8. Hukuk Dairesi 2023/5109 E. , 2025/2755 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
I. DAVA Dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde ... ada ..parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca Hazine adına tespit edildiği, kadastro tutanağının beyanlar hanesine davalılar ... ... ile ... ... adına muhdesat şerhi konulduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde kadastro çalışması yapıldığını, 18.11.2020 tarihinde askıya çıkarıldığını, davacının ... ada .. numaralı parselin maliki olduğunu, dava konusu taşınmazın davacıya dedesi .. oğlu ..’ten kalan bir yer olduğunu, taşınmazı kadimden beri eklemeli olarak malik sıfatıyla kullandıklarını, davacının elinde Osmanlı dönemine ait tapu sureti ve taşınmaza ilişkin ödenmiş ecrimisil makbuzlarının bulunduğunu, davacının ...’nın .. ilçesinde çalışıyor olması nedeniyle taşınmazda yapılan tespitte taşınmazın kullanım durumundan farklı olarak davalılar adına yapılan tespitin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş; Davacı vekilince sunulan 16.06.2021 havale tarihli dilekçeyle; 1- ... ada .. parselde lehine mülkiyet tespiti yapılan Hazineye yönelik mülkiyet tespitinin iptali ile taşınmazın mülkiyet hanesinin davacı adına doldurularak taşınmaz malikinin tespitinin yapılmasını istediklerini, 2- Zemindeki taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunu ancak taşınmazın beyanlar hanesinde yazılı (B) ve (A) ile ilgili davalılar ... ve ... adına muhdesat tespitine itirazlarının bulunmadığını yani davalılar adına beyanlar hanesine yapılan muhdesat şerhine itirazlarının olmadığını, 3- Ancak taşınmazın edinme sebebi bölümünde adı geçen davalılar ... ve ... adlarının silinerek kadastro tutanağının edinme sebebi bölümüne davacının olduğunun yazılmasını istediklerini bildirmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili, davalıların doğdukları zamandan beri malik sıfatıyla dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin sürdüğünü, davalıların evlerinin de taşınmaz üzerinde olduğunu, davalı adlarına elektrik ve su aboneliklerinin bulunduğunu, yapılan kadastro çalışmalarında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davacının M.. karşı açtığı davasının reddine, ... ... ve ... ...'e karşı davacının açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada .. parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; edinme nedeni sütununda yazılı bilgilere karşı dava açılmasında, bu bilgilerin açıklama niteliğinde olması nedeniyle hukuki yarar bulunmaması; davacı tarafça da adı geçen davalılar adına kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki muhdesat şerhine değil, edinme sebebi bölümünde isimlerinin yazılmış olunmasına itiraz edilmiş olunması karşısında, İlk Derece Mahkemesince kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde adları yazılan davalılar ... ... ile ... ... adlarının silinerek yerine davacının adının yazılması istemi yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; davacı tarafın taşınmazın mülkiyetine yönelik istemi yönünden ise davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş ise de; kadastro tespitine itiraz davasının, tespit malikine husumet yöneltilmek suretiyle açılması gerekmekte olup, eldeki davada ise tespit maliki Hazine olduğu halde davanın Hazineye değil, adına muhdesat şerhi verilen davalı gerçek kişilere yöneltilerek açıldığı; 6100 sayılı HMK'da davaya dahil edilme (dahili davalı - dahili davacı) diye bir müessese bulunmayıp, ıslah suretiyle dahi tarafın değiştirilemeyeceğinin genel usul kuralı olduğu, bir başka anlatımla zorunlu dava arkadaşlığı hariç bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilmesinin olanaksız olduğu, davada taraf olmayan kimse veya kişi hakkında hüküm kurulamayacağı (HMK. 297. Md.- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin .. tarihli ve .. Esas, .. Karar sayılı ilamı vb) halde, İlk Derece Mahkemesince bu istem yönünden sıfatı bulunmayan davalı gerçek kişilere yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, diğer davalılarla arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan Hazinenin davaya Mahkemece resen dahil edilmesinin Hazineye dosyada taraf sıfatı kazandırmayacağı gözetilmeksizin, davalı olarak gösterilip aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; 1- Davanın mülkiyete yönelik istem yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, edinme sebebine itiraz yönünden ise hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, 2- Dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada .. parsel sayılı taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemeye sundukları Osmanlı dönemine ait tapu kaydına bu çelişkiler ve tapuda gösterilen yer sınırlarına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle tapu kaydına itibar edilmeden yargılanmaya devam edilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece Osmanlı tapusunun dikkate alınmadığını, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, taşınmaza ilişkin ecrimisil makbuzları ve davacı tarafından ödenen banka dekontlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırıldığı halde taşınmazın Hazine adına tespit edilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan tespite itiraz ve tescil niteliğindedir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ONANMASINA, .. TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan .. TL nin temyiz edenden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ..tarihinde oy birliğiyle karar verildi.