8. Hukuk Dairesi 2024/795 E. , 2025/2060 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1995 E., 2023/2463 K. KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ... (2022 yılı ad değişikliği ile ...) ile Vakıf kurucusu ... arasındaki nesep bağının nüfus kayıtları ile sabit olduğu, Vakfın vakfiyesi uyarınca galle fazlası şartı da bulunduğu ileri sürülerek davacının ... ... Camii Vakfının galle fazlası almaya hak kazanan vakıf evladı olduğun tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Vakfın vakfiyesi olmadığı, dolayısı ile davacının Vakfın gelir fazlasından yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermek gerektiği, her kadar davacı vekilinin 15.07.2018 tarihli dilekçesinde "Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının dava konusu Vakfın vakıf evladı olduğunun kabul edilmesini" talep etmiş ise de dava dilekçesindeki talebin "galle fazlası almaya hak kazanan vakfı evladı olduğuna" karar verilmesi talebi olduğu, davaya dair ıslahın da olmadığı belirtilerek dava dilekçesindeki talepten farklı nitelikteki söz konusu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeyerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davaya konu Vakfın, hayır vakfı olduğu ve vakfiyesinin ve akarının bulunmadığı, dolayısıyla galleye müstehik vakıf evladı olduğunun tespiti talebi bakımından dava şartının bulunmadığı saptanarak talebin reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının galle fazlası bakımından talebin reddinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereği, "galle fazlasına müstehik vakıf evladı olduğunun" tespitine ilişkin talebin aynı zamanda "vakıf evladı olduğunun tespiti" talebini de kapsadığı gözetilerek dosya kapsamına göre İzmir ili, ...'da yer alan dava konusu Vakfın kurucusu olduğu sabit olan ... ile aralarında soy bağı ilişkisi olduğu sabit olduğundan davacının "vakıf evladı" olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş olmasının isabetli olmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında; davacının ... ... Camii Vakfının (... Camii Vakfı) galle fazlasından yararlanmaya müstehik vakıf evladı olduğuna ilişkin isteminin reddine, ... ... Camii Vakfının (... Camii Vakfı) vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 26.01.2023 tarihli ve 2021/14769 Esas, 2023/331 Karar sayılı ilamıyla; davacı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; "...galle fazlası için Vakfiye olmadığı için olumlu olumsuz bir değerlendirme yapma imkanı olmadığı da dikkate alınarak davacı ile dava konusu ... Camii Vakfının (... Camii Vakfı) kurucusu arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerektiği, öncelikle dava konusu vakfın, vakfiyesi veya vakfiye yerine kaim ilam ve benzeri türden bir belge olmadığından Vakfı kuran kişi ile vakfın kurulduğu tarihin tespit edilmesinin mümkün olmadığı gibi davacının üst soyunda yer alan ... ve ... oğlu ...'nın (1848-1916) vakfeden kişi olup olmadığı, yine vakfa ismi verilen ...'nun vakıf kurucusu mu yoksa camiiyi tamir ettiren kişi olup olmadığı hususunda da dosya kapsamında her hangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, vakfın tevliyete dair şahsiyet kayıt örneği ile vakıf evlatlarına dair de evlat listesi bulunmadığından 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı gereği davacının, vakfeden ile yöntemine uygun olarak bağ kurulması iddiasını ispat edemediği, her ne kadar bilirkişi ...'nın rapor ve ek raporu, davacının vakıf evladı olduğunun kabulüne dair hükme esas alınmış ise de; raporda davacı ile vakıf arasındaki soybağının, nüfus kaydı veya eşdeğer bir belge ile değil, dayanağı olmayan kişisel yorum içeren faraziyelere dayandığı, dolayısı ile mevcut delil durumuna göre Vakıf ile davacı arasında kan bağı yolu ile kurulmuş soybağının yöntemince kurulamadığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmesi..." gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak davacı ile vakfeden arasında yöntemince soybağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; nüfus kayıtları ve şahsiyet kayıt örnekleri doğrultusunda davacı ile vakfeden arasında soybağı kurulduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, Vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/795 E., 2025/2060 K. (12.03.2025)
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/795
- Karar No
- 2025/2060
- Karar Tarihi
- 12.03.2025
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5948 E., 2025/2084 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5842 E., 2025/2088 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1207 E., 2025/2090 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5768 E., 2025/2041 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/976 E., 2025/2057 K. 12.03.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1004 E., 2025/2058 K. 12.03.2025