Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/4135 E., 2025/1109 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4135 E., 2025/1109 K. (13.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4135
Karar No
2025/1109
Karar Tarihi
13.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/4135 E. , 2025/1109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2288 E., 2023/1283 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/316 E., 2021/424 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R İstanbul ili Çatalca ilçesi Yalıköy mahallesinde bulunan 586 parsel sayılı 2.661,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfı ile davacı ile Hazine adına 10.07.1997 tarihinde tescil edilmiştir. Tapu kaydının beyanlar hanesinde "... oğlu ...'in kullanımında olduğu ve Yaban Hayatı Geliştirme Sahası içinde bulunduğu" şerhi bulunmaktadır. Davacılar vekili Kadastro Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde; dava konusu 586 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile yapılan tespitine itiraz ettiklerini, çekişmeli yerin orman vasfını yitirmiş olan yerlerden olduğunu, orman alanı ile hiçbir alakası bulunmadığını, tarla vasfında olduğunu ileri sürerek 586 nolu parselde yapılan orman kadastro çalışmasının iptaline, dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; evveliyatı orman olan bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan çalışmaya ilişkin itirazının reddine, davacının tescil talebi hakkında görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu..." gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebi açısından Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olup, dosya Asliye Hukuk Mahkemesine aktarılmış, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "...uzman bilirkişisi tarafından yapılan inceleme ve araştırmada dava konusu taşımazın 1950 yılında yapılan Orman Kadastrosu çalışması ile orman alanı içinde kaldığının tespit edildiği, öncesi orman olan bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, "...dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde iken 3302 sayılı Kanun uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı, 24/08/2010 tarih 1391 sayılı Olur ile ... adına tahsis edildiği, tapuda taşınmazın niteliğinin orman olarak düzeltildiği ve halen orman olarak kayıtlı bulunduğu, orman olarak tapuda kayıtlı taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla gerçek veya tüzel kişiler adlarına tescil edilemeyeceği, 2/B olarak Hazine adına çıkarılan taşınmazların da 6831 sayılı Kanun'un Ek 10 uncu maddesi gereğince kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının dayandığı gerekçeye göre vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı..." gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı