8. Hukuk Dairesi 2022/5844 E. , 2025/2750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1844 E., 2022/764 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/166 E., 2021/132 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1836 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla 14/04/2016 tarihinde davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi, 56 no.lu Orman Kadastro Komisyonunun 1988 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nunda (6831 sayılı Kanun) değişiklik yapan 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'na (3302 sayılı Kanun) göre 2/B madde çalışmaları ve orman tahdit aplikasyonları yapmış olduğunu, bu çalışmalarda 19.04.1989 tarihinde ilan edilip, kesinleşmiş olduğunu, ancak sözkonusu Komisyonun bu çalışmalar sırasında 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinin uygulanması hakkındaki yönetmelik (02.09.1986-19209 sayılı RG) 17/1 maddesi gereğince İşletme Müdürlüklerinde alması gerekli işgal-faydalanma suçlarına ait zabıt tutulmuş ve karara bağlanmış yerlere ait dava dosyalarını istememiş ve çalışmaların da dikkate alınmamış olduğunu, bunun sonucunda ... ilçesinde 8 adet parselde dağıtılmış vaziyette bulunan 30 adet kesinleşmiş müsadere kararına rağmen dava konusu yerlerin Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış olduğunu, izah edilen durumun Orman İdaresinin yazılı emirleri üzerine görevli müfettişler tarafından saptanmış olduğunu, bu çalışmaları yapan 56 no.lu Orman Kadastro Komisyonunun yaptığı çalışmalarda daha öncede yasaya aykırılıklar ve usulsüzlükler tespit edilmiş ve komisyon üyeleri hakkında 26.05.1994 tarihinde ... Valiliği Îl İdaresi Kurulu tarafından istenilen kovuşturma izni zaman aşımı sebebiyle reddedilmiş olduğunu, bunun üzerine ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1995/61 esas sayı ile açılan tazminat davasında 1996/242 karar sayısı ile tazminata mahkumiyet kararı verildiğini, bu kararın 30.04.1997 tarihinde onanarak kesinleşmiş olduğunu, bu komisyonun çalışmalarının bu sebeple de yok hükmünde olduğunu, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 1998/1529-1998/248 karar sayılı ilamı ile de bu yönde Hukuk Mahkemelerinin kararları da bu konuda emsal teşkil etmekte olduğunu, bu konuda daha önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinin de 2002/109 Esasla dava açılmış olup yargılama neticesinde hak düşürücü süre geçirildiği nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, bu kararın idarelerince temyiz edildiğini ve Yargıtay (Kapatılan) 20 Hukuk Dairesinin 2004/7880 Esas 2004/9015 Karar sayılı ilamı ile Orman Kadastro Komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dıştna çıkarak yaptıkları işlemlerin hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa bu kişiler tarafından yapılan işlemler yok hükmünde sayılacağından yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın işlemlerin iptali için her zaman dava açılabilirse de böyle bir davanın hasımsız görülemeyeceği gerekçesi ile hükmü onamış olduğunu, ... ili ... Mahallesi, 72 ada, 26 parsel Hazine adına orman dışına çıkartılmış olduğunu, bu çıkartma işleminin iptali ve tapu kaydında davalı adına olan tapu kaydının iptal edilerek, orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini ve tapu kaydında bulunan şerhlerin terkinini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Hazine vekili; Hazinenin bu davada yasal hasım olduğunu, Mahkeme masrafları ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, orman tahdidi içinde olan yerlerin Hazine adına tescilinin yasa gereği zorunlu olduğunu, davacının davasını ispatı yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. 2.Davalı ... Hışım vekili özetle; müvekkilinin dava konusu yeri 24.07.2012 yılında tapu kaydına güvenerek satın almış olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007, 1020, 1023 ve Anayasa'nın 35/2. maddeleri gereğince tapu kaydına güvenilerek alınan bir yerin mülkiyetinin iptal edilmesinden dolayı Hazinenin sorumluluğu söz konusu olduğundan ve davalı ile davacıda Hazine adına hareket ettiğinden, davacı ve davalının aynı kişi olamayacağı sebebi ile davanın reddi gerektiğini, dava sonunda, davanın kabulü kararı verilmesi halinde, Hazinenin tazminat davası açacaklarının göz önüne alınması gerektiğini, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, Kadastro kanunu gereğince bu tür davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, aradan geçen 27 yıl sonra açılan bu davanın hak düşürücü süre (zamanaşımı) sebebi ile reddi gerektiğini, dava konusu yerin 150 yıldan daha öncesinden bu yana, yapı olarak kullanılan yerin bahçesi niteliğinde olduğunu, orman ile bir ilgisi ve alakası bulunmadığını, orman niteliği 100 yıllar önce kalmamış olduğunu, Kanunlar ile düzenlenen 2/B çalışmaları dikkate alındığında, dava konusu yer için tutulan tutanak ve düzenlemelerde Kanuna aykırı bir husus bulunmadığını, tutanağı düzenleyen kişilerin bazı işlemlerinde yolsuzluk yapıldığından bahsedilmekte olduğunu, önemli olan hususun o kişilerin yolsuzluk yapıp yapmadığı olmadığını, o kişilerin davaya konu edilen yerle ilgili olarak yolsuzluk yapıp yapmadığı durum olduğunu, davaya konu olan yer ile ilgili tutanağın usulsüz olup olmadığının, başka bir ifade ile 1989 yılında orman vasfında olup, olmadığının ... Büyükşehir Belediyesince çekilen ve Askeri kaynaklarca çekilen hava fotoğraflarından anlaşılacağını, 2/B uygulaması ile eskiden orman olduğu halde, orman vasfını kaybeden yerlerin özel mülkiyete konu edilerek, hak sahibi adına tapuya tescili imkânı sağlanmış olduğunu, dava konusu yerde eskiden belki orman olarak kayıtlı ise de yaklaşık olarak 150 yıldır üzerinde bina yapılarak kullanılagelen ve orman niteliğinde olmayan bir yer olması sebebi ile, müvekkilinden önceki hak sahibinin adına tescil edilmiş olmasının 2/B uygulamasına uygun bulunduğunu, açıklanan sebeplerle; dava değerinin gayrimenkulün gerçek değeri olan TL ye yükseltilmesi için davalıya süre verilmesine (300.000 TL), haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekâlet ücretinin davalı uhdesine yazılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin kabul kararının Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması üzerine, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişiler tarafından "bu alanın 1970’li yıllardan itibaren üzerinde ağaç ve ağaççık örtüsü bulunmayan bir alan olduğu", bu niteliği ile 1981 yılından önce orman niteliğini kaybetmiş bir yer olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması işleminin doğru bir karar olduğu belirlendiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... İdaresi vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan delillere göre, 1943 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu uygulaması sonucuna ve 1977-1985 yılları arasında 1744 ve 2896 sayılı Kanun'lar hükümlerine göre yapılan uygulama sonucuna göre dava konusu parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kalmış olmasına, 19/04/1989 tarihinde 3302 sayılı Kanun uyarınca 2/B uygulama çalışmasını yapan 56 no.lu orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanma ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemlerin hukuk davasına konu olup tazminata mahkum olduklarına, bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılacağına, bu durumda taşınmazın orman sınırları içinde kalmaya devam edeceği, bu konuda Dairemizce civar parseller hakkında 56 no.lu orman kadastro komisyonunca yapılan 2/B uygulamasının yok hükmünde sayıldığı parsellerin Hazine adına orman vasfı ile tescil edildiği dosyaların Yargıtayca onandığı (Yargıtay 8. HD' nin 2021/8271-11692 E.K.), (Yargıtay 8. HD' nin 2021/16288-11548 E.K.), (Yargıtay 8. HD' nin 2021/11648-10876 E.K.), (Yargıtay 20. HD' nin 2016/14275 E. 2019/2770 K.), (Yargıtay 20. HD' nin 2015/15508 E. 2017/3383 K.), 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukukî sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukukî nedene dayanarak iptali ve tescil istediği gibi 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen "bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile Devlet ya da diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" hükmü ve 5841 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 3402 sayılı Kanunu'na eklenen geçici 10. maddesindeki (Bu Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih ve 2009/31-77 sayılı kararı ile iptal edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşaî) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda 4721 sayılı Kanun'un 1023. (E.M.Y. 931 - İsviçre M.Y.974) maddesindeki "İyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağına göre kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kalan taşınmazlar hakkında yapılan 2/B uygulama çalışmasının yok hükmünde olması karşısında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce orman özelliğini yitirdiği gerekçesiyle 2/B niteliğinde olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu anlaşıldığından, yerel mahkeme kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Hışım vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza ilişkin bir usulsüzlük yapıldığı ispat olunamamıştır. Kaldı ki 05.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza ilişkin olarak yapılan incelemede 2/B uygulamalarının usulüne uygun olarak yapıldığı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca da Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin bahse konu kararında belirtmiş olduğu şartlar gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla dava konusu taşınmaza ilişkin 56 no.lu Orman Kadastro Komisyonunun yapmış olduğu işlemlerin yok hükmünde olduğundan bahsedilemeyeceği, yapılan bir işlemin usulsüz olduğu gerekçesi ile genelleme yapmak sureti ile diğer işlemlerin de usulsüz olduğunu iddia etmenin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla temyiz edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 19/04/1989 tarihinde 3302 sayılı Kanun uyarınca 2/B uygulama çalışmasını hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere , 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.