsel ile çevrili tahminen 25 dönümlük taşınmazı imar-ihya ederek taş ve çalılardan temizleyerek, para ve emek sarfı ile tarla haline getirdiğini ve 20 yılı aşkındır nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda tuttuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş ve yargılama sırasında asli müdahil ..., ... köyünde bulunan tapusuz taşınmaz ile ... tarafından açılan dava konusu taşınmazın 7.500 m²'si davacı üzerinde kalmak kaydı ile kalan bölümünü haricen satın aldığını, taşınmazın tarafına devir ve teslim edildiğini beyan ederek, satın aldığı taşınmazın adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun hükümlerine göre iktisap edilebilecek yerlerden olmadığını, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, dava açma şartlarının mevcut olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevabında; nizalı taşınmazın orman toprağının bütün özelliklerini taşıdığını, orman sayılan yerlerden olduğunu, orman toprağının zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuş ve ayrıca dava konusu taşınmazın orman vasıflı olarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevabında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının tamamlandığını ve üzerinden 10 yıldan uzun bir zaman geçtiğini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dava konusu ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan tescil harici taşınmazın davalı belediyenin imar planı sahası dışında kaldığını, davacı tarafın imar ve ihya iddiasının soyut bir iddia olduğunu, tescil dışı bırakılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaza davacı taraf zilyetlik de bulunmuş olsa dahi imar ihya suretiyle taşınmaz edinilmesi için gerekli şartların oluşmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevabında; taşınmazın bulunduğu alanın .... İlçe Belediyesinin yetki ve sorumluluk alanında olduğunu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine, dava konusu taşınmazın 775 sayılı Kanun gereğince davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 22.11.2001 tarihli ve 2000/600 Esas, 2001/988 Karar sayılı kararla verilen, davacı ve müdahilin davasının kabulüne, fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 65400 m² yüzölçümlü taşınmazın 7.500/65.400 m² payının davacı adına, kalan 57.900/65.400 m² payının da müdahil adına tapuya tesciline dair ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.06.2002 tarihli ve 2002/4380 Esas, 2002/6075 Karar sayılı ilamıyla; "... yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı, nizalı yerin konumu itibariyle, kadastro paftasında tescil harici bırakılan boşlukların tamamını kaplayan ve bir çok kadastro parselinin arasında kalmış, miktar olarak da oldukça geniş bir taşınmaz parçası olduğu, keşifte bu kadar geniş yüzölçümlü yerin imar-ihya ile nasıl kazanıldığını açıklayan somut beyanlar alınmadığı, özellikle de nizalı yerin sınırlarında yer alan 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 606 ve 607 parsellerin maliklerinin dinlenmemiş olduğu, davacı ile müdahilin bu yer sınırlarında kendilerine ait tapulu bir yeri de bulunmadığına ve davacı ile müdahil arasında irsi ve akdi ilişki bulunmadığına göre, komşu taşınmaz maliklerinin hiçbir müdahalesi ile karşılaşmaksızın tapulu taşınmazlara sınır olan tüm boşlukları kesintisiz kullanabilmelerinin hayatın olağan akışına uygun görünmediği, ayrıca, kuzeydeki 606 ve 607 nolu parseller 1996 yılında tescil davasına konu oldukları halde o dosyaların eki fen bilirkişi rapor ve krokilerinde taşınmazların güneyinde.... tarafından kullanılan bir yerden bahsedilmemesinin, sadece köy yolu ile 143 ve 145 parsellerden bahsedilmesinin de dikkat çekici olduğu açıklanarak, mahallinde yeniden keşif yapılarak 3402 sayılı kanunun 14 ve 17. maddesinde öngörülen zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, ekonomik amaca uygun olup olmadığı konusunda özellikle sınırda bulunan taşınmaz malikleri arasından seçilecek yerel bilirkişiler ile tarafların gösterecekleri tanıkların somut olaylara dayalı inandırıcı beyanlarının alınması, komşu taşınmazlara ait 22.09.1943 tarihli toprak tevzi haritalarına ait krokilerin tekrar araştırılması ve elde edilecek tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonucunda, 11.07.2007 tarihli ve 2003/91 Esas, 2007/341 Karar sayılı ikinci kararla; davacının davasının reddine, davalı Hazinenin TMK 713/6 maddesi uyarınca tescil talebinin kabulüne ve 18.05.2006 tarihli harita mühendisi rapor ve ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 65.400,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün davacı ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2017/6150 Esas, 2017/10534 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı ... ve müdahil ... dava konusu tapusuz taşınmazın adlarına tescilini istedikleri halde mahkemece hüküm fıkrasında sadece 'davacının davasının reddine' karar verilmekle yetinilmiş olduğu, katılanın talebi hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, bilindiği üzere, 1086 sayılı HUMK’nın 388. maddesine göre istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği (6100 sayılı HMK Madde 297/ 2), somut olayda katılanın istemi hakkında da olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, katılanın istemi hakkında karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının reddine, 4721 sayılı Medeni Kanun'un 713/6 maddesi gereğince davaya müdahil olan ...'ın dava konusu taşınmazın 57900/65400 hisseli kısmının kendi adına tesciline ilişkin isteminin reddine, davalı Hazinenin 4721 sayılı Medeni Kanun'un 713/6 maddesi gereğince çekişmeli yerin kendi adına tesciline ilişkin isteminin kabulü ile dava konusu olan ve fen bilirkişi ...'nun dosyada bulunan 11.03.2019 tarihli krokili raporunda mavi renkle taralı (A) harfi ile gösterilen toplam 55.476,42 m² yerin, bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, anılı yerde imar uygulaması ile Hazine adına ihdasen tescil edilen 9.175,18 m² yer konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4721 sayılı Medeni Kanun'un 713/6 maddesi gereğince davalı ... İdaresi taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesi isteminin reddine, davalı ... Başkanlığının 4721 sayılı Medeni Kanun'un 713/6 maddesi gereğince dava konusu yerin kendi adına tesciline ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahiller vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edildikten sonra, davacı vekilinin davadan feragat edilmesi nedeniyle 06.05.2024 tarihli ek kararla, davacının davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar da asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Asli müdahiller vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, asli müdahiller vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Asli müdahiller vekili ile davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: İlk Derece Mahkemesince, davacı açısından tescil şartları oluşmadığından asli müdahilin de eklemeli zilyetliğe ilişkin isteminin yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kesinleşen orman kadastrosuna göre dava konusu yerin ormanla ilgisinin bulunmadığı ve dava konusu yerin, 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun (mülga Belediyelere Arsa sağlanması başlıklı) 3. maddesi kapsamına giren yerlerden olmadığı, kaldı ki dava konusu yerin zaten tapusuz olduğu gerekçeleriyle, asli müdahilin davasının ve davalı ... İdaresi ile davalı ... Başkanlığının karşı tescil taleplerine reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; bilindiği üzere, bir yerin orman olup olmadığının öncelikle kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanması suretiyle, kesinleşmiş tahdit bulunmaması halinde ise en eski tarihli hava fotoğrafının incelenmesi suretiyle belirlenmesi gerekmekte olup, eldeki davada İlk Derece Mahkemesince en eski tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, dava konusu taşınmaz hakkında, asli müdahil yararına zilyetlikle kazanım koşullarının sağlanıp sağlanmadığı hususunda, davaya müdahale tarihi olan 2001 yılından 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları incelenmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varabilmek için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinlemiş orman kadastrosu bulunup bulunmadığı sorularak, mevcut ise dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait tüm orman kadastrosu, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi ve aplikasyon çalışmalarına ilişkin tutanaklar, orman tahdit haritaları ile diğer bilgi ve belgeler, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile dava konusu olmaları halinde ise ilgili dava dosyaları, komşu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtlarının ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm tedavüllerinin onaylı suretleri ilgili yerlerden getirtilmeli, ayrıca çekişmeli taşınmaza ait tüm hava fotoğrafları, ortofoto ve uydu fotoğrafları temin edilmeli, taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, imar planı kapsamında kalmakta ise bu imar planının hangi tarihte kesinleştiği ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıklarından sorulup buna ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına celp edilmeli, bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, daha önceki keşiflerde görev yapmamış bir fen bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç orman mühendisi bilirkişisi ve üç ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkide yapılıp kesinleşen orman kadastrosu mevcut ise, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmek suretiyle tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; bilirkişi heyetinden hava fotoğraflarının tarihleri açıkça yazılmak suretiyle orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve taşınmazın orman kadastro belgelerine göre durumunun belirlenmesi ve ayrıca tüm orman kadastro haritaları ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulama haritalarının ölçekleri, kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta OS noktaları görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalara göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde kroki düzenlemeleri istenilmelidir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda orman tahdidi yapılmamış ise, dosya arasına getirtilen yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop alekiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, çekişmeli taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmelidir. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar - ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanarak dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişiler ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskopik olarak incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, kapalılık oranı, taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmaz bölümlerinin evveliyatı itibarıyla imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeler mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, varsa taşınmaz üzerindeki ağaçların cinslerine göre dağılımın gösterir şekilde, keşfi takibe ve denetime elverişli, ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı adına ve miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ve tescil edilmiş ise miktarı ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çekişmeli taşınmaz imar planı kapsamında ise imar planının kesinleşme tarihine kadar, aksi halde asli müdahilin davaya müdahale tarihine kadar davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asli müdahiller vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, Asli müdahiller vekili ile davalı ... İdaresi vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 476534aa65e395a0 4915ee98be153e7d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı