Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/1464 E., 2025/5054 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1464 E., 2025/5054 K. (30.06.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1464
Karar No
2025/5054
Karar Tarihi
30.06.2025
Konu
Boşanma, Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/1464 E. , 2025/5054 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/2 E., 2022/20 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili, müdahil Orman İdaresi vekili ve davacı mirasçı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ... Beldesi 1816 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar, tapu kayıtları ve 175-176 numaralı vergi kayıtları nedeniyle zeytinlik, delicelik niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı ... ... (...), 4 parsel sayılı taşınmazın murisleri ...’dan kaldığı ve taksim sonucu kendisine düştüğü; birleşen davacı ..., kendisinin de tüm taşınmazlarda hissedar olduğu; Hazine ise taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, 1816 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile; 13.07.2011 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide 2/B (76.595,93 m2 yüzölçümündeki) işaretli kısmın orman vasfı ile Hazine adına, 2/A işaretli 96.191,62 m² ve 2/C işaretli 21.495,58 m² yüzölçümündeki kısmın miras payları oranında ... mirasçıları olan 1930 doğumlu, ... kızı ... ... (...), ... kızı 1930 doğumlu, ... (...), ... kızı 1947 doğumlu, ... (...), ... oğlu 1949 doğumlu, ..., ... oğlu 1963 doğumlu ..., ... kızı 1945 doğumlu, ..., ... oğlu 1949 doğumlu, ..., ... kızı 1953 doğumlu, ..., ... oğlu 1946 doğumlu ..., ... oğlu 1955 doğumlu, ..., ... oğlu 1963 doğumlu, ..., ... oğlu 1949 doğumlu ..., ... oğlu 1952 doğumlu, ..., ... kızı 1951 doğumlu, ... (...), ... kızı 1956 doğumlu, ... (...), ... kızı 1954 doğumlu, ... (...), ... oğlu 1960 doğumlu, ..., ... oğlu 1962 doğumlu, ... adına; 1816 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile 3/B işaretli 41.724,70 m² ve 3/D işaretli 2.360,21 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfı ile Hazine adına, 3/A işaretli 19.787,67 m²'lik yüzölçümündeki kısmın yine ... mirasçıları adına tesciline, 3/C işaretli 1.303,84 m²'lik kısmın haritasında yol olarak gösterilmesine, 1816 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile 30.03.2012 tarihli krokide 4/B işaretli 5.954 m² ve 4/C işaretli 13.570,05 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfı ile Hazine adına, 4/A işaretli 23.376,30 m² yüzölçümündeki kısmın ... mirasçıları adına; 1816 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline, karar verilmiş, hüküm tespit maliklerinden davalı ... kızı ... ...’nın oğlu ... tarafından anneleri ...’a miras payı verilmediği iddiasıyla temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nce 26.11.2013 tarihli ve 2013/6505 Esas, 10713 Karar sayılı kararıyla; "Mahkemece, çekişmeli taşınmazlardan 2 parselin (B); 3 parselin (B) ve (D) bölümlerinin yüksek eğimli, makilik karakterde ve eylemli orman niteliğinde olduğu; 4 parselin (B) ve (C) bölümlerinin ise kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle bu bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına; diğer bölümlerin ise kök muris ... mirasçıları adına veraset ilâmındaki payları oranında tesciline karar verilmiştir. Tesbit maliklerinden olan davalılardan ... kızı ...’ya pay verilmemiş, yerel bilirkişiler taşınmazların mirasçılar arasında taksim edildiğini, ancak kimin nereyi kullandığını tam olarak bilmediklerini açıklamalarına rağmen taksim olgusu da kararda hiç tartışılıp değerlendirilmemiştir. Ancak, daha önemlisi temyiz eden ...’ın ... mirasçısı olduğu belli ise de ...’ın kök muris ... ile olan bağı dosya kapsamından tam olarak anlaşılamamaktadır. Şöyle ki; temyiz eden ..., kendisi 1 yaşındayken babası ...’in öldüğünü, annesi ...’ın ... oğlu ... ile evlendiğini, dolayısıyla ...’ın mirasçısı olduğunu bildirmiştir. Dosya içinde bulunan ve Söke Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 1962/178 - 330 sayılı veraset ilâmında, ...’nın 1961 yılında öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ... kızı ... ile kızı ... ... (...)’nın kaldığı açıklanmıştır. ...’nın nüfus kayıtları incelendiğinde ise 1. eşi ... (ölüm tarihi: 22.05.2005), 2. eşi ise ... olarak görünmektedir. Yine, ... kızı ...’nın nüfus kayıtları incelendiğinde anne adının ... olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ...’nın nüfus kaydı, veraset ilâmı ve ...’nın nüfus kaydındaki bilgiler birbirini tam olarak doğrulamamaktadır. O halde; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, temyiz eden ...’in annesi ...’ın kök muris ... ve onun oğlu ... ile olan bağı, mirasçı olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, gerekirse yeniden veraset ilâmları ve nüfus kayıtları istenerek doğum, ölüm, evlenme, varsa boşanma tarihleri teyit edilmeli ve bu konudaki çelişkiler giderilmeli, eğer ...’ın ... mirasçısı olduğu anlaşılırsa, temyizin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlara da yönelik olduğu düşünülerek ve uzman bilirkişi raporunda eski tarihli resmî belgelerin hiç incelenmediği gözönünde bulundurularak yöreye ait en eski tarihli ve tesbit tarihinden geriye doğru 20 yıl önceki kullanım durumunu göstermesi bakımından 1980’li yıllara ait memleket haritaları getirtilerek, çekişmeli taşınmazların hem bu haritalardaki hem de kesinleşmiş orman kadastro haritasındaki konumları belirlenmeli, orman sayılan yerlerden oldukları tesbit edilirse, tesbite esas alınan Mayıs 1936 tarihli ve 22 numaralı tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısında hukukî değerinin bulunup bulunmadığı düşünülmeli, orman sayılmayan yerler varsa, buralar için tapu kaydı yöntemince uygulanmalı, tapunun değişir sınırlı olduğu, güneyde okunan kuyuların 4-5 km ileride ve orman parselinden sonra geldiği dikkate alınarak tapunun miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmeli, taşınmazların sınırında orman bulunması nedeniyle, kayıt miktar fazlasının zilyedlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, taksim olgusu araştırılmalı, bundan sonra elde edilecek tüm delillere göre karar verilmelidir." gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; 1816 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile; 13.07.2011 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide 2/B (76.595,93 m² yüzölçümündeki) işaretli kısmın orman vasfı ile Hazine adına, 2/A işaretli 96.191,62 m² ve 2/C işaretli 21.495,58 m² yüzölçümündeki kısmın miras payları oranında ... mirasçıları 1906 doğumlu ... mirasçıları, 1923 doğumlu ... mirasçıları, 1930 doğumlu ... mirasçıları, 1925 ... mirasçıları, 1930 doğumlu ... mirasçıları adlarına tesciline, 1816 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile 3/B işaretli 41.724,70 m² ve 3/D işaretli 2.360,21 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfı ile Hazine adına, 3/A işaretli 19.787,67 m² yüzölçümündeki kısmın yine ... mirasçıları adına tesciline, 3/C işaretli 1.303,84 m²'lik kısmın haritasında yol olarak gösterilmesine, 1816 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile 30.03.2012 tarihli krokide 4/B işaretli 5.954 m² ve 4/C işaretli 13.570,05 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfı ile Hazine adına, 4/A işaretli 23.376,30 m² yüzölçümündeki kısmın ... mirasçıları adına; 1816 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili, müdahil Orman İdaresi vekili ve davacı mirasçı ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden; Anlam itibarıyla usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki; gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir (Hukuk Genel Kurulu'nun 15.03.2023 tarihli ve 2021/2-668 Esas, 2023/191 Karar sayılı karar) İlk Derece Mahkemesinin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan İlk Derece Mahkemesi kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Aynı şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün temyiz edilmemesi hâlinde, hükmü temyiz etmeyen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla artık bu tarafın kararı temyizinde hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira hukuki yarar dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne ilişkin 12.09.2012 tarihli karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmemiştir. Temyiz istemine konu bu son hükümle de, davacı Hazine aleyhine yeni bir durum da yaratılmadığı ve davalı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşıldığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazları incelendiğinde; 6100 sayılı Kanun'un 65. maddesi, “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir” hükmünü ihtiva etmektedir. Orman İdaresi vekilince sunulan 30.11.2018 tarihli müdahale dilekçesiyle dava konusu 1816 ada 2,3,5 parselin tamamının, 4 parselin ise 23.286,54 m²'lik kısmının orman vasfı taşıdığı gerekçesiyle asli müdahale talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince 14.10.2022 tarihli celsede verilen ara kararla; davanın ihbarıyla 3. kişinin, ihbar edenin yanında, fer'i müdahil sıfatıyla yer alıp, ona yargılama esnasında hukuki yardım ve destek sağlamasının amaçlandığı, dava kendisine ihbar edilmiş olan 3. kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında fer'i müdahil sıfatıyla yer almak için talepte bulunabileceğini, 6100 sayılı Kanun'un 60. maddesinde düzenlendiği, bu haliyle Orman İdaresinin dosyada asli müdahil olamayacağı gerekçesiyle asli müdahale talebinin reddine karar verilmiştir. Asli müdahalede bulunabilmek için, ilk davanın tarafı olunmaması ve müdahale davası açmakta hukuki yararının bulunması, dava konusu hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen bir hak iddia edilmesi gerekir. Asli müdahale bağımsız bir dava olduğundan ayrı harç yatırılması gerekir. Somut olayda, Orman İdaresinin harçtan muaf olduğu ve usulüne uygun müdahale talebinde bulunduğu anlaşıldığına göre, asli müdahale talebinin kabul edilerek talep hakkında olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, asli müdahale talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 3. Davacı mirasçı ...'ın 1816 ada 2, 3 ve 4 parsel yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; a. 1816 ada 2 parsel yönünden; T.evvel 1940 tarihli ve 96 cilt, 79 sayfa, 123 sıra numaralı tapu kaydının iktisap hanesinden; on iki hissede dört hissesinin ... oğlu 1906 doğumlu ...'ya satışından tescil edildiği, kalan on iki hissede sekiz hissesinin ise 11 Mayıs 1936 tarihli ve 83 cilt, 36 sayfa, 22 sıra numaralı tapu kaydıyla ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, 1816 ada 2 parselin üçte bir hissesi ..., üçte iki hissesi ise babası ... adına kayıtlıdır. Ancak, İlk Derece Mahkemesince, 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının ... mirasçılarına eşit paylarda (1680'er pay) tesciline karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 495/3. maddesi "Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır." hükmüne havi olup, dosyada bulunan nüfus kayıt örneklerinden ...'nın 1971 yılında, oğlu ...'nın ise 1961 yılında babası ...'dan önce vefat ettiği anlaşılmaktadır. ...'nın 2 parsel sayılı taşınmazdaki üçte iki hissesi yönünden; ...'ın babası ...'dan önce vefat ettiği, bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 495/3. maddesi gereğince ...'ın yerini sadece alt soyu olun ...'un alabileceği ve ...'ın karısı ...'nın ve onun önceki eşi ...'dan olma çocuklarının muris ...'a yasal mirasçı olamayacakları gözetilmeden, ...'ın payına düşen miktarın kızı ... adına, kalan payların ise ...'ın diğer mirasçıları adına tescil edilmesi gerekirken yasal mirasçı olmayanlara da pay verilerek diğer mirasçıların miras payının azaltılması doğru olmamıştır. b. 1816 ada 3 ve 4 parsel yönünden; söz konusu taşınmazların, ...'ya ait 16 Şubat 1937 tarihli ve 64 sıra, 28 Şubat 1936 tarihli ve 52 sıra numaralı tapu kayıtlarına istinaden tespit gördüğü anlaşılmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere, ...'ın babası ...'dan önce vefat ettiği, bu nedenle ...'ın karısı ...'nın ve onun önceki eşi ...'dan olma çocuklarının muris ...'a yasal mirasçı olamayacakları gözetilmeden, 3 ve 4 parselde de yasal mirasçı olmayanlara pay verilerek diğer mirasçıların miras payının azaltılması doğru görülmemiş, hükmün bu yönden de bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE; (2) ve (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle müdahil Orman İdaresi vekili ve davacı mirasçı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı