Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2022/4908 E., 2025/5209 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4908 E., 2025/5209 K. (03.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4908
Karar No
2025/5209
Karar Tarihi
03.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/4908 E. , 2025/5209 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2021/8 K. KARAR : Davanın Hazine yönünden pasif husumetten reddine, 1429 parsel ve 997 parsel yönünden reddine Taraflar arasındaki davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın Hazine yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, 1429 parsel ve 997 parsel yönünden ise reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar ve asli müdahiller vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar 30.07.2013 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Yalova ili ... ilçesi ... köyünde kain 962, 996 ve 997 sayılı parsellerin 2013 yılında yapılan Orman Kadastro çalışması sonucunda 962 parselin orman olarak gösterildiğini, ancak bu yerin (2/B) arazisi olarak tespit edilerek adlarına kullanıcı belirlemesi yapılması gerektiğini, 996 parselin bir kısmının orman, bir kısmının ise (2/B) alanı olarak gösterildiğini, (2/B) olarak tespiti yapılan bu taşınmazda kendilerinin kullanıcı olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, yine 997 parselin bir kısmının orman sınırları içinde bir kısmının da (2/B) alanı olarak gösterildiğini, bu yerin öncesinde hükmen adlarına tescil edilen yer olduğunu, daha önce hakkında kesinleşmiş Mahkeme kararı olan yere ilişkin orman belirlemesi yapılamayacağını ileri sürerek, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemişlerdir. Asli müdahiller de aynı taleplerle davaya katılmışlardır. Davalılar cevaplarında davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıların davalı Hazine hakkında açtığı Orman Kadastrosu tespitine itiraz davasının husumet nedeniyle reddine, davacıların davalı ... ve dahili davalı ... ve Su İşleri Bakanlığı hakkında açtığı Orman Kadastrosu tespitine itiraz davasının esastan reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar ve asli müdahiller vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/574 Esas, 2019/7249 Karar sayılı ilamıyla; "Davacı gerçek kişilerin 962 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 962 parsel sayılı taşınmazın hükmen Hazine adına tescil edilmiş olduğu, davacıların hukukî yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmaz yönünden hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı gerçek kişilerin 996 sayılı parselden ifrazen oluşan 1428 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 996 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmasında kişiler adına tarla vasfıyla tespit edildiği, Hazinenin itirazı üzerine tapulama komiyonunca Hazine adına tespitine karar verildiği, gerçek kişinin tapulama komisyonu kararına itirazı üzerine ... Tapulama Mahkemesinin 2/7/1987 gün ve 1985/547 E. - 1986/272 K. sayılı kararıyla Hazine adına tescil edilmiş olduğu, yargılama sırasında 1428 ve 1429 sayılı parsellere ifraz edildiği, ifrazen gelen 1428 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, davacıların dava açmakta hukukî yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek bu taşınmaz yönünden hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı gerçek kişilerin 996 sayılı parselden ifrazen oluşan 1429 sayılı parsel hakkındaki temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı gerçek kişilerin bu taşınmazın kullanıcısı olduklarını iddia ettikleri, dava konusu taşınmazın uzman orman bilirkişisinin 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahditi haritası ve 2013 yılında ilân edilen aplikasyon, 2/B madde uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, hüküm tarihinden sonra 2017 yılında yörede 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi uyarınca kullanım kadastrosu yapıldığı, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği, buna göre çekişmeli taşınmazın 107 ada 17 parsel sayısı ve 1.130,54 m² yüzölçümü ile taşınmazın ölü ... oğlu ... kullanımında olduğu, 2/B kapsamında olduğu şerhleriyle Hazine adına tespit edildiğinin anlaşıldığı, bu doğrultuda davacıların taşınmazın kullanıcısı olduklarını iddia etmeleri karşısında davanın, kullanım kadastrosuna itiraza dönüştüğü, Mahkemece kullanıcı olarak belirlenen gerçek kişinin davaya dahil edildikten sonra taraflara bu davayla ilgili delillerini bildirme imkanı tanınıp, taraf delilleri toplanıp, oluşacak sonuca göre taşınmazın kullanım kadastrosu tarihinde fiilî kullanıcısının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, davacı gerçek kişilerin 997 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; davacı gerçek kişilerin 997 parsel sayılı taşınmazın tescil ilamıyla oluştuğunu, tescil ilâmının eldeki davanın tarafları bakımından kesin hüküm teşkil ettiğini, yine taşınmazın öncesinin orman olmadığı halde, 2/B kapsamında orman sınırları dışına çıkarılan yer olarak belirlendiğini ileri sürerek orman kadastrosuna itiraz ettikleri, davacıların kesin hüküm bulunduğu yönündeki taleplerine ilişkin olarak; 997 parsel sayılı taşınmazın 1983 yılında 766 sayılı Tapulama Kanununa göre yapılan tapulama çalışmasında 1951-1953 yıllarında ... oğlu ... tarafından emek sarf edilerek tarla haline getirildiği, arazinin toprak yapısı itibariyle tarıma elverişli olduğu ve adı geçenin de 1976 yılında ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, tespit tarihinde mirasçıların zilyetliğinde olduğu ancak taşınmazın 1617 sayılı Kanun kapsamında olup zilyetlikle iktisap edilemeyecek yerlerden olduğundan bahisle beyanlar hanesinde kullanıcıları belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edildiği, gerçek kişilerin itirazlarının komisyonca reddedildiği, gerçek kişilerin kadastro mahkemesinde Hazine aleyhine dava açtıkları, yargılama sonunda ... Kadastro Mahkemesinin 06.09.1988 gün ve 1988/12 E. - 1988/96 K. sayılı kararıyla kişilerin davasının kabulü ile taşınmazın kararda belirtilen hisselerde davacı gerçek kişiler adına tesciline karar verildiği, 997 sayılı parselin ilâma dayanılarak malikleri adına tescil edildiği, 1988/12 Esas sayılı davada Orman Yönetiminin taraf olmadığı, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdide göre taşınmazın konumunun incelenmediği, orman araştırması yapılmadığı, yine anılan taşınmaz hakkında başka dosyalarla birleştirme ve tefrik yapıldığı, en son ... Kadastro Mahkemesinin 1986/114 Esas sayılı davasında 997 sayılı parselin de aralarında bulunduğu taşınmazlar hakkında verilen hükmün Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.05.2005 gün ve 2004/7791 E. - 2005/882 K. sayılı kararıyla 997 sayılı parselin de aralarında bulunduğu taşınmazlar hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları bulunup bu kararlar uyarınca tapuya tescil edildiklerinden bu parseller ile ilgili sicil oluşturulmasına yer olmadığına cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzletilmesine karar verildiği, Dairenin anılan kararında, “çekişmeli parseller Hazine adına tespit edilip, davası ya da davaya aktif katılımı dolayısıyla taraf sıfatı olmadığı halde, Orman Yönetiminin mahkemece verilen tensip kararı ile davaya dahil edilmesi ve karar başlığında dahili davalı olarak gösterilmesi Orman Yönetimini davanın tarafı yapmaz” denildiğine göre tescile esas kadastro mahkemesinin 1998/12 Esas sayılı kararı ile yine zikredilen 1986/114 Esas sayılı davada verilen hükmün eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği, bu doğrultuda davacı gerçek kişilerin 997 sayılı parselle ilgili orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B çalışmasına yönelik itirazları bakımından; mahkemece, yapılan orman kadastrosu çalışması sırasında dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakıldığı gerekçesiyle gerçek kişilerin davasının reddine karar verilmiş ise de; varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı, tahdit uygulamasının yeterli olmadığı, taşınmazın 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve kesinleşen tahdide göre konumunun belirlenmesi gerektiği, bu doğrultuda araştırma yapılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği, davalı Hazinenin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; 997 ve 1429 sayılı parseller yönünden bozma nedenine göre Hazinenin bu parseller hakkındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerektiği, 962 ve 1428 sayılı parseller yönünden ise; mahkemece Hazine bakımından husumetten ret kararı verildiği, davanın ret nedeni diğer davalılar bakımından faklı olduğundan kendisini vekille temsil ettiren Hazine lehine olmak üzere ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, tüm davalılar bakımından tek vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının, 962 parsel sayılı taşınmaz ile 996 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 1428 parsel sayılı taşınmaz yönünden onanmasına, 997 parsel sayılı taşınmaz ile 996 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 1429 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmasına, 997 parsel sayılı taşınmaz ile 996 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 1429 parsel sayılı taşınmaz yönünden Hazinenin vekalete yönelik temyiz itirazlarının reddine, 962 parsel sayılı taşınmaz ile 996 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen 1428 parsel sayılı taşınmazlar hakkında ise vekalet ücretine yönelik olarak bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre 1429 parselin (kullanım kadastrosu sonrası 107 ada 17 parsel) kullanıcısının kullanım kadastro tespitinde belirlenen ... mirasçılarının olduğu, 997 parselin ise 1948 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları içinde olduğu, 962 parsel ile 996 parselden ifrazen oluşan 1428 parsel hakkında verilen kararın daha öncesinde kesinleştiği, aplikasyona itiraz yönünden de Hazinenin husumeti bulunmadığı" gerekçesiyle, davacıların davasının davalı Hazine yönünden pasif husumet eksikliği sebebiyle reddine, dava konusu Yalova ili ... ilçesi ... köyü 962 parsel ile 996 parselden ifraz edilen 1428 parsel sayılı taşınmaz yönünden Mahkemece verilen 2013/202 Esas ve 2016/4 Karar sayılı karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğinden bu taşınmazlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu taşınmazlara ait tespit tutanaklarının kesinleştirilerek tescili için dosyanın onaylı bir sureti eklenerek .... Tapu Müdürlüğüne yazı yazılmasına, dava konusu Yalova ili .... ilçesi ... köyü eski 1429 parsel (yeni 107 ada 17 parsel) sayılı taşınmazla ilgili kullanım kadastrosu tespitinin iptali ile "taşınmaz tapu kaydı beyanlar hanesine ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ...'un kullanımındadır." yazılmasına, dava konusu Yalova ili ... ilçesi ... köyü eski 997 parsel (yeni 108 ada 151 parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve asli müdahiller vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; aplikasyon ve (2/B) çalışmasına itiraz ile kullanıcı şerhi verilmesi istemlerine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1948 yılında keşinleşen orman tahdidi, 01.07.2013 tarihinde ilan edilen, evvelce sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve sınırlaması yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik (2/B) madde uygulaması vardır. 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacılar ve asli müdahiller vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda; 1429 parsele ilişkin dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince kadastro tespitinin iptaline karar verildiği halde, taşınmaz hakkında sicil oluşturulacak şekilde (2/B) şerhi ile birlikte Hazine adına tesciline hükmedilmemesi, yine daha önce Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/574 Esas, 2019/7249 Karar sayılı ilamıyla kesinleşmiş olan 962 ve 1428 parsellerle ilgili davanın niteliği kadastro tespitine itiraz olmamasına ve anılan taşınmazların tapuda kayıtlı olmasına rağmen "..bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleştirilerek tescili için Tapu müdürlüğüne gönderilmesi..." şeklinde hüküm kurulması infazda tereddüte neden olacağından isabetli değildir. Ne var ki; bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni kuralları da gözetilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar ve asli müdahiller vekilinin tüm, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı Hazine vekilinin, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilerek kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan "...bu taşınmazlara ait tespit tutanaklarının kesinleştirilerek tescili için dosyanın onaylı bir sureti eklenerek Altınova Tapu Müdürlüğüne yazı yazılmasına..." cümlesinin hükümden çıkarılmasına, yine hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde yer alan "yazılmasına" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine" "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılarak tespitteki yüzölçüm ve vasıfla Hazine adına tespit ve tapuya tesciline.." cümlesinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı