8. Hukuk Dairesi 2024/2000 E. , 2025/3270 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/565 E., 2010/526 K. İlk Derece Mahkemesi; davacı vekili ve dahili davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, ... köyünde davalı adına kayıtlı bulunan 102 ada 13 parsel nolu taşınmazın orman vasfında bulunduğunu, söz konusu tapunun iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi ile Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.10.2009 tarihli ve 2009/11293 Esas, 2009/14702 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) çalışmalarına esas olmak üzere yapılan orman kadastro çalışmaları bulunduğu, Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı bahisle karar bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; taşınmazın 1953-1954 yıllarında çekilen hava fotoğraflarından istifade ile yapılan memleket haritasındaki orman sayılan arazi sınırını gösteren yeşil renkli sahaya tecavüzlü olduğu, kadastro paftasında gösterildiği şekilde (A) harfli ile gösterilen kısmın orman sayılmayan, (B) harfi ile gösterilen kısmın da orman sayılan yerlerden olduğu, 1960 yılında çekilen fotoğraflarında ve daha sonra yapılan orman amenajman planında dava konusu parsel sahası ziraat arazisi olarak görülüyorsa da en eski tarihli memleket haritasındaki görünümün kesin belge oluşturduğu, eski tarihli belgelerin ve zeminin değerlendirilmesi ile kadastro paftasında (A) harfi ile gösterilen bölümünde 1950’li yıllardan günümüze kadar ziraat yapıldığının anlaşıldığı, orman içi açıklığından veya ormandan açılarak elde edildiğine dair herhangibir belge olmadığı, bu hali ile kadim yapı arz ettiği, bu nedenle dava konusu parsel sahasının (A) harfi ile gösterilen 1009.50 m²lik bölümünün orman sayılmayan yerlerden olup (B) harfi ile gösterilen 790.50 m²lik bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varılmış ve davacı hazinenin davasının kısmen kabulüne, (B) harfi ile gösterilen kısmının ifraz edilerek tapu kaydının iptali ile aynı ada son parsele davacı Hazine adına tesciline, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların taşınmazda zilyetliklerinin bulunmadığını, taşınmazın orman olduğunu, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. 2.Davalı mirasçısı dahili davalı ... temyiz dilekçesinde; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğıu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır. 1993 yılında yapılan kadastro sırasında ... köyü 102 ada 13 parsel sayılı 1800 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalı adına tesbit ve tescil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmakla birlikte bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir ve Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli 13 parsel sayılı taşınmazın krokide (B) ile işaretli bölümünün 1953-1954 yıllarında çekilen hava fotoğraflarından istifade ile yapılan memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğu açıklanmış ve mahkemece buna göre taşınmazın (B) ile işaretli 790,050 m² bölümünün nitelik belirtilmeden Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, raporda yeşil rengin hangi bitkiyi ifade ettiğinin açıklanmadığı ve 1953-1954 hava fotoğraflarının incelenmediği, hava fotoğraflarının dosyada bulunmadığı görülmüştür. Dairemiz dosyaları arasında aynı gün temyiz incelemesi yapılan komşu parsele ilişkin dosya içerisinde bulunan 1954 tarihli hava fotoğrafının, bu hava fotoğrafına dayanılarak oluşturulan memleket haritası ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. O halde; Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440/III-1 ve 2. maddelerine istinaden karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9e033cb515bf1c3f b9342de6d4a15f8e