Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2022/4302 E., 2025/5207 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4302 E., 2025/5207 K. (03.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4302
Karar No
2025/5207
Karar Tarihi
03.07.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2022/4302 E. , 2025/5207 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/506 E., 2021/547 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı, davalı Hazineyi temsilen Mal Müdürü ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilip, duruşmalı inceleme talebi değerden reddedildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı 26.06.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdiği .... ilçesi ... mahallesinde bulunan taşınmazların mahkeme kararları, vergi kayıtları ve tapu kayıtları ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğundan adına tescilini veya 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman vasfını kaybetmiş yer olarak belirlenmesini talep etmiş, Pazarcık Kadastro Mahkemesi orman kadastrosunun 2006 yılında ilan edildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı ile dosyayı görevli Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazın tahdit sınırları içinde olduğundan hangi nedenle olursa olsun orman sınırları dışına çıkarılması yönünde idareyi zorlayıcı dava açılamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 13.03.2018 tarihli ve 2016/7492 Esas, 2018/1737 Karar sayılı ilamıyla; "Davacının, dava dilekçesinde iki farklı talepte bulunduğu, ilk talebinin çekişmeli taşınmazların 2/B kapsamına alınması olduğu, mahkemece davacının bu yöndeki talebi hakkında davasının reddine karar verilmiş olup bu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı ikinci talebinde aynı zamanda çekişmeli taşınmazların orman olmadığı kendi özel mülkü olduğu iddiası ile tescil iddiasında bulunduğundan bu yönüyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesine göre 10 yıllık sürede açılmış orman kadastrosuna itiraz davası olarak değerlendirilip davacının dayandığı tapu kaydı, mahkeme ilamı ve vergi kayıtları getirilip mahallinde uygulanması, hükmün kesin hüküm olup olmadığının değerlendirilmesi, taşınmazların hava fotoğrafları ve memleket haritasında konumunun belirlenmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğu, bu doğrultuda orman araştırması yapılması, dayanılan tapu kaydının ve mahkeme kararlarının uygulanması, dava konusu edilen yerler orman değilse, tapu kayıtları uymuyorsa, zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Bozma sonrası yapılan keşif neticesinde alınan 03/02/2021 tarihli fen bilirkişi raporunda; davacının dava konusu ettiği taşınmazda krokide (A), (B), (C), (D), (F), (G), (H) harfleri ile gösterilen alanların Kahramanmaraş ili ... ilçes, ... Mahallesi 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu sınırı içerisinde kaldığı; (E) harfi ile gösterilen alanın Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu sınırı içerisinde kaldığı, I harfi ile gösterilen alanın Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu sınırı içerisinde kaldığının tespit edildiği, 102 ada 5 parselin orman vasfıyla kadastro sonucu Hazine adına, 115 ada 1 parsel ve 119 ada 1 parselin ise davalı gerçek kişiler adına tapuya tescil edildiği, davacının 102 ada 5 parsel içinde kalan taşınmaz bölümleri ile ilgili eldeki davada dayandığı iddialarla ....Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/404 ve 2009/233 Esas sayılı dosyalarında da ayrı ayrı dava açtığı, dava konusu yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlik koşullarının oluşmaması nedeniyle davaların reddine karar verilip kesinleştiği, bu dosyalarda alınan orman bilirkişi raporlarında; dava konusu 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın (A) ve (B) harfi ile gösterilecek şekilde öncelikle 2 parçaya ayrıldığı, daha sonra ise (A) harfi ile gösterilen alan kendi içerisinde (A1), (A2), (A3) olarak 3 parçaya; (B) ile gösterilen alan ise (B1) ve (B2) olarak 2 parçaya ayrıldığı, bilirkişiler raporlarında (A1), (A3) ve (B1) ile gösterilen alanların orman sayılmayan yerlerden olduğunu, (A2) ve (B2) ile gösterilen alanların ise orman sayılan yerlerden olduğunu, ormandan açma olduklarını beyan ettikleri, kesinleşen bu Mahkeme ilamlarına konu orman bilirkişi raporlarında 102 ada 5 parsel içerisinde gösterilen (A1) olarak işaretlenen 34.562,40 m²lik alanın, Mahkemenin eldeki dosyasında 03/02/2021 havale tarihli fen raporunda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen toplam 38.407,41 m²lik alana denk geldiği, yine kesinleşen dosyada (A2) olarak işaretlenen 60.923,86 m²lik lanın, Mahkemenin eldeki dosyasında 03.02.2021 havale tarihli fen raporunda (H) harfi ile gösterilen toplam 62.426,91 m²lik alana denk geldiği, kesinleşen dosyada (A3) olarak işaretlenen 16839.44 m²lik alanın, Mahkemenin eldeki dosyasında 03.02.2021 havale tarihli fen raporunda (G) harfi ile gösterilen toplam 8.673,07 m²lik alana denk geldiği, kesinleşen dosyada (B1) olarak işaretlenen 5.703,60 m²lik alanın, Mahkemenin eldeki dosyasında 03.02.2021 havale tarihli fen raporunda (A) harfi ile gösterilen toplam 7.964,43 m²lik alana denk geldiği, kesinleşen dosyada (B2) olarak işaretlenen 7.544,90 m²lik alanın, Mahkemenin eldeki dosyasında 03.02.2021 havale tarihli fen raporunda (B) harfi ile gösterilen toplam 11.605.18 m²lik alana denk geldiği, bu kapsamda, Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan fen raporu ve Orman mühendisi bilirkişi raporunda; 102 ada 5 parsel yönünden, kesinleşen Mahkeme dosyalarına uyumlu şekilde, hava fotoğrafları ve gizli memleket haritaları da uyarlanarak yapılan tespitlerde, dava konusu fen raporunda (B) ve (H) harfi ile gösterilen alanların orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilmiş olup, fen raporunda (B) ve (H) harfi ile gösterilen alanlar kesinleşen Mahkeme dosyalarında (A2) ve (B2) olarak gösterilen alanlar olup, bu alanların orman vasfından mütevellit davacı adına tescilinin yapılamayacağına dair kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunduğundan, davacının bu alana dair isteminin kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiği, dava konusu ... Mahallesi 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, keşif sonrası hazırlanan 03.02.2021 havale tarihli fen raporunda (A), (C), (D), (F), (G) harfleri ile gösterilen alanları ise, kesinleşen mahkeme dosyalarında alınan raporlarda da orman sayılmayan yerlerden olup, bu alanların red gerekçesi zilyetlik süresinin dolmamış olmasının olduğu, bu doğrultuda, Mahkeme nezdinde yapılan yargılamada celp edilen hava fotoğrafları ve gizli memleket haritalarından, dava konusu bu yerlerde zilyetliğin 1990-2000 li yıllarda başladığının tespit edildiği, ancak dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve tanık anlatımlarından dava konusu bu yerlerde davacının zilyetliğinin en az 20-25 yıl öncesine dayandığının anlaşıldığı, dava konusu yerdeki tarım alanlarını davacı tarafın açtığı, imar ve ihya ettiği, ağaçları kendisinin diktiğinin beyan edildiği, alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da taşınmazın (A) harfi ile gösterilen alanında 20-25 yaşlarında ceviz ve kiraz ağaçlarının mevcut olduğu, (C) harfi ile gösterilen alanında 25-30 yaşlarında ceviz ve 20-25 yaşlarında kiraz ağaçlarının olduğu, (F) ile gösterilen alanlarında 8-10 yaşlarında badem ağaçları olduğu, (G) harfi ile gösterilen alanlarında 20-25 yaşlarında kiraz ve ceviz ağaçları olduğu, kısmen bağ olduğunun bildirildiği, bu doğrultuda mahalli bilirkişi beyanları, tanık anlatımları ve hava, uydu fotoğrafları, gizli memleket haritaları birlikte değerlendirilerek dava konusu (A), (C), (F), (G) harfi ile gösterilen alanlarda davacının zilyetliğinin 20 yılın üzerinde olduğu tespit edildiğinden, bu alana ilişkin talebinin kabulü gerektiği, her ne kadar orman bilirkişi raporunda bu alanlarda zilyetliğin 1990- 2000 li yıllarda başladığı belirtilmekte ise de, gizli memleket haritalarından 1988- 2002 yılları arasına ilişkin bir inceleme yapılamadığı, hava fotoğrafları yönünden ise 1984 ve 1999 yılı fotoğraflarına ulaşıldığı ve bu hava fotoğraflarının tetkik edildiği, bu haliyle 1990 yılı öncesinde zilyetliğin başladığına dair ziraat raporuna ve mahalli bilirkişi beyanlarına üstünlük tanınması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, dava konusu ... Mahallesi 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, keşif sonrası hazırlanan 03.02.2021 havale tarihli fen raporunda (D) harfleri ile gösterilen alanı yönünden; ziraat mühendisi bilirkişi raporunda açıkça taşınmazda uzun yıllar önce tarımsal faaliyet yapıldığı ancak son 5-6 yıldan beri sürülüp ekilmediği, boş bırakıldığı, mera bitkileri olan keven ve kevger gibi çok yıllık bitkilerin kendiliğinden yetiştiği tespit edildiğinden, yine incelenen hava fotoğrafları ve gizli memleket haritalarında üzerinde tarımsal faaliyet olmayan, hali arazi niteliğinde kullanılmayan bir taşınmaz olduğu tespit edildiğinden, mahalli bilirkişi beyanlarını ve tanık beyanlarını destekler yan delil bulunmadığından, dava konusu tahrir ve eski tapu kayıtlarının bu alana uymadığı yönünde de kesinleşen mahkeme kararı bulunduğundan, davacının bu alana dair isteminin reddi gerektiği, keşif neticesinde alınan 03.02.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda; davacının dava konusu ettiği taşınmazda krokide (E) harfi ile gösterilen alanın Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu sınırı içerisinde kaldığı, (I) harfi ile gösterilen alanın Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu sınırı içerisinde kaldığı tespit edilmiş olup, davacı taraf 115 ada 1 no.lu parselin fen raporunda (E) harfi ile gösterilen 1.947,39 m²lik alanının ve 119 ada 1 pasrel sayılı taşınmazın fen raporunda (I) harfi ile gösterilen 502,25 m²lik alanının zilyetliğe dayalı olarak tapusunun iptalini talep ettiği, yapılan keşifte bu alanların davalı şahıslar adına tapuda kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, orman vasfına sahip olmadıklarının görüldüğü, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve tanık anlatımlarının ortak değerlendirmesinden, davacının bu alanlardaki zilyetliğinin şüpheden uzak şekilde ispat edilemediğinin anlaşıldığı, davacının dayandığı tahrir kayıtları, eski tapu kayıtları, 102 ada 5 parsel içerisindeki alan yönünden olup, zemine uyup uymadığı hususunda 102 ada 5 parselde değerlendirildiği, kaldı ki davacı tarafın, 102 ada 5 parsel için tapu ve vergi kaydına, harici satış sözleşmesine ve men'i müdahale dosyalarına dayanarak açtığı kesinleşen mahkeme dosyalarından 2007/404 Esas sayılı dosyaya 15.10.2008 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinde de, kendi taşınmazının sınırlarını çizerken, davalıların 115 ada 1 parsel ve 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarını sınır kabul etmiş olması da, malik sıfatıyla zilyetlik iddiasını hukuki temelden uzaklaştırdığı, kesinleşen mahkeme dosyasında fen raporunda çizilen sınırların da, 119 ada 1 parsel ve 115 ada1 parsel yönünden hudut hududa çizildiği anlaşıldığından, davacı tarafın bu taşınmazlara yönelik ispatlanamayan talebinin reddinin gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı Hazine adına kayıtlı Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ... tarafından tanzim edilen 03.02.2021 tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 7.694,43 m²lik kısmı, (C) harfi ile gösterilen 18.876,25 m²lik kısmı, (F) harfi ile gösterilen 3.166,94 m²lik kısmı, (G) harfi ile gösterilen 8.673,07 m²lik kısmı olmak üzere toplam 38.410,69 m²lik kısmının Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Mahallesi 119 ada 1 parsel ve 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazların sınırına dahil olan tescil talebinin reddine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 2006 yılında 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükümlerine göre orman kadastrosu ile 2015 yılında 3402 sayılı Kanun kapsamında orman kadastrosu yapılmış ormanlarda 2/B uygulaması yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacının, tapuda orman vasfıyla kayıtlı bulunan 102 ada 5 parsel ve yine tapuda davalı gerçek kişiler adına kayıtlı bulunan 115 ada 1 ve 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazların içinde kalan bölümlere yönelik olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde mahkeme kararları, vergi kayıtları, tapu kayıtları ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak eldeki tapu iptal ve tescil talepli davayı açtığı, dosya kapsamından, davacı ...'in 102 ada 5 orman parseli içinde bulunan taşınmaz bölümlerine ilişkin olarak eldeki davada dayandığı iddialarla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/404 Esas ve 2009/233 Esaslarında da Hazine ve Orman İdaresi aleyhine ayrı ayrı davalar açtığı, bu davalarda yapılan yargılamalar sonucunda, dava konusu ettiği 102 ada 5 parsel içindeki yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu ve zilyetlik şartlarının oluşmadığı gerekçeleriyle davaların reddedildiği, 2007/404 Esasında verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 2009/15245 Esas, 2009/16166 Karar sayılı ilamı ile 2009/233 Esasında verilen kararın ise Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 2010/3805 Esas, 2010/5351 Karar sayılı ilamıyla onandığı ve kesinleştiğinin anlaşıldığı, dosyada alınan 01.02.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda; davacının eldeki davada dava konusu ettiği yerlerin, daha önce dava açıp ret kararı ile sonuçlanan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/404 Esas ve 2009/233 Esas sayılı dosyalarında dava konusu edilen 102 ada 5 parsel içindeki yerlerle aynı yerler olduğunun belirtildiği, ancak bu durumun, tüm davalardaki krokiler ile eldeki davanın krokisinin çakıştırılması suretiyle gösterilmediği, fen bilirkişisinin bu tespitinin İlk Derece Mahkemesince de benimsendiği, dolayısıyla bu kabul çerçevesinde, daha önce verilip kesinleşen redde ilişkin anılan hükümlerin 102 ada 5 parsel içindeki tüm taşınmaz bölümleri yönünden kesin hüküm oluşturacağının düşünülmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirmede bulunulduğu, buna göre; dava konusu taşınmaz bölümlerinden (B) ve (H) ile gösterilen yerlerin kesinleşen dosyalarda orman sayılan yer olduğu, tarafınca yapılan araştırmada da orman olduğunu saptadığını, bu nedenle önceki kesinleşen hükümlerin (B) ve (H) ile gösterilen bölümler yönünden bu davada kesin hüküm oluşturduğunu gerekçe yerinde belirtmesi, yine (A), (C), (D), (F), G harfleri ile gösterilen bölümlerin, kesinleşen dosyalarda orman sayılmayan yer olduğunun belirlendiğini ancak, davacının zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, tarafınca yapılan zilyetlik araştırmasına göre ise (D) harfi dışındaki (A), (C), (F) ve (G) ile gösterilen yerler açısından davacının zilyetliğinin bulunduğunu gerekçe yerinde belirtmesi doğru olmamış, bu gerekçelerle hüküm kurulması usul ve kanun aykırılık oluşturmuştur. Öte yandan, davacının ... Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/85 Esas, 2009/60 Esas, 2011/514 Esas, 2010/230 Esas, 2009/385 Esas sayılı dosyalarında orman suçları yönünden sanık konumunda bulunduğu ve mahkum olduğunun anlaşıldığı, bu davalarda dava konusu olan yerlerin eldeki dava yönünden 102 ada 5 parsel içindeki aynı yerlere tekabül edip etmediğinin de araştırılmadığı anlaşılmıştır. Yine 115 ada 1 ve 119 ada 1 parseller içinde kalan bölümler yönünden davacının dayandığı tapu kaydı, mahkeme kararları vergi kayıtları ve zilyetlik iddiaları yönünden araştırma yapılmadan karar verilmiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/404 Esas ve aynı Mahkemenin 2009/233 Esas sayılı dosyalarındaki krokiler ile davacının orman suçları nedeniyle yargılandığı ve mahkum olduğu dava dosyaları araştırılıp, buradaki krokiler getirtilerek, eldeki davada fen bilirkişi tarafından düzenlenen kroki ile çakıştırılmalı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/404 Esas ve 2009/233 Esas sayılı dosyalarında dava konusu olan yerler ile eldeki davada dava konusu olan aynı yerler hakkında, 2007/404 Esas ve 2009/233 Esasında verilen ret kararları kesin hüküm teşkil ettiğinden bu yerler hakkında davanın reddine karar verilmeli, yine davacının yargılandığı Sulh Ceza Mahkemesinde orman suçlarından mahkumiyet hükmü kurulan yerlerin eldeki davada dava konusu olan 102 ada 5 parsel içindeki yerlerden olması durumunda, taraflar arasında bu yerlerin hukuki durumunun orman sayılan yer olacağı düşünülmeli, nihai olarak 2007/404 Esas ve 2009/233 Esas ile Sulh Ceza Mahkemesindeki davalarda dava konusu yerler dışında olupta, 102 ada 5 parsel içindeki dava konusu yerler bulunması durumunda bu yerlere ilişkin eski belgelere dayalı orman araştırması ile birlikte davacının dayandığı iddialar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonuca gidilmeli, yine tapuda davalı gerçek kişiler adına kayıtlı 115 ada 1 ve 119 ada 1 parsel içinde kalan taşınmaz bölümleri ile alakalı davacının dayandığı tapu kaydı, mahkeme kararları, vergi kayıtları ve zilyetlik yönünden araştırma yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; Davacı, davalı Hazineyi temsilen Mal Müdürü ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı