8. Hukuk Dairesi 2023/1322 E. , 2025/3094 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/230 E., 2022/503 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede 1991 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre yapılan kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 137 ada 288 parsel sayılı 1.250,62 m² yüzölçümlü taşınmaz, 1981 tarihli 4 no.lu vergi kaydı uygulanarak, edinme sebebinde 137 ada 69 ve 288 no.lu parsellerin evvelce bir bütün halinde .. oğlu ..’na ceddinden intikalen ve taksimen gelen malı olduğu, 20 yılı aşkın süre nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyet bulunduğu halde 288 no.lu parselin zilyetliğini terk ettiği, taşınmazın çalılık halinde olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri koşullarının oluşmadığından bahisle, çalılık ve hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşme üzerine Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Davacılar vekili, dava konusu 137 ada 288 parsel sayılı taşınmazın, davacılar adına tespit ve tescil edilen 137 ada 69 sayılı parselle bir bütün olduğunu, davacılara önceki maliki ... tarafından hibe yoluyla devredildiğini, taşınmazda 50 yılı aşkın bir zamandan beri zilyetliğin nizasız fasılasız devam ettiğini, davacılar yararına eklemeli kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptaliyle 2/3’ünün davacı ..., 1/3’ünün davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, dava konusu parselin öncesi itibarıyla olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlikle kazanılamayacak, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğunu, çamlık-çalılık niteliğiyle Hazine adına tespit edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirildiği, uzman orman bilirkişi tarafından yörede yapılan orman kadastrosuna ilişkin tahdit haritası ile tutanakların yöntemince uygulanması neticesinde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığının belirlendiğine göre, uyuşmazlığın dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olup olmadığı ile taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının olulup oluşmadığı konusunda toplandığı, daha evvel verilen bozma kararlarında zilyetlik araştırmasının yöntemince yapılması gereğine değinildiği halde bu araştırmanın gereği gibi yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebinde kadastro tespitinden önce zilyetliğin terk edildiği, bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde yazılı koşulların oluşmadığından bahisle taşınmazın Hazine adına tespit edildiği, mahkemece 25.01.2016 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişinin de taşınmazın intikalini anlattıktan sonra “son 20 yıla kadar burada hep tarım yapıldı, turizm arttıktan sonra son 20 yıldır tarım yapılmıyor” şeklinde beyanda bulunduğu, müşterek bilirkişi raporunda ise, taşınmazın önceleri ekonomik kazanım sağlaması açısından ve araziye yapılan masraflar ve yoğun emek harcanması gözetilerek bahçe tarımına elverişli hale getirildiği, imar ihya edildiği, kültür arazisi niteliğine dönüştürüldüğü, mera vasfında olmadığı kanısına varıldığı belirtilmekle birlikte, tespit tarihinden keşif tarihine kadar 26 yıl geçtiği, tespitte ise zilyetliğin terk edildiği, zilyetlik şartlarının oluşmadığının açıklandığı nazara alındığında, bozma kararında da zilyetlik varsa terk edilip edilmediğinin araştırılması gereğine değinildiği de gözetildiğinde anılan tespitlerin kadastro tespitinden geriye doğru zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını belirleyici nitelikte olmadığı, bu nedenle kadastrodan önceki zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda duraksama meydana geldiği, bunların yanında gerçeğin bir görüntüsü olan, inceleme ve uygulamada kullandığı belirtilen 1938 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın çalılık olduğu, 1964 yılında batı kısmında münferit ağaç olan açıklık alan olduğu, 1972 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında da benzer olduğu belirtilmekle birlikte anılan tarihlerde taşınmazın zilyetliğe konu edilip edilmediği izah edilmediğinden bu araştırma da eksik ve yetersiz olup, hüküm kurmaya yeterli olmadığı, bu nedenlerle yöntemince zilyetlik araştırması yapılarak tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşmiş olup olmadığına ilişkin olarak tüm delillerin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın toprak yapısı, fiziki durumu ve görünümü, kullanım durumu itibariyle, davacılara ait 'zeytinli tarla' niteliği ile kayıtlı 137 ada 69 parsel ile aynı özellikte olduğu, çekişmeli parselin imar ihya gerektiren yerlerden olmadığı, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre; davacıların davaya konu taşınmaz üzerinde ekleme zilyetlik yoluyla aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla 50 yılı aşkın süreyle zilyetliği bulunduğu, murisin ölümü ile zilyetliğin mirasçıları olan davacılara geçtiğinin sabit olduğu, taşınmaza önceden arpa, buğday, burçak gibi tahıllar ekilirken, makinalı tarımın gelişmesi ve hayvan ile çiftin terk edilmesi ile tahıl ürünleri ekilemediği ancak davacıların dava tarihine kadar, içindeki zeytinleri toplamak suretiyle zilyetliğini devam ettirdikleri..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki zilyetlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun değildir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 14.03.2022 bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın hava fotoğraflarındaki durumu değerlendirilmemiş, yalnızca dava dışı 69 parsel ile aynı özellikleri taşıdığına değinilmekle yetinilmiştir. Ayrıca zirai değerlendirme kısmında ise, eldeki dava ile ilgisi olmayan 156 ada 14 no.lu parsel hakkında değerlendirmede bulunulmuştur. Bu haliyle hükme esas alınan rapor tek başına yetersiz olup, yalnızca anılan rapor esas alınarak sonuca ulaşma imkanı bulunmamaktadır. Buna karşın, 30.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise; taşınmazın % 30-40 oranında eğimli olduğu, üzerinde 7 adet 10-12 yaşlarında zeytin ağacı ve 30 yaşlarında kızılçam bulunduğu, 1938 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın çalılık olduğu, 1964 yılında batı kısmında münferit ağaç olan açıklık alan olduğu, 1972 ve 1992 tarihli hava fotoğraflarında da benzer durumda bulunduğu belirtilmiştir. Eski tarihli hava fotoğrafında taşınmazın çalılık olduğu belirlendiğine göre, imar ihya gerektiren yerlerden olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bilindiği üzere, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı ile kazanılabilmesi için, imar ihya gerektirmeyen taşınmazlar yönü ile taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız olarak en az 20 yıldan beri malik sıfatı ile zilyet edilmesi, imar ihya gerektiren taşınmazlar yönünden ise masraf ve emek sarfı ile taşınmazın imar ve ihya edilmesine müteakip, bu koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Ne var ki, birbirini takip eden hava fotoğrafı görüntüleri üzerinde yapılan tespitler, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının yaşları gözetildiğinde tespit tarihinde bulunmadıklarının anlaşılmış olması ve yerel bilirkişilerin bölgeye turizm gelmesiyle birlikte taşınmaz üzerindeki tarımsal faaliyetin terk edildiğine yönelik anlatımlarının bir bütün halinde 1991 tarihli kadastro tespitini doğruladığı, davacıların dayandıkları ve zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarına hukuken değer verilemeyeceği nazara alındığında, davacı lehine zilyetlikle kazanma süresi ve koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu ve soyut yerel bilirkişi/tanık beyanlarına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1f184421eb25ece9 b2c5f965ee97b14a
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1322 E., 2025/3094 K. (17.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1322
- Karar No
- 2025/3094
- Karar Tarihi
- 17.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6223 E., 2025/3091 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6307 E., 2025/3092 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1009 E., 2025/3093 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6466 E., 2025/3095 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/945 E., 2025/3096 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1567 E., 2025/3097 K. 17.04.2025