8. Hukuk Dairesi 2024/6223 E. , 2025/3091 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/368 E., 2024/1453 K. DAVA TARİHİ : 30.12.2020 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/4 E., 2021/8 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 1282 parsel sayılı 17.943,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz imar-ihya, hibe, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonu tarafından red edilen davacı vekili dava dilekçesinde; 101 ada 1282 parsel sayılı taşınmazı, davacının 02.02.2015 tarihinde satış sözleşmesi ile satın aldığını ve bu tarihten beri taşınmaza davacının zilyet olduğunu ancak satış sözleşmesinin bulunamamasına rağmen sözleşmenin eki niteliğinde olan ...'a ait kimlik fotokopisi üzerinde "... ile 02.02.2015 tarihinde düzenlenmiş olduğumuz tarla satış sözleşmesi için geçerlidir" kimlik fotokopisinin mevcut olduğunu belirterek taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının maliki olduğu taşınmazı yetkisi olmadığı halde davacı ...'in kendisine devrinin yapılamaması nedeniyle kötü niyetle dava açılımının sağlandığını, bu durumun ...'ın eski eşi olan davalının evlilik birliği devam ederken sürekli surette gelirlerini ve taşınmazlarını gerek elinden gelirini alarak ve gerekse taşınmazlarının satılması konusunda ısrarcı olarak bir çok taşınmazını davalıdan habersiz olarak kaç kez başkasına sattığını, parasını alıcıdan tahsil ederek ve zorla taşınmazını satmak zorunda bırakmış bulunduğu için davanın açılmasının sağladığını ve davalının taşınmazı 29.09.2013 tarihli satıcısı ... olan satış senedi ile satın aldığını ve davacının dayandığı senet tarihinde de taşınmazın davalıya ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davaya konu taşınmazın kadastrodan önce tapusuz niteliğinde olduğu ve tapusuz taşınmazların taşınır mal hükmünde olduğu, taşınmazın dava dışı ...'a ait olduğu ancak davalı ve eski eşi olan dava dışı ...'ın kullanımında olduğu, daha sonra taşınmazın 29.09.2013 tarihli satış sözleşmesi ile ... tarafından davalı ...'a satıldığı, satış sözleşmesi esas alınarak taşınmazın davalı adına tespit gördüğü, davacının, taşınmazı 6 yıl önce ...'tan satın aldığını ve yapılan satış sözleşmesini bulamadığını fakat sözleşmenin eki niteliğinde olan ...'a ait kimlik fotokopisi üzerinde "... ile 02.02.2015 tarihinde düzenlenmiş olduğumuz tarla satış sözleşmesi için geçerlidir" kimlik fotokopisinin bu satışa ilişkin olduğu iddiasında bulunmuş ise de söz konusu belgede taşınmaz bilgilerinin yer almadığı, bu itibarla belgede belirtilen satışın dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olduğu konusunda tereddüt uyandırdığı, davalı tarafın dayandığı satış sözleşmesine karşı davacının ıspata yarar bir delil sunmadığı ve her ne kadar taşınmaz davacıya teslim edilmiş ise de davacı yönünden satış tarihinden tespit tarihine kadar kazanmayı sağlayan zilyetlik süresinin geçmediği" gerekçesiyle davanın reddine, 101 ada 1282 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüz ölçümü ile tapuya tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarınca davacının iddia ettiği satışın ve satış tarihinden tespit tarihine kadar davacının malik sıfatı ile kullanımının doğrulandığı, bir başka deyişle dava konusu taşınmazın 2015 yılında köy senedi ile davacıya satılarak zilyetliğinin de devredildiği, bu süreçte lehine tespit yapılan davalının herhangi bir kullanımının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın tapu kaydı bulunmadığından menkul mal hükmünde değerlendirileceği, önemli olanın alım-satım senedi değil malik sıfatı ile kullanma olgusu olduğu, taşınmazı satın alıp zilyetliğini de devralan davacının kazandırıcı zilyetlik süresine önceki maliklerinde zilyetlik süresinin ilave edileceği, tüm bu açıklamalar karşısında kanıtlanan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne, 101 ada, 1282 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın kadastro tutanağındaki vasıf ve yüz ölçümü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, davacı taşınmazı dosya kapsamına sunulmayan senetle 02.02.2015 tarihinde dava dışı ...'dan satın aldığını ve satın alma tarihinden itibaren taşınmaza zilyet olduğunu belirterek eklemeli zilyetliğe dayanmış, davalı ise davacının taşınmazı dosya kapsamına sunulan 29.09.2013 tarihli satış senedi ile satın aldığını ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğini kendisine devrettiğini ve 2015 yılında ... ile anlaşmalı olarak davalının boşandığını ve boşanma protokolünde dahi taşınmazın davalıya bırakıldığı savunmasında bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada davalı tarafın dayandığı 29.09.2013 tarihli senet dosya kapsamı içerisine alınarak keşif yapıldığı, keşif sırasında dava dışı ...'ın da davacı tanığı olarak beyanlarının da alındığı, dinlenen kişilerin beyanları ile senedin uygulanması üzerine senedin taşınmazı kapsadığı, senet ile dava dışı ...'ın taşınmazı davalıya sattığı ve taşınmaz üzerinde hak ve iddiasının kalmadığının senet içeriğinde belirtildiği, bu nedenlerle dava dışı ...'ın taşınmaz üzerinde satma yetkisi bulunmaması nedeniyle davacının dava dışı ...'ın eklemeli zilyetlik süresinden yararlanamayacağı gibi müstakil olarak da zilyetliğinin başladığı dosya kapsamından anlaşılan 2015 yılından tespit tarihine kadar zilyetlikle iktisap koşullarının da davacı lehine oluşmadığının anlaşılması karşında davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! abbe4a240e23fd8b 32d527ee41b8e550
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6223 E., 2025/3091 K. (17.04.2025) – Boşanma
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6223
- Karar No
- 2025/3091
- Karar Tarihi
- 17.04.2025
- Konu
- Boşanma, Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6107 E., 2025/3088 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1790 E., 2025/3089 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5326 E., 2025/3090 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6307 E., 2025/3092 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1009 E., 2025/3093 K. 17.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1322 E., 2025/3094 K. 17.04.2025