Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/6201 E., 2025/4482 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6201 E., 2025/4482 K. (03.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6201
Karar No
2025/4482
Karar Tarihi
03.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/6201 E. , 2025/4482 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/4 E., 2023/1 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı bir kısım davacılar ..., ... vekili, davacı ..., bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... köyünde kain 2455 parsel sayılı taşınmazın 1098 parselle birlikte bütün olarak kullanılırken 1098 parselin miktar fazlası olarak kesildiğini, parselin devamı olan 2455 parselin 26.02.1968 tarihli ve 21 sıralı tapu kaydı kapsamında kaldığını, geldisinin iskanen verildiğini, davalı Hazinenin hakkı olmadığını ileri sürerek, taşınmazdaki itirazın kaldırılarak komisyon kararının iptali ile davacı lehine karar verilmesi talep etmiş olup bilahare Kadastro Komisyonu'nun 05.08.1993 tarihli ve 325 Karar sayılı kararıyla; çekişme konusu taşınmazın 22.10.1938 tarihli ve 124 sıra no.lu tapu kaydı ile 26.02.1968 tarihli 21 sıra no.lu tapu kaydı kapsamında olduğu Hazinenin taşınmazın Mayıs 1340 tarihli ve 7 sıra no.lu tapu sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle itiraz ettiği, Kadastro Komisyonunca Kadastro Kanunu'nun 10/4 üncü maddesine istinaden aynı kuvvet ve mahiyette olduğu belirlenen tapu kayıtları sebebiyle tutanak ve eklerinin karar verilmek üzere Kadastro Mahkemesine devredilmesine karar verilmiştir. Urla Kadastro Mahkemesinin 29.04.2015 tarihli ve 2013/52 Esas, 2015/17 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile çekişmeli 2455 parsel sayılı taşınmazın tespitteki vasfı ve yüzölçümüyle 2/6 payın ölü ..., 1/6 payın ölü ..., 1/6 payın ölü ..., 1/6 payın ölü ..., 1/6 payın ölü ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2020 tarihli ve 2016/9152 Esas, 2020/1163 Karar sayılı kararıyla;"... Mahkemece, çekişmeli taşınmazın, Hazinenin dayandığı 17 mayıs 1340 tarih 7 sıra ve geldisi K.evvel 1323 tarih 13 sıra numaralı tapu kaydında kapsamında kaldığı gibi, Hazinenin temliki ile iskanen oluşan 22.10.1938 tarih ve 124 sıra numaralı tapu kaydının da kapsamında kaldığı ve iskanen ... oğlu ..., karısı ... ve evlatları ..., ..., ... ve ...’e verilmiş olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Taşınmazın, Hazinenin dayanağı 1340 tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki, iskanen oluştuğu belirlenen söz konusu 22.10.1938 tarih ve 124 sıra numaralı tapu kaydının sınırları yol, yol, ... ve ... okumakta olup, keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler doğudaki “yol” sınırının patika yol olup şu anda çalılarla kapalı olduğunu, kuzeydeki “yol” sınırının eski İzmir’e giden yaya yolu olduğunu, batıdaki “...” sınırının bilinmediğini, güneydeki “...” sınırının ise yerel bilirkişi olarak dinlenen ...'ın babasının adının ... olduğunu, ayrıca bu yerel bilirkişinin babası ...'ın satın aldığı şahsın isminin de ... olduğunu, söz konusu sınırla bu kişilerin kastedilmiş olabileceğini, ancak kesin olarak bilmediklerini, taşınmazın Rumlardan kaldığını sandıklarını, iskanen oluşturulan tapu kaydındaki isimleri çekişmeli taşınmazın sınırlarında görmediklerini ve tanımadıklarını beyan etmiş oldukları gibi fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 31.10.2014 havale tarihli raporun eki krokide de yerel bilirkişilerin taşınmazın kuzeyinde gösterdikleri “yol” sınırı ile taşınmaz arasında 3125 ve 1099 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu görülmektedir. Ayrıca çekişmeli taşınmaza komşu 2456, 3125 ve 1603 parsel sayılı taşınmazların miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği, doğudan komşu 1103 parsel sayılı taşınmaz ile taşınmaza güney batısı yöndeki yoldan sonra komşu olan 1114 ve kuzeyindeki 3125 parsel sayılı taşınmazdan sonra gelen 1099 parsel sayılı taşınmazların tespitine dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaz yönünde mahkemece dava konusu taşınmazı kapsadığı kabul edilen 22.10.1938 tarih ve 124 sıra numaralı iskan tapu kaydının maliklerini okumadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle, dava konusu taşınmazın iskanen oluşturulan 22.10.1938 tarih ve 124 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığının ispatlandığından söz edilemez. Hal böyle olunca; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; "...çekişmeli taşınmazın doğu sınırını oluşturan yol hududu haricinde diğer hudutlarının çekişmeli 2455 parseli kapsamadığı Haliyle şahıs tapularının bu yere ait olmadığının anlaşıldığı, Hazine'nin dayanak 17 mayıs 1340 tarih 7 sıra nolu tapu kaydının ise çekişmeli taşınmazı kapsadığı,taşınmaz üzerinde yaş itibariyle tespit tarihinden önce bulunan ağaçlar üzerinde kimlerin zilyetliği olduğu anlaşılamayıp taraflarca da bu husus iddia edilip ispatlanamadığından Hazine'nin dayanak tapu belgesine değer verilerek davacıların davasının reddi gerektiği..." belirtilerek davanın reddi ile dava konusu taşınmazın davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm bir kısım davacılar ... mirasçılarından; ..., ... vekili, davacı ..., bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bir kısım davacılar ... mirasçılarından; ..., ... vekili, davacı ..., bir kısım davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6b129a753f9b2505 48ab4bc26eefd6b5

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı