Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1441 E., 2025/3314 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1441 E., 2025/3314 K. (24.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1441
Karar No
2025/3314
Karar Tarihi
24.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/1441 E. , 2025/3314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/100 E., 2022/187 K. DAVA TARİHİ : 14.12.2012 (asıl dava) - 24.12.2012 (birleşen dava) KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddine Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl davada davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilkçesinde; Bolu ili ... ilçesi ... köyünde 1945 yılında 14 no.lu Orman Tahdit Komisyonu tarafından 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre orman tahdidi yapıldığını ve kesinleştiğini, yapılan ve kesinleşen bu tahdit çalışmasında atalarından davacılara miras kalan, kadimden beri zilyet ve tasarruflarında bulunan, üzerinde tahıl tarımı yapılan tarım arazisi niteliğindeki tarlanın 1971, 1972, 1973 ve 1974 OTS noktaları ile çevrilen poligon içersinde orman sınırları dışında ve orman sayılmayan yer olarak davacıların murislerinin isimlerinin de sayılmak suretiyle bırakıldığını, ... köyünde 1960'lı yıllarda 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre tapulama çalışması yapıldığını, ancak tarlaya tapu verilmeyerek sahipsiz bırakıldığını, taşınmazın kadimden beri davacıların atalarının zilyet ve tasarruf ettikleri, nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile kullandıklarını ve onların ölümü ile mirasçıları olarak davacıların 20 yılı aşkın bir süreden beri malik sıfatı ile tasarruflarında bulundurduklarını, zilyet oldukları tarım arazisi nitelikli bir yer olduğunu beyan ederek, davacıların 50 seneyi aşkın bir süreden beri nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile elinde bulundurdukları taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Bolu ili ... ilçesi ... köyünde 1945 yılında 14 no.lu Orman Tahdit Komisyonu tarafından 3116 sayılı Kanun'a göre orman tahdidi yapıldığını ve kesinleştiğini, yapılan ve kesinleşen bu tahdit çalışmasında atalarından kendilerine miras kalan, kadimden beri zilyet ve tasarruflarında malik sıfatı ile bulunan, üzerinde tahıl tarımı yapılan, tarım arazisi niteliğindeki tarla 1971, 1972, 1973 ve 1974 OTS noktaları ile çevrilen poligon içerisinde orman sınırları dışında ve orman sayılmayan yer olarak davacının murislerinin isimleri de sayılmak sureti ile bırakıldığını, ... köyünde 1960'lı yıllarda 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre tapulama çalışması yapıldığını, ancak tarlaya tapu verilmeyerek sahipsiz bırakıldığını, dava konusu yerin kadimden beri sahipsiz tapusuz, davacının atalarının zilyet ve tasarruf ettiklerini, nizasız fasılasız 20 yılı aşkın bir süreden beri malik sıfatı ile tasarruflarında bulundurduklarını, zilyet oldukları yerin tarım arazisi niteliğinde bir yer olduğunu, dava arkadaşları ve mirasçılar olarak ..., ..., ... ve ... tarafından konusu ve tarafları aynı olarak Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/386 Esas sayılı dosyasında tescil davası açıldığını, taraflar arasında fiili irtibat olduğunu, bu nedenle dosyaların birleştirilmesi gerektiğini belirterek, 50 seneyi aşkın bir süreden beri nizasız ve fasılasız malik sıfatı zilyet ve tasarrufunda bulundurduğu atalarından beri kullanılan dava konusu yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil davalı ... İdaresi vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu yerde 1945 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre orman tahdit çalışması yapıldığını, 2002 yılında ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanun'la Değişik 2/B maddesi uygulaması yapıldığını, Bolu Valiliği'nin 15.05.2009 tarihli onayları ile orman kadastrosunun kesinleştiğini ve 25.05.2009 tarihinde askı ilanı yapıldığını, kesinleşen orman kadastro çalışması tutanaklarına göre orman sınırları dışarısında ve orman sayılmayan yer olarak nitelendirilerek kadastro haritasına işlendiğini, ... orman amenejman planına göre 105 no.lu bölme içersinde kaldığını, dava konusu yerin orman sınırları dışında kaldığını savunmuş ve dava konusu taşınmazın bir kısmının öncesi itibarıyla ve eylemli durumunun orman olduğunu beyan ederek, taşınmazın orman olan kısımlarının orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu taşınmaza ait orman tahdit kayıtları, haritaları ve sair belgelerin temini ile taşınmazın orman ve 2/B sınırlanması dışında kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın tapulama çalışmalarında da davacılar adına tescil görmediğini, davacılara tapu verilmediğinin anlaşıldığını, orman kadastro tespitine ve tapulama çalışmalarına ilişkin dayanak belgeler, tutanaklar, tanık, mahalli bilirkişi beyanları, keşif, bilirkişi ve tüm kayıt ve delillerin incelenmesi neticesinde davacılarını dava ve iddialarının haksızlığının ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 25.12.2015 tarihli ve 2012/386 Esas, 2015/597 Karar sayılı kararla; "... davacıların tamamını kullandıklarını ileri sürdükleri A(P2), (B), (C) harfleri ile gösterilen kısımlardan 01.05.2002 tarihli 132 no.lu Orman Kadastro Komisyonunca düzenlemiş tutanaklarda OS.1971, OS.1972, OS.1973, OS.1974 no.lu taşlarla çevrili krokisinde A(P2) harfi ile sarı renkle gösterilen 4670.19 m²'lik alanın tarım arazisi (sarı alan) olarak gösterildiği ve P2 poligonu adı altında orman alanı dışına çıkarıldığı, krokide yeşil renk ile boyalı (B) harfi ile gösterilen 3114.67 m²'lik alan ile (C) harfi ile gösterilen 1512,62 m²'lik alanların aynı Orman Kadastro Komisyonunca Seben Devlet Ormanı olarak çevrilen ve orman sayılan yeşil alan içinde kaldığı sabit olup, bilirkişi raporuna ekli kadastro haritası, meşcere haritası ve memleket haritasından dava konusu yerin orman içi açıklık niteliğinde olduğu, fiilen halen etrafının (davacıların kullandıklarını ileri sürdükleri bilirkişi raporu eki krokide (B) ve (C) harfi ile gösterilen yerin dahi) orman olduğu, her ne kadar dava konusu edilen yerden (B+C) haricindeki A(P2) harfi ile gösterilen yerin tarım arazisi olduğu belirtilmiş ise de etrafının tamamen orman olması nedeniyle orman içi açıklık niteliğinde olduğu, 6831 sayılı Kanun'un 17/1 inci maddesine göre devlet ormanları içerisinde tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içine yerleşilmesinin mümkün olmadığı, orman içi açıklığın faydalanılarak şahıslar adına tapuya tescili yapılamayacağı ve kamu malı olan ormanın/toprağının olağanüstü zamanaşımı yoluyla zilyetlikle kazanılması ve tapu siciline özel mülkiyet şeklinde tescilinin mümkün olmadığı ..." gerekçesiyle verilen, asıl ve birleşen davanın reddine dair karar, davacılar vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 11.01.2022 tarihli ve 2021/8575 Esas, 2022/171 Karar sayılı ilamıyla; "... Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre davacı ... ve müşterekleri vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddinin gerektiği, asli müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazlarına gelince; davacı ... İdaresi çekişmeli taşınmazın orman olduğu iddiasıyla davaya müdahil olduğu halde İlk Derece Mahkemesice bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği açıklanarak, müdahil Orman İdaresinin talebi konusunda bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... davacıların tamamını kullandıklarını ileri sürdükleri A(P2), (B), (C) harfleri ile gösterilen kısımlardan 01.05.2002 tarihli ve 132 no.lu Orman Kadastro Komisyonunca düzenlemiş tutanaklarda OS.1971, OS.1972, OS.1973, OS.1974 no.lu taşlarla çevrili krokisinde A(P2) harfi ile sarı renkle gösterilen 4670.19 m²'lik alanın tarım arazisi (sarı alan) olarak gösterildiği ve P2 poligonu adı altında orman alanı dışına çıkarıldığı, krokide yeşil renk ile boyalı (B) harfi ile gösterilen 3114.67 m²'lik alan ile (C) harfi ile gösterilen 1512,62 m²'lik alanın aynı orman kadastro komisyonunca Seben Devlet Ormanı olarak çevrilen ve orman sayılan yeşil alan içinde kaldığı sabit olup, bilirkişi raporuna ekli kadastro haritası, meşcere haritası ve memleket haritasından dava konusu yerin orman içi açıklık niteliğinde olduğu, fiilen halen etrafının (davacıların kullandıklarını ileri sürdükleri bilirkişi raporu eki krokide (B) ve (C) ile gösterilen yerin dahi) orman olduğu, her ne kadar dava konusu edilen yerden (B) ve (C) haricindeki A(P2) harfi ile gösterilen yerin tarım arazisi olduğu belirtilmiş ise de etrafının tamamen orman olması nedeniyle orman içi açıklık niteliğinde olduğu, 6831 sayılı Kanun'un 17/1 inci maddesine göre Devlet ormanları içerisinde tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içine yerleşilmesinin mümkün olmadığı, orman içi açıklığın faydalanılarak şahıslar adına tapuya tescili yapılamayacağı ve kamu malı olan ormanın/toprağının olağanüstü zamanaşımı yoluyla zilyetlikle kazanılması ve tapu siciline özel mülkiyet şeklinde tescili mümkün olmadığı, öte yandan bozma kararının içeriğine göre kararı temyize götüren davacı ... ve müşterekleri yönünden temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi; birleşen dosya davacısının kararı temyiz etmemesi ve bozma kararının asli müdahale talebine ilişkin bir karar verilmesi yönüyle sınırlı olduğunun gözetilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kabulü ile Bolu ili ... ilçesi ... köyünde 01.10.2015 hakim havale tarihli ve 30.09.2015 tanzim tarihli teknik bilirkişiler ... ve ... tarafından tanzim edilen rapora ekli krokide OS1971, OS1972, OS1973, OS1974 no.lu taşlarla çevrili olan A (P2) sembolü ile gösterilen alanın orman vasfı ile Hazine lehine tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacılar vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin, davacıların davalarının reddine dair önceki kararının, davacılar vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.01.2022 tarihli ve 2021/8575 Esas, 2022/171 Karar sayılı ilamıyla, davacıların temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olup, söz konusu ilama karşı karar düzeltme yoluna da başvurulmadığından, önceki karar davacılar bakımından kesinleşmiştir. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesinin, asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin 25.12.2015 tarihli önceki hükmünün, davacılar yönünden kesinleştiği, incelemeye konu hükümle de davacılar aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığı ve davacılar yönünden kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 402814e37386fb18 e4420bc5d660cf39

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı