Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2022/8492 E., 2025/5195 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8492 E., 2025/5195 K. (03.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8492
Karar No
2025/5195
Karar Tarihi
03.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/8492 E. , 2025/5195 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/666 E., 2022/661 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı, davalı ... davalı ... İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; sınırlarını bildirdikleri ... beldesinde bulunan taşınmazın, 1956 yılı arazi kadastrosunda taşlık ve çalılık olarak tapulama dışı bırakıldığını, taşınmazı 25-30 yıl önce imar ve ihya ederek malik sıfatıyla zilyet ettiklerini, lehlerine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğunu bildirerek, Türk Medenî Kanunu'nun 713. maddesi gereğince adlarına tapuya tescilini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, 9.635 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararı ile bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 7.573,04 m² taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiş, karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi ilamı ile bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile bilirkişi raporunun ekindeki krokide sınırları kırmızı renkli çizgi ile belirlenmiş olan 7.676,42 m² alanlı taşınmazın davacılar ... mirasçıları, ..., , ... mirasçıları, ... ve ... adına .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.10.1985 tarihli ve 1985/1245 Esas, 1985/956 Karar sayılı veraset ilamı ile .... Noterliğinin 23.11.2016 tarihli ve ... yevmiye no.lu ve 23.11.2016 tarihli ve 29684 yevmiye no.lu veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... ve arkadaşları ile davalılardan Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin kararı ile özetle; 24.01.2013 tarihli Mahkeme kararının davacılar tarafından temyiz edilmediğinden 7.573,04 m² yönünden usulü kazanılmış hak oluştuğu, 7.573,04 m²'lik bu kısım yönünden araştırma yapılıp karar verilmesi gerektiği göz ardı edildiği, ayrıca İlk Derece Mahkemesince kurulan tescil hükmünün infazının mümkün olması gerektiği halde taşınmazın kim adına hangi oranda tapuya tescil edildiği de anlaşılamadığı, yine bilirkişi raporlarında taşınmazın yerleşim alanı içinde kaldığından bahsedilmiş ancak imar uygulaması olup olmadığı araştırılmadığı, Döşemealtı İlçe Belediye Başkanlığı ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmasının gerektiği, dava konusu taşınmazı kapsayan en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile davanın açıldığı 1998 tarihinden 15-20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, yeniden mahallinde keşif yapılmalı, yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; tapu ve zilyedlikle ormandan yer kazanılamayacağı, dava tarihinden 15-20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak bilirkişilerce incelenip, taşınmazın üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığını gösterir rapor alınarak, kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği hususlarında karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; uyulan Yargıtay bozma ilamı kapsamında mahallinde yapılan keşif sonucunda alınan fen bilirkişisi raporuna göre dava konusu taşınmazın rapor ekindeki krokide kırmızı çizgili ile işaretli (B) harfi ile gösterilen 6.205m²'lik alan olduğu 1956 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici alan olarak bırakıldığı, fakat tescil harici bırakılmasına ilişkin gerekçe ve nedene dair herhangi bir tutanak ve belgenin söz konusu olmadığı bu anlamda dava konusu taşınmazın zilyetlik ile kazanılabilecek yerlerden olduğu, tüm yargılama aşamasında alınan ziraat bilirkişisi raporlarına göre dava konusu taşınmazın imar ihyasının dava tarihinden 28-30 yıl önce tamamlanmış nitelikteki tarım arazisi olduğu, yargıtay bozma ilamı sonrasında ilgili gizli memleket haritası ile hava fotoğrafları ve diğer belgeler kapsamında yapılan keşif sonucu alınan orman bilirkişisi raporuna göre dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, dava tarihi itibarıyla davacı yönünden zilyetliğe dayalı kazandırıcı zamanaşımı ile tescil koşullarının oluştuğu davacının 20 yılı geçen süreli nizasız ve fasılasız zilyetliği ve kullanımının vaki olduğu, getirtilen tüm belgeler dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları ile anlaşılmış olup, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişisi 7.05.2021 tarihli raporunda kırmızı çizgi ile belirtilen ve (B) harfi ile işaretli 6.205 m²'lik taşınmazın, ... .. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.10.1985 tarihli ve 1985/1245 Esas, 1985/956 Karar sayılı veraset ilamı ve ..... Noterliğinin 23.11.2016 tarihli ve ... yevmiye no.lu veraset ilamında belirtilen paylar oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile talep ettiği hususların ve yerlerin imar uygulamasına girmiş olması ve tapuya bağlanması hususları değerlendirilerek bu kısımlarla ayrı dava açılması gerektiği anlaşıldığından; imar planı içerisinde kalan kısımlar ile ilgili ayrı dava açmak hususunda davacı tarafın muhtariyetine, bunun dışındaki fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; imara giden yerlerin de veraset ilamlarındaki hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince bu taleplerinin kabul edilmediği, başka dava açılmasına karar verildiğini, tesciline karar verilen yer ile birlikte imara giden yerleri de davacıların halen kullandıklarını, imara giden yerler ve tesciline karar verilen yerin birbirinden ayrılması mümkün olmayan bir bütün olduğunu, ayrıca ölen davacıların mirasçılarının isimlerinin kararda T.C. kimlik numaraları ile birlikte yazılması gerektiği aksi halde davanın kabulü halinde tescillerinin yapılamayacağını, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; çekişmeli taşınmazda dava tarihi olan 1998 den önce davacıların zilyetliğinin bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1- Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 13.04.1982 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması ve 1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu vardır. Taşınmazın tüm bu çalışmalarda tespit ve tahdit dışı kaldığı anlaşılmıştır. Dava, imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir. 2- Davalı ..., davalı ... İdaresi ve davacı vekillerinin temyiz dilekçelerinin incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı ... Orman İdaresi vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3- Çekişmeli taşınmazın, imar planı kapsamına alındığı tarih, zilyetlikle kazanım açısından önem arzetmektedir. Zira, 3402 sayılı Kanun'un ihya edilen taşınmaz mallara ilişkin 17. maddesinin 2. fıkrası, "il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmünü içermekte olup, buna göre imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerekir. Taşınmazın imar planı kapsamına alındığı tarihe kadar geçen zilyetlik süresinin 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi uyarınca aranan 20 yıla ulaşması gerektiği açıktır. Dava konusu taşınmazın 2016 yılında imar kapsamına alındığı, fen bilirkişi raporuna ekli krokide tescil harici alan (A) harfi ile gösterilen kısım 7.676,82m² iken, (C1) harfi ile gösterilen 333,40 m² ve (C2) harfi ile gösterilen kısmın 1.137,45 m² sinin imar uygulamasına tabi olduğu, geriye (B) harfi ile gösterilen 6.205,97 m² yerin tescil harici kaldığı belirtilmişse de davanın 1998 yılında açıldığı, zilyetlikle kazanım koşullarırnn bu tarihe kadar sağlanmış olması gerektiği, dolayısıyla taşınmazın 2016 yılında yapılan imar planı kapsamına alınmış olmasının dosya kapsamında davacıların zilyetlikle kazanım koşulları açısından bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu durumda; kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik kazanım koşullarının davacılar lehine oluştuğu, davacıların 24.01.2013 tarihli ve 2009/203 Esas, 2013/23 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmediği, davalılar lehine 7.573,04 m² yönünden usulü kazanılmış hak oluştuğu göz önüne alınarak, dosya kapsamında bulunan fen bilirkişisi, ...'in düzenlediği 05.03.2012 tarihli krokide sınırları kırmızı ile gösterilen 7.573,04 m² alana ilişkin tescil kararı verilmesi gerekirken, imar planı içerisinde kalan kısımlar ile ilgili ayrı dava açmak hususunda davacı tarafın muhtariyetine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Öte yandan, gerek mülga 1086 sayılı Kanun'un 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmış olup 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinin (b) bendinde, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile T.C. kimlik numaralarının, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi gerektiği belirtilmiş olup, anılan Kanun maddesi uyarınca, davanın taraflarının kararda doğru ve eksiksiz şekilde gösterilmesi gerektiği kuşkusuzdur, ayrıca mahkemece kurulan tescil hükmünün infazının mümkün olması gerektiği halde taşınmazın kim adına hangi oranda tapuya tescil edildiği anlaşılamamıştır. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR : Yukarıda (IV.B.2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; davalı ... Orman İdaresi vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (IV.B.3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılar adına ...'e iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1d03d438a8f027bc 816f0d449c2e3a8d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı