Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1143 E., 2025/3320 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1143 E., 2025/3320 K. (24.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1143
Karar No
2025/3320
Karar Tarihi
24.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/1143 E. , 2025/3320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1079 E., 2023/990 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/615 E., 2020/618 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 210 ada 60 parsel sayılı 1718,03 m² ve 213 ada 5 parsel sayılı 3365,42 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacı 1989 yılında evlenince babası tarafından Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki yaklaşık 5.000 m² büyüklüğündeki taşınmazın verildiğini ve davacının o tarihten beri taşınmazı nizasız olarak kullandığını, 08.04.2007 tarihli teknik çizim içeren rızai taksim sözleşmesi yapıldığını, 5 ve 21 parsel olarak belirtilen kısmın davacının abisi tarafından ekilip biçildiğini, taşınmazın yaklaşık 5.000 m² olduğunu, bu kısmın tapulama çalışmalarında tapulama harici bırakıldığını, taşınmazın önceki zilyetinin davacının babası ... olduğunu, 213 ada 1 parseldeki taşınmazın civarındaki taşınmazın diğer mirasçılar ile 08.04.2007 tarihinde çizimi yapılan rızai taksim sözleşmesine göre davacının yerinin 5 ve 21 parsel olarak belirtildiğini, davacının tasarrufunda bulunan taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığını, taşınmazın içinde davacının ikamet ettiği ev ve seraların bulunduğunu, zilyetlikle iktisaba ilişkin tüm koşulların oluştuğunu beyan ederek, dava konusu yaklaşık 5.000 m²lik yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; taşınmazın değerinin az gösterildiğini, keşif ile taşınmazın gerçek değerinin hesaplanarak eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ve zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddi ile taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/6 gereğince Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili; husumetin davalı idareye yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın süresi içinde açılmadığını, davaya konu taşınmazın 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında Belediye adına devir veya tahsis edilmediğini, belediyenin mülkiyetinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 210 ada 60 ve 213 ada 5 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına kayıtlı olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; ".. dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde mülga 5602 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca tamamlanarak 07.07.1957 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda çalılık niteliğiyle tapulama harici bırakılan alanda kaldıkları, 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılarak 1988 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında kaldıkları, ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca 2013 yılında yapılan tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda 210 ada 60 parsel ve 213 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar olarak senetsizden tarla niteliğiyle ve kadastro tutanaklarının edinme sebebi bölümlerinde 1998 yılından bu yana (davacı) ...'ın tarla niteliğiyle kullanımında olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edildikleri ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından tespitlerin 15.08.2013 tarihinde kesinleştikleri ve halen Hazine adına tapuda kayıtlı oldukları, davacı tarafça taşınmazın 1989 yılına kadar önceki zilyet olan babası ... ve 1989 yılından bu yana davacı tarafından malik sıfatıyla ekilip biçilerek zilyetliğinde olduğu iddiasıyla tapu kayıtlarının iptaliyle kendisi adına tapuya tescili istemiyle eldeki dava açılmış olup, doğal eğimleri % 12' nin altında olan taşınmazların, dava tarihinden geriye doğru en az 40 yıl öncesinde imar ve ihyası tamamlanarak zilyetliğin dava tarihine kadar sürdürüldüğü, davacı tarafından 3402 sayılı Kanun'un 14/1. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz kazanma sınırlarının aşılmadığı ve davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiye davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı