8. Hukuk Dairesi 2024/1754 E. , 2025/3080 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2010/5 E., 2023/26 K. Taraflar arasındaki genel mahkemeden devredilen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7 Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların davasının kabulüne ve asli müdahillerin davasının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili ile duruşmalı olarak asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ... ve asli müdahil/davalı ... tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve 15.04.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde davalı Hazine vekili Avukat ..., davalı ... ile karşı taraftan ..., ... ve ... geldiler. Hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.04.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... ili ... ilçesi ... köyü (Yargılama sırasında ... ilçesi ve ... Mahallesi) çalışma alanında bulunan 4, 124, 129, 146, 162, 208, 239, 249, 254, 276, 331, 342, 402 parsel sayılı ve sırasıyla 1.085 m2, 19.000 m2, 35.650 m2, 16.200 m2, 14.500 m2, 4.850 m2, 19.300 m2, 5.000 m2, 12.100 m2, 12.400 m2, 13.500 m2, 13.500 m2 ve 8.600 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde, hududları dava dilekçesinde belirtilen 13 parça taşınmaza 25 yıldan fazla bir süredir zilyet olduğunu belirterek taşınmazların adına tescil edilmesine karar verilmesine ilişkin Hazine ve .. köy Tüzel Kişiliğini davalı olarak gösterek satın alma ve zilyetliğe dayalı tescil davası açmıştır. Asli müdahil .. .... müdahale dilekçesinde, taşınmazların babası .. oğlu .. .. intikal ettiğini ve davacı ... ile kardeş olduklarını belirterek taşınmazların .. .. mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller .. .. ile ... müdahale dilekçelerinde, taşınmazların babaları olan miras bırakan .. intikal ettiğini ve davacı ... ile kardeş olduklarından taşınmazların müştereken .. mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde, taşınmazların ... oğlu .. (.. ..) ve .. Hanım'dan intikal ettiğini ve taşınmazlar üzerinde mirasçılıktan kaynaklanan haklarının bulunduğunu belirterek taşınmazların mirasçılar adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde, taşınmazların H.. den mirasçılarına intikal ettiğini belirterek taşınmazların mirasçılar adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde, dava konusu 13 parça taşınmazın babası .. oğlu .. .. mirasçılarına intikal ettiğini, 60 yıldan fazla bir süredir zilyetliklerinde olup davacının 1961 yılına kadar kendilerinin kiracısı olduğunu, taşınmazlar hakkında vergi kayıtlarının bulunduğunu belirterek taşınmazların mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçelerinde dilekçelerinde, davacı ile kardeş olduklarını ve taşınmazların murisleri babalarından intikal ettiğini belirterek payları oranında taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Yargılama sırasında taşınmazın bulunduğu bölge de kadastro çalışmalarının başlaması üzerine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.03.1976 tarihli ve 1968/344 Esas, 1976/88 Karar sayılı kararıyla; "... Tapulama Mahkemesinin 04.02.1976 tarihli ve 1975/47 Esas sayılı yazıları ile köyde Tapulama faaliyetlerinin başladığı ve dosyanın Tapulama Mahkemesine devredilmesinin istendiği" gerekçesiyle davanın Tapulama Mahkemesine aktarılmasına karar verilmiş; bilahare davacı ... tarafından anılan taşınmazlara yönelik ayrı ayrı dava açılarak taşınmazların aynı iddia nedeniyle kadastro tespitlerinin iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini istenmiş ve yargılama sırasında tüm dava dosyaları eldeki dava dosyası ile birleştirilmiştir. Dava dosyası aktarıldıktan ve dava dosyalarının birleştirilmesine karar verildikten sonra Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "taşınmazların .. ile ilgisinin olmayıp ..den intikal ettiği ancak .. taşınmazlara el koyarak 20 yıldan fazla olarak taşınmaza zilyet olduğu ve .. .. mirasçıları ile .. .. mirasçılarının da itirazlarının bulunmaması nedeniyle zilyetlikle iktisap koşullarının .. yararına gerçekleştiği" gerekçesiyle taşınmazların ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen paylarla tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ..., davalı Hazine vekili, asli müdahil ... mirasçıları ve asli müdahil ...'ın temyizi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 06.12.1985 tarihli ve 1984/6371 Esas, 1985/13385 Karar sayılı kararıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından askı ilan yapılmadan davanın esasına yönelik karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyulduktan sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "taşınmazların .. .. ait olup davacının babası ... tarafından taşınmazlar üzerinde 20 yıldan fazla zilyet olduğu ve ölümüyle taşınmazların mirasçılarına intikal ettiği, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu .. .. ve vergi kayıt maliki olan .. oğlu .. mirasçıları tarafından sürdürülen zilyetliğe her hangi bir itirazlarının olmadığı, davacının taşınmazlar üzerinde kendi adına müstakil zilyetliğinin olmadığı, .. .. adına tapulu olan ve 208 parsele uygulanan Temmuz 1942 tarihli ve 195 sıra numaralı tapu kaydının belirtilen nedenlerle hukuki değerini yitirdiği, aynı taşınmaza uygulanan 1/2 hissenin yarısına ait olan 01.11.1969 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydının ise tespit tarihi itibariyle hukuki kıymetini koruduğu" gerekçesiyle 208 parsel sayılı taşınmazın 24/32 hissesinin ... mirasçıları adına hisseleri oranında, 4/32 hissesinin .. .., 4/32 hissesinini .. .. adlarına, 4, 124, 129, 146, 162, 239, 249, 254, 276, 331, 342, 402 parsel sayılı taşınmazların .. .. mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... mirasçısı .. .. ve arkadaşları ile asli müdahil ... mirasçısı .. .. ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.02.2009 tarihli ve 2008/1468 Esas, 2009/412 Karar sayılı kararıyla; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına yönelik karar verildiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince öncelikle yargılama sırasında vefat eden ...’ın tüm mirasçılarını gösterecek şekilde ilgili Nüfus Müdürlüğünden onaylı nüfus aile tablosu getirtilerek mirasçılarının kimliklerinin bu yolla, tebliğe elverişli adreslerinin zabıta aracılığıyla belirlenmesi, adı geçenlere dava dilekçesi ve duruşma gününün 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesi uyarınca yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesi, adı geçenlerin yargılamaya geldiklerinde kendilerinden davaya karşı diyecekleri, delilleri, ayrı, ayrı sorulup saptanması, gösterecekleri delillerin toplanması, bu yolla husumet yaygınlaştırılarak davada taraf koşulu oluşturulması, ardından taraflar arasındaki uyuşmazlığın 162 ve 402 parsel sayılı taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı, tüm taşınmazlar üzeride tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri davacılar yararına davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde olduğu dikkate alınarak 162 ve 402 parsel sayılı taşınmazların sınırında eylemli biçimde mera olduğu gözönüne alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753-5618 sayılı Kanunlar uyarınca mera tahsisi yapılmış ise Özel İdare Müdürlüğünden, 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırma, 4342 sayılı Kanun uyarınca, Mülki Amirlikten sorulup saptanması, 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar ile 4342 sayılı Kanun uyarınca taşınmazların bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, aynı doğrultudaki araştırma dava sonucunda yararı olmayan taşınmazların bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi ve tanıkların anlatımları, tutunulan vergi kaydının kapsamının 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesi hükmü uyarınca sağlıklı biçimde belirlenmesi, bu kapsamda yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazların bulunduğu belde yada köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ile uzman bilirkişi, tapu fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen elemanı eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanması, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılması, bu yolla dava konusu taşınmazların mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmesi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda bilirkişi ve tanıklardan ayrı, ayrı olaylara dayalı bilgilerin alınması, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yolunda tutanak bilirkişilerinden de ayrıntılı, gerekçeli, olaylara dayalı bilgilerin alınması, daha sonra tutunulan mülkiyet belgesi niteliğinde olmayan zilyetlikle birleşmedikçe hukuken değer verilmesi olanaksız olan vergi kaydının uzman bilirkişi fen elemanı eliyle yerel bilirkişi yardımı ile yerine uygulanması, bu yolla kapsamının belirlenmesi, uygulamada vergi kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulması, vergi kaydının uygulamasının dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişilerinin de usulün 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişkinin duraksamasız giderilmesi, ayrıca dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, paylaşmaya konu olup olmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı, ayrı olaylara dayalı bilgilerin alınması, taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olduğu saptandığı takdirde bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığının gözönünde tutulması, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmazların bizzat mahkemece görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, taşınmazların diklik açısı meyil durumu, taşınmazlarda taş yada toprak unsurundan hangisinin galip olduğunun ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, dıştan komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, bu fiziksel olguların da keşif tutanağına yansıtılması, dava konusu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriği incelenerek tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmamış ise tesbit tutanakları içeriğinde vurgulanan maddi ve hukuki olgularla yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, bir kayıt ve belge esas alınmış ise sözü edilen belgelerin nizalı parseller yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiğinin incelenmesi, davalı olup olmadıklarının tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediğinin incelenip irdelenmesi, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılması, yukarıda vurgulandığı gibi taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı, ayrı olaylara dayalı olarak bilgi alınması, özellikle uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini aynen yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli yargı denetimine açık haritalı raporların alınarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek 3402 sayılı Kanun'un 14, 14/son, 16/B ve 18. maddeleri hükmü eşliğinde sonucuna göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı yine bozulmuş, Hazine vekilinin karar düzeltme yoluna başvurması üzerine aynı Dairenin 24.05.2010 tarihli ve 2009/7501 Esas, 2010/3050 Karar sayılı kararıyla karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacıların kök murislerinin iş bu parseller üzerinde aralıksız ve nizasız bir şekilde zilyetliğinin bulunduğu ve zilyetliğe yönelik taşınmazların ... ve onun vefatıyla birlikte çocukları tarafından tasarruf altında bulunan bir yer olduğu, ...'ın vefatıyla birlikte mirasçıları arasında arazinin taksim edildiğine dair bir bilginin olmadığı, .. vefatıyla birlikte arazinin intikalinin mirasçılar üzerine olduğu, .. kız çocuklarının araziyi kullanmasına şahit olunmadığı, ayrıca .. vefatıyla birlikte taşınmazların mirasçılar arasında taksimine dair bir bilginin olmadığı, iş bu yerler üzerinde davacıların kök murisleri .. tarafından zilyetliğin sürdürüldüğü ve bu hususta ittifakla ve birbiri ile uyumlu şekilde ortaya konan mahalli bilirkişi beyanlarının olduğu ve beyanların keşif neticesinde tanzim edilen ziraat bilirkişi raporlarında yer alan dava konusu taşınmazların keşif esnasında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, sınırlarının belli, ihyası yapılmış, birçoğunun arpa, yulaf, buğday gibi tahıl ürünleri ekili olduğu, susuz tarım faaliyetlerinin sürdürüldüğü, köy içi veya köy içine oldukça yakın konumda bulunan taşlılık, çakıllık, tuzluluk vs. problemi olmayan tarla vasfında, uzun yıllardır toprak işlemeli tarımın yapıldığı tarım arazilerinden oluştukları tespitleri ile örtüştüğü görülerek bu beyanlara ve usulüne uygun, keşfi denetlemeye elverişli, zeminde davaya konu edilen parsellerin fiili durumlarını ayrıntılı bir biçimde ortaya koyan ziraat bilirkişi raporuna itibar edildiği ve davaya konu taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükmüne istinaden bilirkişi marifetiyle zilyetliğin, zilyetliğin türü ve süresi ispatının davacı lehine ispat edilmiş olduğu" gerekçesiyle 4, 124, 129, 146, 162, 239, 249, 254, 276, 331, 342 ve 402 parsel sayılı taşınmazların muris ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında, 208 parsel sayılı taşınmazın ise toplam 420 payının muris ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen payları oranında, 420 payın .. .. ve 420 payın .. ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, dava Genel Mahkemeden Kadastro Mahkemesine devredilen zilyetliğe dayalı tescil davası isteğine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereğince kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı üçüncü şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede resen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu 162 ve 402 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan temyiz incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma ilamında taşınmazların sınırlarında eylemli meranın bulunduğu belirterek yöntemine uygun bir şekilde tahsisli/kadim mera araştırması yapılması istenilmiş, bozma sonrasında yapılan keşif sırasında dinlenen kişiler taşınmazların mera vasfında olmadığına yönelik beyanlarda bulunmuşlar ise de taşınmazların komşusu durumunda bulunan eylemli meraların bulunduğu, taşınmazlar ile bu taşınmazlar arasında doğal/yapay ayırıcı unsur bulunmadığı, 162 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu iddia edilen 1937 tarihli ve 218 tahrir numaralı vergi kaydının uygulaması sırasında dinlenen kişilerin taşınmazın kuzey ve batısında meranın bulunduğunu beyan ettikleri gibi ziraat bilirkişisi raporunda 402 parsel sayılı taşınmazın tarıma elverişli bir yapıda bulunmadığının da belirtilmesi karşısında eylemli duruma aykırı duruma düşen mahalli bilirkişi sözlerine değer verilemeyeceği ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı dikkate alındığında taşınmazların sınırlarındaki eylemli meraların bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Dava konusu 4, 124, 129, 146, 208, 239, 249, 254, 276, 331, 342 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan temyiz incelemesinde ise; dava konusu taşınmazlara yönelik yargılama sırasında vefat eden ... önce taşınmazlar üzerinde 25 yıldan fazla bir süredir müstakilen zilyetliğinin bulunduğunu belirtmiş; aşamalar da ise taşınmazların ... ile ilgisinin olmadığını ve bu nedenle asli müdahillerin hakkının bulunmadığını, taşınmazı 3. kişilerden satın aldığını beyan etmiş; bilahare 18.08.1983 tarihli keşifte ise babası .. taşınmazlarını oğullarına paylaştırdığını ancak evi kendisinin yaptığını iddia etmiş; asli müdahiller .. ve ... ile .. .. ve .. .., davacı ile kardeş olduklarını ve taşınmazların ortak murisleri .. ait olup ölümüyle mirasçılarına intikal ettiğini; asli müdahil ... ise taşınmazların .. oğlu .. mirasçılarına intikal ettiğini belirtmiştir. Bozma öncesinde ve sonrasında yapılan keşiflerde taşınmazların tarım arazisi olarak öncesinin muris .. ait olup ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılar arasında taksim hususunda her hangi bir bilgilerinin olmadığı, murisin ölümünden sonra taşınmazlara davacı ...'in zilyet olduğu ve 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ev, ahır ve samanlığın ise .. tarafından yapıldığı, 208 parsel sayılı taşınmaza ise .. ile murise olduğunun belirtilmiş olması karşısında taşınmazların muris .. ait olup halen tereke kapsamında yer aldığı ve davacı ile asli müdahil ... iddialarını ispatlayamadığı gibi davacının taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin tereke adına sürdürülen zilyetlik olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, 162 ve 402 parsel sayılı taşınmazların mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmesi ve 4, 124, 129, 146, 239, 249, 254, 276, 331, 342 parsel sayılı taşınmazların muris ... mirasçılar adına miras payları oranında; 208 parsel sayılı taşınmazın ise ... adına tesciline karar verilen payın ... mirasçıları adına miras payları oranında, kalan payın ise .. ve .. ... adına tapuya tescili ile 4 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki ev, ahır ve samanlığın ise 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi uyarınca ... mirasçıları adına olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ...'nun 162 ve 402 parsel sayılı taşınmazlara yönelik ve davalı Hazine vekili, davalı davalı ... vekili ile asli müdahil/davalı ...'nın 4, 124, 129, 146, 208, 239, 249, 254, 276, 331, 342 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddine, Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin 162 ve 402 parsel sayılı taşınmazlar ile asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ..., asli müdahil/davalı ...'nun 4, 124, 129, 146, 208, 239, 249, 254, 276, 331, 342 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28.000,00 TL avukatlık ücretinin ... ve müştereklerinden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5eaddbf9b9cb54d0 def55d84fd0e6d85
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1754 E., 2025/3080 K. (17.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1754
- Karar No
- 2025/3080
- Karar Tarihi
- 17.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1540 E., 2025/3195 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3019 E., 2025/3196 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2284 E., 2025/3197 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7228 E., 2025/3068 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3755 E., 2025/3069 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6631 E., 2025/3070 K. 17.04.2025