Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/1107 E., 2025/2791 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1107 E., 2025/2791 K. (09.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1107
Karar No
2025/2791
Karar Tarihi
09.04.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/1107 E. , 2025/2791 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/281 E., 2024/135 K. KARAR : Aktif husumet yokluğundan ret Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında; Konya ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii, 163 ada 2 parsel 10639,15 m² ham toprak vasfıyla 18.12.2006 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2006 yılında yapılan kadastro çalışmalarında ... adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın çok uzun yıllar davacının murisi ... tasarrufunda olduğunu, taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile murisin verasetindeki hisse oranında davacı adına tescilini talep etmiştir. Bilahare davacı; dosyaya sunduğu beyan dilekçelerinde “biz varisler ortak kullanıyoruz” ifadesini kullanmış, 06.11.2014 tarihli 1. celsede ise “Dava dilekçemi aynen tekrar ederim, dava konusu taşınmaz miras yolu ile babamdan bize kalmıştır, babam öldükten sonra 35 yıl kadar annem kullanmıştır, nasıl oldu ise Hazine üzerine kaydedilmiş, taşınmazın üzerimize kaydını talep ediyorum, taşınmaz hali hazırda bizler tarafından kullanılmaktadır, annem araziyi hububat ekip biçerek kullanmakta idi, iki yıldır da ben araziyi buğday ve arpa ekerek kullanmaktayım” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı bozma sonrasında ara karar üzerine 28.09.2023 tarihinde verdiği dilekçesinde ise; dava konusu taşınmazda taksim yapıldığını, bunun yapıldığını gösterir mirasçılar arasında sonradan yapılmış yazılı sözleşme sureti sunularak diğer mirasçıların hakkı olmadığından tapunun iptali ile taşınmazın tamamının kendi adına tescilini talep etmiştir. ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2015 tarihli ve 2014/95 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu Konya ili ... İlçesi ... Mahallesi 163 ada 2 parselde bulunan, Kadastro çalışmalarında ham toprak olarak kaydedilen, 20.05.2015 havale tarihli fen ve kadastro bilirkişi raporuna ekli krokide sınırları gösterilen 10.639,25 m²'lik taşınmazın davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar krokide değişiklik yapar nitelikte olduğundan fen ve kadastro bilirkişilerinin 20.05.2015 havale tarihli, 163 ada 2 parsel numaralı taşınmaz hakkında ayrıntılı rapor ve krokinin kararın eki sayılmasına ve bir örneğinin karara eklenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı ... vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 09.12.2021 tarihli ve 2021/9566 Esas, 2021/12243 Karar sayılı ilamıyla “ davacının davayı açmakta aktif dava ehliyetinin mevcut olup olmadığı, taşınmazın hangi hukuki yolla (taksim, satış bağış vs .) davacıya kaldığı hususunda yeterli araştırma yapılmadan, davacının taşınmazda kendi adına miras hissesinin tescilini mi istediği yoksa 1. celsedeki beyanında belirtildiği üzere mirasçılar adına mı tescilini istediği hususu açıklattırılmadan, davacının taşınmazın ortak kullanıldığına ilişkin beyanları ile çelişkili olan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilerek taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği ,Mahkemece davacının talebi açıklatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği , bundan ayrı her ne kadar Mahkemece çekişmeli taşınmaz başında bir fen, bir kadastro ve bir ziraat bilirkişisi ile keşfe gidilerek rapor alınmış ise de, ... vekili dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğunu ileri sürmesine rağmen bu konuda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığından, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli olmadığı , Mahkemece usulüne uygun orman ve orman olmadığının tespiti hal,inde ise zilyetlik ile imar ihya araştırması yapılması gerektiği ” gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taarfından sunulan taksim sözleşmesinin suretinde tüm mirasçıların imzasının bulunmadığı, miras taksim sözleşmesinin geçerli olmadığı, dolayısıyla kendisine kaldığını geçerli bir belge ile ispatlayamadığı, davacının aktif hususmeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde 15.05.2015 tarihli keşif sırasında alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarında, taşınmazın davacının babasına ait olduğu, babasından annesine kaldığı annesinden de ...'a kaldığı, arazinin 25 yıldır ...'tan kiralanarak kullanıldığı ifade edilmiş olup taşınmazın 2006 yılında yapılan tespit öncesinde taksime tabi tutulduğu ve yerin davacıya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bundan ayrı davacı tarafça dosya içerisine sunulan 29.01.2024 tarihli "Mirasçılar Arasında Taksim Sözleşmesi" başlıklı belge içeriğinden her ne kadar anneleri ...'ın ölümünden bir ay sonra ondan kalan taşınmazlar yönünden taksim yaptıkları belirtilmişse de annelerinin 2012 yılında vefat ettiği taşınmazların babalarından kaldığı, babalarının ise 1975 yılında vefat ettiği ve esasen taksim sözleşmesinin de yazılı yapılmadığı gözetildiğinde tespit öncesinde yapılmış bir taksim bulunduğu aksi halde bu sözleşmeye Hazine adına kayıtlı bir yerin konu edilmesinin başka türlü izahı edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. O halde; Mahkemece dava konusu yerin tespit öncesinde taksime tabi tutulup tutulmadığı, davacının talebi de açıklattırılmak suretiyle tanık ve diğer tüm mirasçılar beyanıyla doğrulandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kabule göre de bozma gerekleri yerine getirilmeden, bozmada belirtilen usulde orman ve zilyetlik araştırması yapılmamış olması da doğru görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanunun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 223fe5dc6b5c1473 aa9e98984ff4a3a4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı