Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/5768 E., 2025/2041 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5768 E., 2025/2041 K. (12.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5768
Karar No
2025/2041
Karar Tarihi
12.03.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/5768 E. , 2025/2041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/824 E., 2023/1024 K. KARAR : Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/96 E., 2023/63 K. Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 2006 yılında 3402 Sayılı Kanun gereğince yapılan Kadastro çalışmasında; Rize ili Hemşin ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 172 ada 1 parsel sayılı 5.678.286,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, tespite dava dışı ... ... ve müşterekleri tarafından itiraz edilmesi üzerine Kadastro Komisyonu tarafından 21.12.2006 tarihli karar ile çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, çekişmeli taşınmazın kadastro sırasında belirlenen sınırları içerisinde kalan ve ekli krokide (A) harfiyle gösterilen bölümün 172 ada 1 nolu parselin dışına çıkartılmasına, geri kalan bölümün ise orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş, Komisyon kararının askı ilanları 28.12.2006-29.01.2007 tarihleri arasında yapılmış, askı ilan süresi içinde dava dışı şahıslar tarafından dava açılması üzerine yapılan yargılamada Pazar (Rize) Kadastro Mahkemesinin 2014/27 Esas ve 2014/60 Karar sayılı ilamı ile davanın feragat nedeniyle reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm 27.03.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; Hemşin ilçesi ... Mahallesi Düzler mevkiinde bulunan 172 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında Orman İdaresi adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazın müvekkillerinin babası ...'un ceddinden kaldığını, hissedarlardan olan ...'dan satın alındığını, müvekkilinin murisleri ...'un taşınmazı satın alındığı günden beri kullandığını, ölmeden önce de oğlu olan davacı ...'a hibe ettiğini, davacının dava konusu taşınmaza sahip çıktığını ve kullanmaya devam ettiğini, gerek başkaları ve gerekse davalı tarafından herhangi bir müdahalenin olmadığını, niza çıkarılmadığını, ... Mahallesinde kain 359 ada 4 nolu parsel ile batısı ile güney kısmının da bir kısım arazi tespit esnasında ormana bırakıldığını, müvekkiline ait ve yanlışlıkla ormana bırakılan eş değerindeki yeri gibi Ortaköy Mahallesinde 173 ada 1,2,3 parsel ve 118 ada 87 nolu parseller kişiler adına tescil edildiğini beyan ederek dava konusu 172 ada 1 parsel sayılı taşınmazın keşifte belirecek veya gösterilecek kısmının tapu kaydının iptali ile iptal edilen kısmının müvekkili adına tesciline, gerektiğinde ayrı bir parsel numarası verilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde Hemşin ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazın orman vasfı ile tescil edildiğinin ifade edildiğini, 172 ada 1 parsel sayılı orman parseli içerisinde kaldığı ifade edilen dava konusu parselin neresi olduğu konusunda bir netlik olmadığını, davacı tarafın dava konusu taşınmazın adına tescilini talep etmesine rağmen hangi hukuki gerekçe ile bu talebini dile getirdiğine yönelik bir açıklamasının olmadığını, dava konusu yapılan taşınmazın orman vasfında olduğunu, zilyetlik, iyi niyet, ihya, kazandırıcı zaman aşımı ve sair nedenlerle özel mülkiyete konu olduğunu, dava konusu edilen taşınmazların devlet ormanı olup civar ormanlarla orman bütünlüğü oluşturduğunu, taşınmazlarda tabii şekilde yetişen ağaç türlerinin mevcut olduğunu, bu arazilerin eğimi %50 den fazla olup toprak muhafaza karakteri taşımakta, araziler ormanlık alan içerisinde kalmakta ve orman bütünlüğü içerisinde bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tam olarak neresi olduğunun bilinmediğini, yapılacak olan keşif ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere söz konusu orman parseli içinde yer alan davaya konu taşınmazın devlet ormanı olup civar ormanlarla orman bütünlüğü oluşturduğunu, dava konusu taşınmazın memleket haritalarında, amenajman planlarında ve taşınmazların bulunduğu bölgeye ait hava fotoğraflarında orman olarak gösterildiğini, ormanların menfaatinin kamuya ait olduğunu, ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, hiçbir şekilde özel mülkiyete konu edilemediği gibi zilyetlik, kazandırıcı zamanaşımı, iyi niyet, imar, ihya ve sair nedenlerle de iktisabı mümkün olmadığını, bu nedenle açılan bu davanın reddi gerektiğini beyan ederek Hazine aleyhine açılan işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın on yıllık hak düşürücü süre içerisinde 09.03.2017 tarihinde açıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu alanın orman olduğu, davacı tarafça dayanılan eski tapu (Nisan 1329 tarihli, maliki ...) kaydının kısmen zemine uyduğu, ancak tapunun dava konusu alanın haricinde de taşınmazları kapsamına aldığı, anılan tapu kaydının revizyon görmediği, ... terekesine ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin, tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılmasının zorunlu olduğu, tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, davanın aktif husumet nedeniyle de reddi gerektiği, çekişme konusu alanın imar ve ihyasının tamamlanmamış olduğu, dava konusu alan üzerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunmadığı, davaya katılma talepli dilekçe sunan ... ... isimli şahsın herhangi bir feri müdahale harcı (başvurma harcı) veya asli müdahale harcı (başvurma +peşin harç) yatırmadan sair bir dilekçe sunduğu ve son olarak katıldığı 20.09.2022 tarihli celsedeki beyanı gereğince müdahale talebi hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu olan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alanın en eski tarihli 1959 yılına ilişkin hava fotoğraflarına göre orman vasfında olduğunun rapor edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilemediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu parseldeki kadastro tespitlerinin kesinleşmediğini, kararının kesinleştiği tarihten itibaren 172 ada 1 parsel dair Kadastro Mahkemesine kendilerinin dava açmadıklarını, muhkem kaziye halinin dava açanlar için olduğunu, parsel çok büyük olup orman parseli olduğu için itiraz süresinde dava açanları bağladığını, BAM Dairesi’nin hata yaptığını, mahkeme ilamı incelendiğinde ne müvekkilinin ne de babası ...'un ve diğer ilgili kişilerin bir itirazının söz konusu olmadığını, yani bu davada davacı olmadıklarını, 172/1 parsele ilişkin kesinleşme tarihinin 27.10.2015 olduğunu, Nisan 1319 tarihli tapunun 172/1 parsele uyduğunu, 6831 sayılı kanunun (F) ve (G) bentlerinin hem orman bilirkişisi ve hem de İlk Derece Mahkemeleri tarafından görmemezlikten gelindiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde yıllanmış yani 60-80 yıllık çalı ve ağaç bulunmadığını, son 10 yıldır kullanılmadığı için küçük çalılıkların yer yer oluşmuş olabileceğini, en çok 10 yaşındaki bitkicikleri esas alıp taşınmaza orman vasfında demenin hakka ve hukuka uymadığını, üçgen biçimde olan taşınmazın bir kenarı mahalle yolu ve diğer iki kenarı ise şahıs malı olarak tespit görülen ve arasında kalan alana orman demenin üzücü ve düşündürücü olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d6839f05dd7e929e 2fabfe6cc836418d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı