8. Hukuk Dairesi 2022/3528 E. , 2025/2786 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1331 E., 2021/1600 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/57 E., 2019/35 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro çalışmaları sonucunda; Kırklareli ili ... ilçesi ... köyü ... Civarı mevki 101 ada 248 parsel 12324,77 metrekare tarla vasfıyla evveliyatı tapulu (03.04.1962 tarih sıra: 1 , cilt: 39, syf :83 5 ve 04.12.1939 tarihli sıra: 4 cilt: 26 ve syf: 18 5414 metrekare) olmakla 06.06.2003 tarihinde 3/ 4 hisse ile ..., 1/ 4 hisse ile ... oğlu ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine vekili; dava konusu 101 ada 136, 189, 248 ve 274 parseller ile 132 ada 1, 2 ve 3 parselin kadastro çalışması esnasında davalı adına tescil ediliğini, taşınmazların kullanılmadığını ,orman ile çevrili olduğunu, içinde orman emvalinin olduğunu, imar ihya edilmediğini, dolayısıyla zilyetlik koşullarının oluşmadığını, taşınmazın tapu miktar fazlasının iptali ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 101 ada 248 parsel yönünden tefrik kararı verilmesi üzerine dosya şimdiki esasını almıştır. Asli müdahil Orman İdaresi vekili; dava konusu 101 ada 248 parselin bulunduğu yerde 1966 yılında İstihkamtepe serisi ormanları için orman tahdit çalışması yapıldığı , 2003 yılında ise 3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) uygulaması yapıldığı, dava konusu taşınmazın eski tapu kaydında 5414 metrekare olduğu, kadastro sonucunda 12324 m2 olarak tescil edildiği arada 6910 metrekare tapu miktar fazlası olduğu taşınmazın güney, kuzey ve batısının orman olduğu ve güneybatı kısmının ise kısmen ağaçlık olduğunun tespiti ve taşınmazın ormandan açma olduğunun kabulü ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. Bir kısım davalılar vekili ile bir kısım dahili davalılar ayrı ayrı; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince; keşif ve keşif sonucu oluşa uygun yeterli denetime açık bilimsel esaslara dayalı krokili bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi beyanları ve tüm dosya kapsamında bulunan deliller birlikte değerlendirildiğinde; keşif esnasında dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağı ile komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanak tapu kayıtları ile beraber zeminde uygulandığı, hükme esas alınan orman bilirkişisi tarafından sunulan raporda; dava konusu taşınmazın tamamının 6831 sayılı Orman Kanuna göre kadastro krokisi ve orman kadastro tutanaklarına göre orman sınırı dışında Devlet ormanı sayılmayan yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmadığı, dava konusu taşınmazın hukuki ve aktuel durumunun Devlet ormanı olmadığının belirtildiği, ziraat bilirkişisinin raporu ile de taşınmazın tarım arazisi olduğunun belirtildiği, her ne kadar dava konusu taşınmazın tapu kayıt miktarı ile kadastro tespit miktarı arasında miktar fazlası bulunmakta ise de; bu fazlalığın evveliyatı orman olan veya ormana elatmak suretiyle kazanılmış yerlerden olmadığı, miktar fazlasının zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, en eski ve en yeni hava fotoğraflarında taşınmazın açık alanda orman sayılmayan alanda kaldığı, tapu tarihinden itibaren tespitin yapıldığı 2003 yılına kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli 101 ada 248 parselin 1966 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, eski tarihli resmî belgelerde de orman sayılmayan yerlerden olduğu, miktar fazlalığı var ise de, incelenen resmî belgelere göre öncesi itibarı ile hiçbir zaman orman olmadığının belirlendiği, 1966 yılında orman kadastrosunun kesinleşmesiyle tapudaki orman sınırının sabit hale geldiği ve üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçtiği, dolayısıyla artık kayıt miktar fazlasının ormandan kazanıldığından sözedilemeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bu kez davacı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1966 tarihinde yapılıp kesinleşen seri bazda yapılmış İstihkamtepe Devlet Ormanı serisi, 2002 yılında yapılmış ... sınırları içinde kalan ormanların 3402 sayılı Kanuna esas olmak üzere 6831 sayılı Kanuna göre orman sınırlarının tespiti, evvelce yapılan sınırlamanın aplikasyonu ve aynı kanunun 2/b madde uygulaması bulunmaktadır. Dava konusu taşınmaza ilişkin dayanak tapu kaydı incelendiğinde; doğusunun dere, batısının bayır, kuzeyinin dere ve güneyinin hali arazi olduğu, intikal ve satışlar sonucu 3/4 hissesinin ...'e ait olduğu, geldisinin 04.12.1939 tarih cilt 26 syf 19 sıra 4 olduğu ve 1771 sayılı Kanuna göre .. oğlu .., karısı .. ve oğulları .. ve .. adlarına tescil işleminin yapıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmaz 12.324,77 metrekare olup davacı Hazine vekili miktar fazlası yönünden eldeki davayı açmıştır. Dosya kapsamında alınan orman bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın kuzey, batı ve güney sınırının tahdidi kesinleşen 101 ada 301 parsel nolu İstihkamtepe Devlet Ormanı ile çevrili olduğu, doğu sınırında ise 101 ada 252 tapulama parselinin bulunduğu, taşınmazın 1966 yılında kesinleşen orman tahdidine göre CCXX no ile gösterilen orman sayılmayan iç parsel içinde kaldığı 1960 yılı memleket haritasında taşınmazın büyük bölümünün renksiz orman dışı alanda kaldığı güneydoğu ve kuzeybatısında yeşil renkli alanların kaldığı hava fotoğrafı ile değerlendirilmesinin parselin durumunu ortaya koyacağı belirtilmişse de memleket haritasına altlık olan hava fotoğrafı üzerinde hiç bir değerlendirme ve çakıştırma yapılmadığı, zilyetliğin değerlendirilmesi için ise 1975 ve 1987 yılı memleket haritalarından yararlanıldığı, taşınmazın büyük bölümünün renksiz, güneydoğu ve kuzeybatısının ise yeşil renkli olduğu, tahdide en yakın tarihli 1968 yılı hava fotoğrafında taşınmazın tamamının açık olduğu, 1973 yılı hava fotoğrafında yine parselin tamamen açık olup ziraat arazisi olduğu, 1990 yılı hava fotoğrafında ise yarısının açık kalan kısımlarında dikenlikler göründüğü parselin orman sayılan yerlerden olmadığının, net şekilde ziraat arazisi olduğunun tespit edildiği ancak stereoskopik incelemenin yapılamadığı belirtilmiş olup rapor ekinde hava fotoğrafları üzerine çakıştırma olmadığından rapor denetlenememiştir. Mahkemece daha sonra orman bilirkişiden ek rapor alınarak hava fotoğrafı çakıştırması istenilmişse de bilirkişice sadece 1972 ve 1990 yıllarına ait hava fotoğrafları üzerine çakıştırma yapılarak 1972 hava fotoğrafında taşınmazın neredeyse tamamına yakın kısmının açık ve tarım arazisi görünümünde olduğu, 1990 yılı hava fotoğrafında ise taşınmazın kuzeyinde küçük bir kısmının açık olduğu kalan kısımların dikenlik ve çalılık haline geldiği tespit edilmiştir. Şu durumda Mahkemece yapılan araştırma inceleme yetersiz olup dosya içerisinde hükme esas alınan bilirkişi raporlarından taşınmazın miktar fazlası olan kısmına ilişkin kazanma koşullarının sağlanıp sağlanamadığı tereddüte mahal vermeyecek şekilde denetlenip tespit edilememiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince; en eski tarihli hava fotoğrafları, orman tahdit çalışmalarına en yakın hava fotoğrafı ile kadastro tespit tarihinden geriye 15-20-25 yıl öncesi hava fotoğrafları getirilerek yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, yine keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığıı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesince de yapılan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3528 E., 2025/2786 K. (09.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3528
- Karar No
- 2025/2786
- Karar Tarihi
- 09.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1073 E., 2025/2794 K. 09.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4215 E., 2025/2796 K. 09.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2140 E., 2025/2798 K. 09.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/985 E., 2025/2790 K. 09.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1107 E., 2025/2791 K. 09.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2369 E., 2025/2792 K. 09.04.2025